F    :    Fluor
F    :    Fransa
fA,lA,sİ,rE,mİ,dO,Sol    :    Bir nota
FABULİNUS    :    Bebeklerin tanrısı
FACZ    :    Saç dibinin terlemesi
FAÇA    :    Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü
FADİK    :    Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu
FADO    :    Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı
FADO    :    Portekiz halk şarkısı
FAFAA    :    Çobanın koyunu çağırması
FAFAİ    :    Koyun çobanı
FAGIRE    :    Hind nilüferi denilen bitkinin kökü
FAGOSİT    :    Organik yahut inorganik maddeleri alıp sindirebilen hücre
FAGOSİTOZ    :    Gözeyutarlığı
FAGOT    :    Perdeli bir üflemeli çalgı
FAGOT    :    Tahtadan parçaları uç uca takılı,uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı
FAĞFUR    :    İyi porselenden yapılmış Çin işi kase
FAHEKA    :    Vurulduğu yerden kan çıkartan kılıç ve neşter parçası
FAHHAR    :    Toprak testi
FAHİR    :    İftihar eden
FAHİR-FAHHAR-FAHUR    :    Çok övünen
FAHM    :    Kömür
FAHM-CESİM    :    Büyük, kebir, ulu
FAHR    :    Övünme
FAHRİYE    :    Birini övmek için kaleme alınan divan edebiyatı nazım türü
FAHRİYE    :    Divan şairlerinin kendilerini övdükler kaside
FAHS    :    Bir şeyin içyüzünü araştırma, aslını tetkik etme
FAİKİYET-GELEBE    :    Üstünlük
FAİL    :    Yapan, işleyen
FAK    :    Tuzak, kapan
FAKAD    :    Beş parmak dedikleri otun tohumu
FAKAHET    :    Şeriat bilgisinde âlimlik
FAKAKA    :    Ahmak adam
FAKE    :    Uyumak
FAKFON    :    Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım
FAKFON    :    Çinko, nikel ve bakırdan yapılan gümüş görünüşünde bir halita
FAKİH    :    Fıkıh bilgini
FAKİH    :    İslam hukuk bilgini
FAKİH-FEHİM    :    Zeki, anlayışlı kimse
FAKİS    :    Çiftçilerin kullandığı âletlerden halka gibi bir demir
FAKLEYUN    :    Semizotuna benzer bir ot
FAKOMETRE    :    Gözmerceğinin kırılma gücünü ölçmeye yarayan araç
FAKR    :    Yoksulluk
FAKS    :    Belge geçer
FAKSİMİLE    :    Gerçeği tıpatıp kopyalayan tıpkı basım
FAKS-KESR    :    Kırmak
FAKTAL    :    Matematikte, karmaşık geometrik şekillerin ortak adı
FAKTÖR    :    Bir neticeyi meydana getiren unsurlardan her birisi
FALAFEL    :    Nohutla yapılan bir yemek
FALAK    :    Falaka
FALAK    :    Sabah aydınlığı
FALAKA    :    İki matafora cundaları arasında bulunup can halatlarının bağlandığı tel halat
FALANJ    :    Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad
FALÇETE    :    Maket bıçağı
falez    :    Deniz kıyısı (sarp ve yüksek)
FALEZ    :    Denizdeki dalgalrın aşındırmasıyla, dik kıyıların altının oyulup çökmesi sonucu ortaya çıkan oluşum
FALİ    :    Falcı kimse
FALİC    :    Vücudun bir kısmını veya her tarafını tutmaz hale koyan hastalık
FALNAME    :    Falla ilgili yazılmış kitap
FALSO    :    Bir parça çalınır ya da söylenirken yapılan nota yanlışlığı
FALYA    :    Kapıp koyuverme
FALYA    :    Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik
FALYANOS    :    Balina
FALYANOS    :    Yunus balığının büyük bir cinsi
FALYANOS    :    Yunus balığının iri bir türü
FAM    :    Dolu
fam    :    Eski dilde renk
FAMA    :    Halkın sesinin sembolü
FAMGRİ    :    Mercan balığı türü
FAN    :    Hava ya da gaz akımı oluşturmakta kullanılan aygıt
FANDANGO    :    Üç zamanlı, canlı, gitar ve kastenyel eşliğinde oynanan bir İspanyol dansı
FANFAN    :    Konuşması çok iyi anlaşılmayan
FANFAR    :    Askeri ve av müziğinde nefesli çalgılarda kullanılan işaret
FANFAR    :    Üflemeli bakır çalgılardan oluşan orkestra
FANİ    :    İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti
FANİ    :    İnsanın gözünün algıladığı ışık şiddeti
FANİD    :    Bayat şeker
FANKUİ    :    Kasap tanrısı
FANON    :    Balinaların çenelerini baştan başa kaplayan püskülümsü dişler
fanta    :    Bir küçük kuş
FANTA    :    Mavimsi yeşil renkli bir tür baştankara
FANTASIE    :    Serbest şekilde yazılmış müzik parçası
FANTASTİK    :    Düşsel
FANTASTİK    :    On sekizinci asırdan başlayarak Fransa’da gelişen bir edebi tür
FANTAZİ    :    Formlara bağlı kalmadan serbest olarak yazılmış besteler(Müz.)
FANTAZMA    :    Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri
FANTAZYA    :    Arapların bayramlarda yaptıkları atlı gösteri
FANTİ    :    İskambilde vale, bacak, oğlan
FANUS    :    Bazı şeylerin üstüne kapatmak için camdan yapılmış kapak
fanus    :    Fener(süslü,ayaklı)
FANUS    :    Sâbit ve süslü fener
FANZİN    :    İllegal yollardan basilan dergi
FANZİN    :    Yaygın medya kuruluşlarına giremeyen veya girmek istemeyenlerin çıkardığı dergilere verilen ad
FAO    :    B.M. Gıda ve Tarım Örgütü
FAO    :    Uluslararası Gıda Besin ve Tarım Örgütü
FAR    :    Çamaşır kazanı
FAR    :    Budak ve ağaç başı
FAR    :    Göz boyası
FARAN    :    İncil’de Mekke dağlarına verilen isim
FARAT    :    Issız yerlerde konan nişan ve işaret
FARAZİ    :    Sanal
FARAZİYE    :    Varsayım
FARBA    :    Farbala, fırfır
FARBA-FIRFIR    :    Giysi, perde gibi şeylerin kenarlarına dikilen kırmalı ya da büzgülü süs,
FARBALA    :    Fırfır
FARBALA    :    Perde vb. şeylerin kenarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs, fırfır
FAR-çıçkan    :    Fâre, sıçan
FARE KULAĞI    :    Yabani mercanköşk
FARENJİT    :    Yutak yangısı
FARFARA    :    Evi idare eden
FARFARA    :    Gürültüye boğmak
FARFARA    :    Övüngen
FARIMAK    :    Yaşlanmak
FARIMAK-ARGIN    :    Güçsüz düşmek, yorulmak
FARİG    :    Bir tür sıçan
FARİK    :    İşsiz(esk.)
FARİKA    :    Ayırmaç
FARİL    :    Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip
FARİNKS    :    Ağız ve burun boşluklarıyla, gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk
FARİSAN    :    Eyâletlerde, hudutlardaki muhafız askerler
FARİZ    :    Yaşlı
FARMAKOLOJİ    :    İlaç bilimi
FARMASON    :    Dinsiz, İmansız
FARMASON    :    Mason
FARNESOL    :    Bitkilerden elde edilen ve kozmetikte öncelikli olarak kokularda kullanılan bir öz
FAROHAR    :    Zerdüştiler’de koruyucu melek
FARS    :    Kaba bir komedi türü
FART    :    Yollara alamet olarak konulan işâret
FARWARDİN    :    Zerdüşt dini takviminde ayın 19. günü
FARZ    :    Yapılması zorunlu olan
FARZİYAT    :    Zerdüştiler’de günde beş vakit yapılan ibadetlerde okunması zorunlu dua
FASAFIS    :    Beyaz söğüt
FASAL    :    Bilek
FASARİT    :    Duvara ya da tavana püskürtülerek yapılan bir sıva türü
FASARYA    :    Boş ve anlamsız söz
FASARYA    :    Boş, anlamsız söz
FASET    :    Satırları sıkmak için kullanılan bir tarafı eğik tahta
FASIL    :    Bir kitabın her bir bölümü
FASIL    :    Karagöz oyun bölümlerinden ikincisi ve en uzun olanı
FASİH    :    İfadenin anlam ve âhenk bakımından kusursuz olması
FASİKÜL    :    Cüz
FASİL    :    Kale duvarından kısa duvar
FASİLE-BARK    :    Familya
FASİL-POTUK-TORUM    :    Deve yavrusu
FASİT    :    Kısır döngü
FASKA    :    Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerine sarılan geniş sargı
FASLİ    :    Zerdüşt dininde değişik dini takvimleri araştıran üç değişik akımdan biri
FASM    :    Bir şeyi tam kesmeyip ilişik bırakmak
FASON    :    Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi, kesim
FASONE    :    Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her türlü kumaş
FASS    :    Gözbebeği(Mcz)
FASS    :    Kemiğin oynak yeri
FASSAL    :    Herkesin kusurunu sayıp döken
FASS-FAS    :    Yüzük taşı
FASUR    :    Gümüş tabak
FAŞ-İFŞA    :    Açığa vurma
FATA    :    Şarap yapmak için kullanılan bir çeşit uzun fıçı
FATALİST    :    Yargıcı
FATALİST    :    Yazgıcı
FATALİTE-ŞEAMET    :    Uğursuzluk
FATALİZM    :    Kadercilik
FATIN    :    İleri derecede akıllılık
FATİN    :    Zihini açık, uyanık
FATİN    :    Zihni açık, uyanık
FATİR    :    Mayalanmış hamur
FATR    :    Oruç tutanın orucunu açması
FATUM    :    Kader tanrısı
FATUM    :    Talih tanrısı
FATV    :    Bir şeye el ile vurmak
FAUMA    :    Tanrı Faunus’un karısı
FAUNA    :    Bir bölgede yetişen hayvanların tümü
FAUNA-DİREY    :    Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü
FAUNUS    :    Vahşi doğanın ve veimliliğin tanrısı
FAUSTO ZONARO    :    Son saray ressamı olan İtalyan ressam
FAVELA    :    Brezilya’da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad
FAVORİ    :    Sakalın kulak hizasından yanağa doğru inen kısmı
favori*    :    As
FAY    :    Üzeri kendinden çizgili ipekli kumaş
fay    :    Yer çatlağı
fay    :    Yer çatlağı
FAYİH    :    Kendiliğinden dağılan güzel koku
faz    :    Evre,safha
FAZA    :    Karışık
FAZE    :    Küçük çadır
FAZİH    :    Hurma koruğundan yapılan şarap
FAZMOFOBİ    :    Hayaletlerden korkma
FAZZ    :    Kaba ve kötü huylu olan kimse
FAZZ    :    Mide Suyu
FEBRİFOBİ    :    Yüksek ateşten korkma
FEBRİL    :    Ateşli, hummalı
FEBRİS    :    Hararet ve Sıtma tanrıçası
FEBRİS    :    Telaş ve paniğe karşı koruyucu tanrıça
FECİR    :    Tanyerinde güneş doğmadan önce beliren kızıllık
FECVE-HANAY-SAHN    :    Avlu
FED    :    Kül içinde pişirilen ekmek
FEDFED    :    Sığır buzağısı
FEDM    :    Budala(Esk.)
FEEE    :    Avrupa Çevre Eğitim Fonu
FEERİ    :    Tiyatroya uyarlanan masal
FEHA    :    Ayaklarda olan gevşeklik
FEHS    :    Diliyle elini yalamak
FEİLİAN    :    Rüzgar tanrısı
FEK    :    Çene kemiği
FEKNAKZ-NAKZ    :    Bozma, feshetme
FEKÜL    :    Patates gibi kimi bitkilerin yumrularında bulunan nişasta
FELDMAREŞAL    :    Alman, Avusturya, İngiliz, Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe
FELEKİYE    :    Astronomi
FELEMENK    :    Bu günkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya eskiden verilen ad
FELFAK    :    Ağaç dibinden çıkan budağın yaprağı
FELFELEK    :    Küçük bir kelebek türü
FELKE    :    Ayın dolunay şekli
FELLAH    :    Mısır’ın çiftçi halkına verilen ad
FELUKA    :    Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi
FEM-DEHEN    :    Ağız
FEMUR    :    Uyluk kemiği
FEN    :    Müspet bilimler
fen    :    Teknik bilgi
fena, kem    :    Kötü
FENAZOSİN    :    Senaaa yoluyla hazırlanan uyuşturucu ilaç
FENDİ    :    Oyun kuralı
FENER-ASKI    :    Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi
FENOMEN    :    Görüngü
FENOMEN    :    Olay
FENOMEN    :    Varlığı ve amacı belirlenmemiş olgu
FENOMENOLOJİ    :    Görüngü bilimi
FENOTİP    :    Bir organizmanın çevre koşullarında gösterdiği değişiklik
FENOTİYAZİN    :    Solucan düşürücü ilaç
FERA    :    Devenin ilk doğurduğu yavru
FERACE    :    Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka
FERACE    :    Mantoya benzer arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar inen üst giysisi
FERAHİ    :    Bolluk, genişlik
FERAHİ    :    İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik
FERAİZ    :    Faizler
FERATIK    :    Şıradan ve pekmezden yapılan pestil
FERAYİ    :    Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu
FERCAR    :    Pergel
FERD    :    Divan edebiyatında başka beyitlere bağlı olmayan beyitlere verilen ad
ferde    :    Küçük denk
FERDE    :    Küçük denk, top
FERETİKO    :    Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez
FERETİKO    :    Rize yöresinde dokunan ince bez
FERFENE    :    Uzun kış geceleri akrabalarla birlikte yenen akşam yemeği
FERFORJE    :    Dekoratif demir işçiliği
FERG    :    Gönden yapılan kovanın dikişi arasında su sızan yer
FERİBOT    :    Korunaklı sularda yolcu ve taşıt taşımakta kullanılan tekne
FERİDUN    :    İranlıların efsanevi hükümdarı
FERİDUN    :    Zerdüşt’ten önce yaşamış antik İran’ın kahraman bir kıralının ismi
FERİG    :    Yorga at
FERİK    :    Gevrek bir elma türü
FERİK    :    Piliç
FERİSLER    :    Yahudilerde biçimci ve tutucu bir mezhep
FERİŞTE    :    Melek
FERMA    :    Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
FERMAKOFOBİ    :    İlaçlardan korkma
FERMANTASYON    :    Mayalanma
FERMENE    :    Giysilerin önüne dikilen süs
FERMENE    :    Önü kavuşmayan, nakışlarla işlenmiş yeleğe benzer giysi
FERMENE    :    Türlü nakışlarla işlemeli, yeleğe benzeyen bir giysi
FERMENT    :    Maya
FERNOZ    :    Bir çeşit gaz lambası
FEROMON    :    Burundaki çok küçük bir organ aracılığıyla canlılarda türdeşleri arasında iletişimi sağladığı ileri sürülen altıncı duyu
FERONİA    :    Çeşmelerin ve ormanların Tanrıçası
FERSAN    :    Derisi kürk yapımında kullanılan bir sansar cinsi
FERSAN    :    Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı
FERSUDE    :    Gazetecilik.Baskıda herhangi bir nedenle kirlenen, bozulan, bu nedenle satışa çıkarılamayan gazeteler
FERZ-ASAF    :    Satrançta vezir
fes    :    Bir şapka
FES    :    İki yüzlü balta
FES    :    Kırmızı çuhadan yapılan, tepesinde püskülü olan bir tür başlık
FESAR    :    Yular
FESEK    :    Altı aylık yaban domuzu
FESS    :    Kıtlık günlerinde tohumundan ekmek yapılan bir ot
FEŞİNG    :    Karnaval
FEŞŞ    :    Yabani keçiboynuzu ağacının yemişi
FETA    :    Koyun ve keçi sütünden yapılan, yumuşak bir Yunan peyniri
FETA    :    Yunan peyniri
FETİYLE    :    İki parmak arasındaki kir
FETİYLE    :    Yanmış fitil ucu
FETRET    :    İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre
FETUS    :    Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isim
FEVERAN    :    Fışkırma
FEVK    :    Üst
FEVKALBEŞER    :    İnsanüstü
FEY    :    İslam hukukuna göre savaşmaksızın elde edilen düşman mallarına verilen ad
FEY    :    Müslüman bir devletin, gayri müslimlerden aldığı vergi
FEYLAK    :    Kolordu
FEYYAL    :    Fil çobanı
FEYYAZ    :    Bol, verimli, gür
FEZA    :    Yerde akan su
FICIK    :    Küçük
FIÇI    :    Karnı şiş, altı düz su kabı
FIDE    :    Uluslararası Santranç Federasyonu
FIEJ    :    Dünya Editörler Birliği
FIKRA    :    Omurga kemiklerinin her biri
FIRANSA    :    Pırasa
FIRDÖNDÜ    :    Zincirin gamba almaması için aralara konan bir eksene bağlı olarak dönen iki yarım bakladan oluşan kilit
FIRFIRA    :    Topaç
FIRKA    :    Tümen
Fİ    :    Çok eski bir tarihi anlatmak için kullanılan deyim
FİA    :    Dünya Otomobil Sporları Federasyonu
FİAP    :    Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu
FİAV    :    Uluslararası Turizm Acentaları Fedarasyonu
FİAV    :    Uluslararası Turizm Acentaları Federasyonu
FİBA    :    Uluslararsı Basket Federasyonu
FİBA    :    Uluslarası Basketbol Federasyonu
FİBER    :    Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva ve tahta
FİBERİN    :    Kan ve lenf serumunda bulunan albüminli bir madde
FİBRİN    :    Kanın pıhtılaşmasına yarayan albumin cinsinden bir madde
FİBRİN    :    Kanın pıhtılaşmasıyla oluşan ipliksi, ağsı yapı
FİBRÖZ    :    Lif dokusu
FİCAC    :    İki dağ arasında geniş yol
FİDAYDA    :    Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu
FİDES    :    Sözünde durma tanrıçası
FİDES    :    Verilen sözde durma Tanrıçası
FİDYE    :    Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği
FİE    :    Kalabalık, topluluk, cemaat
FİEF    :    Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal
FİFİ    :    Küçük köpek
FİFRE    :    Yanlamasına çalınan, 6 deliği olan, tahtadan bir tür flüt
FİGÜR    :    İnsan ve hayvan resimleri
FİGÜRATİF    :    Resim ve heykelde doğayı ve nesneyi biçim olarak gösteren eser
FİĞ    :    Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki
FİHRİST    :    Katalog
FİJ    :    Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun kısaltması
FİKSE    :    Genellikle tahta üzerine yapılan ve koruyucu görevi gören bir camın arkasına yapıştırılan resim
FİKSER    :    Fotoğrafçılık.Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi
FİKSİYON    :    Bir sanat eserinde uydurularak bulunmuş şey
FİKTİF    :    İmgesel
FİLA    :    Uluslararası Amotör Güreş Federasyonu
FİLA    :    Uluslararası Güreş Federasyonu
FİLADOR    :    Teknede çeşitli işler için kullanılan kısa halat
FİLANTROP    :    İnsan sever
FİLARİZ    :    Keten dövmeye yarayan tokmak
FİLATELİ    :    Pul kolleksiyonculuğu
FİLDEKOZ    :    Bir çeşit pamuk ipliği
FİLDEKOZ    :    İskoçya ipliği denilen ince ve sağlam pamuk ipliğinden dokunmuş
file    :    Ağ
FİLE    :    Pamuk ve ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ
FİLEMAFOBİ    :    Öpmekten ya da öpüşmekten korkma
FİLENK    :    Deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç
FİLET    :    Derinliği aynı olan sığ sular
FİLETO    :    Aynı yüzeydeki iki ayrı renkli boya ya da badanayı birbirinden ayırmak üzere çizilen bir veya birkaç yatay çizgi
FİLETO    :    Kasaplık hayvanların sırtında, dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et
FİLETO    :    Tavuk, balık, dana ve kuzu etlerinin kemiklerinin çıkartılarak dilimlere ayrılması
FİLHAKİKA    :    Gerçekten, doğrusu
FİLİGRAN    :    Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi, resim ve yazı gibi biçimler
FİLİGRAN    :    Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi, resim veya yazı
FİLİK    :    Tiftik keçisi
FİLİK    :    Yavru keçi
FİLİKA    :    Savaş gemilerindeki kürekli veya yelkinli tekneler
FİLİNTA    :    Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek
FİLİRİA    :    Omurgalı canlıların kanında ve dokularında yaşayan kıl kurdu cinsi parazit
FİLİSKİN    :    Akdeniz bölgesinde yetişen, tüylü 10-50 santimetre boyunda, kuvvetli kokusu olan bir bitki
FİLİZ    :    Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık halde bulunan, ham maden bileşiği
FİLİZKIRAN    :    Mayıs ayı ortalarında çıkan fırtına
FİLM    :    Fotoğraf şeridi
FİLOFOBİ    :    Sevmekten, aşık olmaktan korkma
FİLOGENEZ    :    Soyoluş
FİLOKSERA    :    Asmabitinin sebeb olduğu bir bağ hastalığı
FİLOKSİRA    :    Asma biti
FİLOTİLLA    :    Torpidolardan oluşan filo
FİLOZ    :    Balıkçıların, kabak ve mantardan yaptıkları balık ağı şamandırası
FİLUM    :    Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
FİNA    :    Uluslararası Amatör yüzücüler Birliği
FİND    :    Dağ burnu
FİNEKE    :    Kadmos’un, Europa’nın, Dido’nun, Agenor’un yurdu
FİNN    :    Tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi
FİNN    :    Tek tip, küçük, tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi
FİRAR-CIZLAM-İMTİNA    :    Kaçma, kurtulma
FİRAŞ    :    Minder, Şilte
FİRAŞ-ORUM    :    Yatak
FİRAZ    :    Sokak ağzı
FİRE    :    Azalma
FİRENGİ    :    Güvertedeki suyun denize akıtılabilmesi için yalı kütükleri üzerinden bordaya açılan oluklu delikler
FİREZ    :    Biçilmiş tarlada kalan tahıl kökleri, anız
FİREZ    :    Ekin
FİREZ    :    Yeni çıkmaya başlamış ekin
FİR-FİZR    :    Koyun sürüsü
FİRİK    :    Çerez olarak yenen tahıl kavurgası
FİRİK    :    Olgunlaşmak üzere olan tahıl
FİRİK    :    Taze buğday
FİRKATEYN    :    Eskiden kullanılan üç direkli, bir tür yelkenli savaş gemisi
FİRKETE    :    Saç tutturacağı
FİRSAD    :    Kırmızı dut
FİRUZE    :    Gökmaviden yeşilimsi maviye kadar dönebilen, donuk tonlu değerli bir taş
FİRUZE    :    Mavi renkli, değerli bir süsü taşı
FİRUZE    :    Saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral
FİRZEL    :    Demircilerin demir kestikleri alet
FİS    :    Uluslararası Kayak Federasyonu
FİSFİS    :    Küçük incirci kuşu
FİSFİSE-FISSA-KELEKOTU    :    Yonca
FİSKE    :    Baş parmağıyla işaret parmağı arasında kalan miktardır
FİSKE    :    Tutam
FİSTAN    :    İskoç, Arnavut ve Yunan erkeklerinin giydikleri kısa, plali etek
FİSTAN    :    Uzun kadın elbisesi
FİŞE    :    Harf ve rakam düzeniyle kapanıp açılan kilit
FİŞKA    :    Çapa tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit ya da hareketli demir askı
FİT    :    Briçte, İki ortağın ellerinde aynı renkten en az 8 kart bulunması
FİTİL    :    Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit
FİTİL    :    Lambalarda pamuktan yapılan yağ çekici madde
FİTİL-OHEL    :    Bir iskambil oyunu
FİTNAT    :    Zihin açıklığı
FİTOPATOLOJİ    :    Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı
FİTOPLANKTON    :    Çoğunlukla bir hücreli su yosunlarından oluşan, sularda yaşayan bitki topluluğu
FİTOTERAPİ    :    Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi
FİTTED    :    Kenarlarına lastik takılmış çarşaf
FİTZROYA    :    Servigiller familyasından, tek bir türü içeren cins
FİYAPA    :    Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça
FİYORD    :    Denizin karaların içine girerek oluşturduğu dar koylar
FİZAN    :    Libya’da bir çöl
FİZİBİLİTE    :    Uygulanabilirlik.Yapılabilirlik
FİZİBİLİTE    :    Yapılabilirlik
FLADOR    :    Çarmıhların gerilmesi için kullanılan sistem
FLAMA    :    İşaret olarak kullanılan küçük bayrak
FLAMA    :    Mızrak ucuna takılan küçük bayrak
FLAMA    :    Mühendis ve haritacıların kullandığı, renkli belirtme sırığı
FLAMA    :    Üç köşeli sancak
FLAMBE    :    Aleve tutularak pişirilmiş
FLAMBE    :    İkram sırasında hazırlanıp sunulan alevli yemek veya tatlılara verilen ad
FLAMENKO    :    Gitarla çalınan bir müzik türü
FLANDRA    :    Harp gemilerinin ve bilumum beylik gemilerin grandi direklerine çekilen ensiz ve uzun şerit sancaklar
FLANEL    :    Keten ve yünden dokunan kumaş
FLAP    :    Uçak kanadı bölümü
FLASA    :    Halatı meydana getiren incecik ipler
FLAŞA    :    Habeş Yahudi’si
FLAT    :    Düz çarşaf
FLAVTA    :    Flüt
FLEBİT    :    Toplardamar yangısı
FLEBİT-FİLİBİT    :    Toplardamarlarda iç zar iltihabı
FLEGMON    :    Deri altındaki ya da organlar arasındaki katılgan dokunun yangılanması
FLN    :    Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi
FLOEM    :    Bitkilerde organik besin taşıyan, canlı, iletken doku
FLOEM    :    Soymuk doku, soymuk borusu
FLOK    :    Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.
FLOK    :    Baş taraf çekilen üç köşe yelken
FLOMASTER    :    Keçe veya cam elyaf uçlu kalem
FLOP    :    Pokerde, masaya aynı anda açılan ilküç kart
FLORA    :    Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi, bitki örtüsü
FLORA    :    İlkbaharda açan taze çiçeklerin tanrıçası
FLORA    :    Yeşeren bitkilerin çiçeklerin tanrıçası
FLORAL    :    Çiçek, bitki desenli kumaş
FLORİ    :    Altın para
FLORYA    :    Tüyleri yeşil, kanatları ve kuyruğu sarı bir kuş
FLOŞ    :    Pokerde aynı renkten oluşan ama sıra izlemeyen beş karta verilen ad
FLÖRE    :    Kılıçoyununda kullanılan ucu düğmeli kılıç
FLU    :    Bulanık, net olmayan
FLURCUN    :    İspinoza benzer bir kuş
FLURYA    :    Yelve
FLÜGEL    :    Kuyruklu piano
FLÜT    :    Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı
FM    :    Fermiyum
FM    :    Fermiyum
FM    :    Radyo yayımcılığında bir frekans bandı
FO    :    Buddha’nın Çin’deki adı
FO    :    Çin’de Buda’ya verilen ad
FOA    :    Üç direkli yelkenlilerde mizana direğinin en altta bulunan sereni
FOB    :    Gemide teslim satış
FOBOFOBİ    :    Korkmaktan korkma
FODLA    :    Çoğunlukla imaretlerle yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek
FODRA    :    Dik ve düz durması için, elbisenin bazı yerlerine kumaşla astar arasına konulan sert ve kolalı bez
FODUL    :    Üstünlük taslayan
FODUL    :    Üstünlük taslayan, kibirlenen
FOEDERATİ    :    Bizans’ta imparatorluk sınırları içine yerleştikten sonra orduya kabul edilen paralı barbar asker
FOKSTROT    :    Dört tempolu bir dans
FOL    :    Tavuğun istenilen yere yumurtlamasını sağlamak için kullanılan beyaz taş
FOL    :    Trabzon’da bir akasru
FOLE    :    Kum saati
FOLİ    :    Bahçe ve parklarda, ciddi bir işlevi olmayan, yalnızca görsel etki yaratmak için tasarlanmış strüktür
FOLİKÜL    :    Memelilerde yumurtalıkta bulunan ve olgunlaşmış yumurtayı taşıyan kesecik
FOLKLOR    :    Halk bilgisi
FOLYO    :    Çok ince metal ya da sentetik yaprak
FOLYO    :    metal yaprak
FOMA    :    Maksim Gorki’nin bir romanı
fon    :    Ayrılmış para
FONDAN    :    İçinde likör, tatlı ya da hoş kokulu maddeler bulunan, ağızda kolayca eriyen bir tür şekerleme
FONDAN    :    Şekerleme haline gelmiş beyaz krema
FONDÖTEN    :    Kadınların, cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı, yarı boyalı krem
FONETİK    :    Seslerin konuşma anında, nasıl oluştuğunu inceleyen bilim dalı
FONOTİK    :    Sesbilgisi
FONS    :    Kaynaklar Tanrıçası
FONT    :    Belli bir adı ve sabit görünümü bulunan harf, sayı, noktalama işaretleri kümesi
FONT    :    Pik
FORA    :    Ayakkabının tabanı ile sayası arasına konmuş parça
FORM    :    Bir şeyin istenilen ve olması gereken durum
FORMA    :    Matbaacılıkta kullanılan temel hesaplama birimlerinden birisi
FORMA    :    Tek kağıt tabaka üzerine basılan 16 sayfalık kırılmış kitap parçası
FORMEN    :    Yükleme veya tahliye işlerini yürüten işçi gurubunun başı
FORNAKS    :    Ekmek pişiren fırınların Tanrısı
FOROZ    :    Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık
FORS    :    Söz geçirirlik,saygınlık
FORS    :    Tesadüf tanrıçası
FORSA    :    İki kazan arası basınç ayarı
FORSEPS    :    Kimi güç doğumlarda çocuğun başını tutup dışarı çekmeye yarayan araç
FORTE    :    Güçlü ve yüksek sesle(müz.)
FORTE    :    Parçanın güçlü çalınacağını gösterir
FORTİSSİMO    :    Bir müzik yapıtında kimi bölümlerin çok güçlü çalınması gerektiğini belirtir
FORTUNA, HEMSUT    :    Kader Tanrıçası
FOSFATAZ    :    Bir molekülden su kullanarak fosfat grubunu ayıran enzim
FOSFOLİPİT    :    Fosfat içeren yağlı bir bileşik
FOŞA    :    Bir fındık çeşidi
foşa    :    İri bir fındık
FOTA    :    İçinde şarap yapılan fıçı
FOTOFLUE    :    Fotoğrafçılık.Film üzerinde kireç vb. lekelerin oluşmasını önleyen sıvı kimyasal madde
FOTOFOBİ    :    Işıktan korkma
FOTOFOBİ    :    Kimi kişilerde görülen ışıktan kaçınma eğilimi
FOTOKİNEZİ    :    Bazı hayvanları karanlıkta ışık, çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü
FOTOLİZ    :    Işıkla, özellikle morötesi ışınlarla sağlanan kimyasal ayrıştırma
FOTOPOLİMER    :    Plastik klişe ana maddesi
FOTORESEPTÖR    :    Işığı algılayabilen duyu hücresi
FOTOSEL    :    Işıkgözü
FOTOTROPİZM    :    Işığayönelim
FOVİZİM    :    Gereğinden çok çiğ renkler kullanılarak abartılmış doğa resmi anlayışı
FOYA    :    Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak
FOYA, ZAMİR    :    İçyüz
FÖTR    :    Yumuşak keçe
FR    :    Fransiyum
FR    :    Fransyum
FRAGMAN    :    Tanıtma filmi
FRAGMATİZM    :    Parçacık diye adlandırılabileceğimiz bir edebiyat akımı
FRAGMATİZM    :    Parçaçılık
FRAK    :    Resmi törenlerde giyilen uzun etekli, eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı, siyah, resmi erkek ceketi
FRAKTAL    :    Matematikçilerin bilgisayarlarda, matematiksel formüllere dayanarak yarattığı desenlere verilen ad
FRANCALA    :    Has ekmek
FRANCALA    :    İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek
FRANKORT    :    KENTUCKY
FRAPAN    :    Alımlı ve göze çarpıcı
FRAPAN    :    Göz alıcı, göze çarpıcı
FRAPAN    :    Gözalıcı, alımlı, cafcaflı
FRAPE    :    Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek
FRAŞEGİRD    :    Zerdüşt dininde evreni yenileme, kıyamet
FRAUDE    :    Hile Tanrıçası
FRAUDE    :    Yarı insan, yarı yılan hile tanrıçası
FRAZİ    :    Konuşma bozukluğu anlamında son ek
FRB    :    B.M. İhtiyat Bankası
FRENGİ    :    Gemi güvertesinde suların dışarıya akması için açılan delik
FRENK    :    Avrupalılara, özellikle de Fransızlara verdikleri ad
FRENKİNCİRİ    :    Kaktüsgillerden, yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın, dikenli kabuğu olan tatlı yemişi
FRESK    :    Daha yaş iken duvar sıvası üzerine toprak boyalarla yapılan resim
fresk    :    Duvar resmi
FRESK    :    Yaş sıva üstüne boya ile yapılan resim ve süsleme
FREZE    :    Bir delik ağzını genişletmek için kullanılan hızlı döner burgu
FREZE    :    Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet
FRİBORD    :    Bir geminin su yüzünden yukarıda kalan bölümü
FRİGA    :    İste kurutulmuş ringa balığı
FRİGO    :    Dondurulmuş krema
FRİGORİFİK    :    Soğutma özelliği olan,soğutucu
FRİKİK    :    Serbest vuruş
FRİSA    :    Kurutulmuş riga balığı
FRİSA    :    Tütünleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı
FRİŞKA    :    Bütün yelkenleri camadan vurmaksızın kullanılabilcek dercedeki sert rüzgar
FRİZE    :    Boydan boya çok düzgün çizgileri bulunan
FRUKTOZ    :    Genellikle meyvelerde bulunan ve yapısında 6 karbon atomu içeren bir çeşit şeker molekülü
FTAA    :    Amerika Kıtası Serbest Ticaret Anlaşması
FTC    :    B.M. Ticaret Komisyonu
FUAK    :    Hıçkırık
FUAYE    :    Oyun öncesi ve perde aralarında seyirci bekleme salonu
FUAYE    :    Tiyatro salonlarında, perde arasında oyuncuların ve seyircilerin dinlenmesi için ayrılan yer
FUAYE    :    Tiyatroda dinlenme yeri
FUDO    :    Ateş, bilgelik ve astroloji tanrısı
FUGE-KANON    :    Çok sesli bir tür müzik parçası
FUJİN    :    Şinto inancına göre rüzgar tanrısı
FUKUROKUJU    :    Bilgelik, şans ve başarı tanrısı
FUL    :    Bakla
FUL    :    Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık
FUL    :    Küçük tanelei bir bakla türü
FUL    :    Taşkırangillerden, bir çok türleri bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği
FULAD-PULAT    :    Çelik
FULE    :    Adım aralığı
FULMAR    :    Martıya benzer bir deniz kuşu
FUNADAMA    :    Denizcileri ve balıkçıları koruduğuna inanaılan deniz tanrıçası
FUNDA    :    Çalılık
FUNDAMENTALİZM    :    Kökten dincilik
FUNDO-FUNDA    :    Demirlemek için verilen komut
FUNDUS    :    Midenin genişlemiş kısmı
FUNGUSİT    :    Mantarla mücadele ilaçları
FURGON    :    Yolcu katarlarına eklenen eşya vagonu
FURİ    :    Tulûat Tiyatrosunda alkış
FURİLER    :    Yeraltı cehenneminin korkunç devleri
FURİNA    :    Hırsızların Tanrısı
FURRİNA    :    Tiber nehri kenarında bir kaynağın ve bir ormanın Tanrıçası
FURUŞ    :    Saçak ve tavan kenarlarına yapılan ahşap oymalı süsler
FURYA    :    Olağandan çok fazla bulunma durumu
FUŞYA    :    Canlı, parlak ve koyu pembe renk
FUTA    :    Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı, kik
FUTA    :    İpekli peştamal
FUTA    :    Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal
FUTA    :    Peştamal
FÜCLE-HİLB    :    Turp
FÜG    :    Bir temanın seste sunulduğu ve sonra öbür seslerin birbiri ardından benzetiş yoluyla temayı izlediği bir müzik yapıtı
FÜG    :    Çok sesli müzikte bir beste
FÜME    :    Duman rengi
FÜME    :    Dumanda kurutulmuş et, balık veya peynir
FÜME    :    Kurutarak saklama yöntemlerinden biri
FÜMUAR    :    Sigara salonu
FÜNUK    :    İnat etmek
FÜRRAA    :    Kalem silmekte kullanılan bez
FÜRTUM    :    Pabuç burnu
FÜTR-MİKOZ-SEZÜ    :    Mantar
FÜTÜRİZM    :    Gelecekçilik
FÜTÜRİZM    :    Önemsememezcilik
FÜTÜROLOG    :    Gelecek bilimcisi
FÜZEN    :    Kömür kalem
FÜZEN    :    Kömür kalemle yapılmış resim
FÜZEN    :    Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem
FÜZEN    :    Söğüt ağacı dallarından yapılan ve desen çiziminde de kullanılan bir tür kömür
FÜZYON-FİZYON    :    Nükleer birleşme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...