Bulmaca Sözlüğü – G / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

G,GB    :    İngiltere
GA    :    Galyum
GA    :    Galyum
GABALA    :    Oradan oraya gezip durmak
GABALA    :    Ordan oraya gezip durmak
GABALAK    :    Çobanların başlarına örttükleri keçe
GABANE    :    Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması
GABARİ    :    Alt geçitlerin zeminden olan geçit yüksekliği
GABARİ    :    Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek
GABARİ    :    Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği
GABARİ    :    Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği
GABARİ    :    Kara nakil vasıtalarındaki yükün yükseklik ölçüsü
gabari    :    Köprülerin az.yük.göst.ölçüler
GABARİ    :    Yapılacak bir binanın belediyece öngörülen azami yüksekliği
GABARİT    :    Gazetecilik.Sayfa maketi hazırlamak için basılmış kağıt
GABAVET    :    Ahmaklık, anlayışsızlık, bönlük, kalın kafalılık
GABB    :    Sıtmanın gün aşırı tutması
GABE    :    Balta girmemiş koru ormanı
GABERE    :    Bir şey üzerine çökmüş toz
GABİ    :    Anlayışsız, ahmak, kalın kafalı
GABİBE    :    Sabah sağılan koyun sütünün üzerine akşam yine sağıp, ertesi güne bekletilip ekşiyen süt
GABİN    :    Alışverişte hile yapan
GABİYE    :    Kalın kafalı, anlayışsız
GABRA    :    Çok tuzlu
GABYAR    :    Yelkenli gemilerde serenlerle donanımlarının bakımıyla görevli tayfa
GACA    :    Orta Oyununda zennen tipi
GACA    :    Türk Kukla Tiyatrosunda kadın
GACARA    :    Gürültü çıkaran ufak çocuk
GACO    :    Palamut yavrusu
GACO-ZAMKİNOS-PAÇOZ    :    Dost, metres anlamında sözcük
GADA    :    Dert, sıkıntı
gada    :    Hastalık,dert
GADA    :    Öğle yemeği
GADA    :    Üzüntü dert anlamında yerel sözcük
GADAL    :    Çorba karıştırmaya yarayan ağızsız kepçe
GADAT-BÜKRE    :    Sabah vakti
GADDARE    :    Arapların cenbiyesine benzer pala nev’inden bir silâh
GADİRE    :    Çulha çukuru
GADR-GADİR    :    Haksızlık, kıygı
GAFAK    :    Yağmurun yavaş yavaş yağması
GAFFEKA    :    Doğan sesi
GAFİL    :    Aymaz
GAG    :    Gülüt
GAG    :    Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket, gülüt
GAG    :    Sınamada görsel etkilerden faydan arak ortaya çıkan komiklik
GAGA    :    Demirin iki ucundaki tırnakların en uç kısmı
GAGALI    :    Başı yuvarlak, kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli
GAGAVUZ    :    Büyük çoğunluğu Moldova’da, bir bölümü, Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı
GAGAVUZ    :    Deliorman, Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad
GAGNLİYON    :    Merkezi sinir sistemi dışında bulunan, sinir hücrelerinin gövdelerinden oluşan sinir düğümü
GAH    :    Zerdüştler’de günde beş kez yapılan ibadetin her biri
GAHVARE    :    Beşik
GAİA    :    Bütün tanrıların soylarının çıktığı en eski ve ilk tanrıça
GAİLE-BUN-KASVET-KOYUNTU-BUN    :    Sıkıntı, dert
GAİSA    :    Nil nehrinde çalışan bir tür yelkenli ticaret gemisi
GAİZA    :    Bir malın değerinin eksilmesi, azalması
GAKİ    :    ‘aç ruhlar” için kullandıkları ifade
GAL    :    Ağaçlı çukur yer
GALAGO    :    Afrika’da yaşayan altı küçük maki türünün ortak adı
GALAK    :    Kapı kilidi
GALAKTEMİ    :    Kanda süt bulunması
GALALİT    :    Arı kazeinden oluşan ve birçok işte kullanılan sert, plastik bir madde
GALAT    :    Bir kelimenin ilk anlamından farklı bir biçimde söylenmesi
GALAT    :    Yanlış kelime, yanlış söz
GALATES    :    Herakles’in bir prensesten olan oğlu
GALATYA    :    Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad
GALBA    :    Pek yüksek ve büyük tepe
GALÇIN, muse    :    Çizme
GALE    :    Kenarlarından ikisi üzerinde bir gönye bulunan ve üzerine elle veya mekanik olarak tipografi dizgi satırları yerleştirilen madeni levha
GALE    :    Üzerine elle veya mekanik olarak tipografi dizgi satırları yerleştirilen madeni levha
galebe    :    Yengi
GALEOTES    :    Apollon ile Themisto’nun oğlu
GALERİ    :    Yer altında açılmış uzun, dar yol
GALİ    :    Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak
GALİ    :    Ortaçağda kullanılan, alçak ve altı düz bir çeşit gemi
GALİL    :    Devenin yulafına karıştırıp yedirdikleri hurma çekirdeği
GALİS    :    Arpa ve buğday karışımından yapılan ekmek
GALİS-GALS    :    Kenger out
GALİYE    :    Misk ve amberden yapılmış meşhur koku
GALİYUN    :    Çoban mayası
GALİZ    :    Kaba ve çirkin, iğrenç
GALLA    :    Ölüler Diyarı’nın acımasız küçük cinleri
GALLE    :    Gelin çiçeğine benzeyen bir hayvan
GALLE    :    Gelinciğe benzeyen bir hayvan
GALON    :    Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap
GALOŞ    :    Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı
GALT    :    Anadolunun kimi yörelerinde dokunan ince nakışlı kilim
GALUK    :    Evde kalmış ve yaşı geçmiş kız
GALVANİZ    :    Çinko banyosu
GAM    :    Sekiz notanın, kalın sesten ince sese veya inceden kalına doğru sıralanması
GAMA    :    Yaşamasüresini belirleyen tanrı
GAMAGLOBÜLİN    :    Kanda, lenfte, safrada vs. de bulunan bir protein türü
GAMAK    :    Rutubetli hava
GAMBAK    :    Çam kabuğu
GAMBAR    :    Zerdüştiler’de 6 büyük mevsim festivalleri
GAMELAN    :    Endonezya’ya özgü, vurmalı çalgılardan oluşan orkestra
GAMETOFOBİ    :    Evlenmekten korkma
GAMHAR    :    Tasalı(esk.)
GAMIZ    :    Kapalı ve karışık söz
GAMİM    :    Yoğurt yapmak için kaynatılan süt
GAMİR    :    Kurumamış yeşil ot
GAMİS    :    Ağaç ve otların arasında olan küçük su arkları
GAM-MA    :    Kuzey Vietnam’da bir akarsu
GAMOS    :    Tekirdağ’da bir dağ
GAMOS    :    Trakya Bölgesinde bir dağ
GAM-PA-KADEM    :    Ayak
GAMS    :    Yıldız kayması
GAMSELE    :    Kauçuklu yağmurluk
GANADERO    :    Boğa güreşi için boğa yetiştiren kimse
GANADERO    :    Güreşler için boğa yetiştiren kimse
GANAK    :    Çocukların başındaki kepek
GANARİ    :    Köy meydanlığı
GANAT    :    Tuvalet
GANBUT    :    Kefalin küçüğü
GANE    :    Küçük sürahi
GANERACUDAM    :    Görgüsüz yiyici
GANG    :    Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde
gang    :    Çete
GANG    :    Haydut çetesi
GANGES    :    Bir peri kızı olan Kalauria ile İndos’un oğlu ve Ganj nehrinin tanrısı
GANGRA    :    Çankırı’nın eski adı
GANIKARA    :    Uzun fasülye
GANİ    :    Bol
ganimet    :    Savaşta kazanılan mal
GANUN    :    Güneş Tanrısı Utu’nun uyuduğu oda
GANZİR    :    Ölüler Diyarı’nın bir diğer adı
GAOKERANA    :    Zerdüştiler’de mitolojik ağaç
GAP    :    Ağaçtan yapılan yular sapı
GAPAR-OSELO    :    Yaban kedisi
GAPLAMCA    :    Kablumbağa
GAR    :    Büyük demiryolu durağı
GAR    :    Defne ağacı
GARABET    :    Yadırganacak yönü olma, gariplik, tuhaflık
GARAMİ    :    Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük
GARAMİ    :    Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan sanat yapıtı
GARAÖTÜ    :    Toprak ev
GARAZ    :    Ok atılan nişan
GARDA    :    İtalya’da bir göl
GARDAK-POTLUK    :    Dokumada veya dikişte pürüz
GARDENYA    :    Kökboyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç ya da ağaççık cinsi
GAREB    :    Havuzla kuyu arasına dökülen su
GAREB-ETA    :    Kavak ağacı
GARET    :    Düşman toprağına yapılan akın
GAREZ    :    Ağaç üzengi
GAREZ    :    Kayıştan yapılan üzengi
GARGARA    :    Çobanın koyunlara haykırıp çağırması
GARİB    :    Devenin hörgücüyle boynu arası
GARİB    :    İki omuz arası
GARİKUN    :    Katran köpüğü
gark    :    Suya batma
GARNİTÜR    :    Çember içindeki sayfaların düzenlenmesi için kullanılan büyük boş malzeme
GARON-LUAR-RON-SEN-LOİRE    :    Fransa’nın nehirleri
GAROS    :    Torik balığının ciğer ve bağırsağı
GASA    :    Uzunluk
GASAVET    :    İçel yöresine özgün zeybek türü bir halk oyunu
GASEYAN    :    İç bulantısı
GASİL    :    Ölü yıkama
GASPACHO    :    Güney İspanya’ ya özgü soğuk içilen domates, salatalık, biber ezme çorbası
GASTRİT    :    Mide iltihabı
GASTROENTOROLOJİ    :    Tıbbın sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen dalı
GASTROLİT    :    Mide taşı
GASTRONOMİ    :    İyi yemek yeme bilimi
GASTRONOMİ    :    Yemek bilgisi
GATHA    :    Avesta’daki Zerdüşt’ün kutsal sözlerinin olduğu bölüm
GATMAR    :    Yufkadan yapılan saç böreği
GATO    :    Pasta, çörek
GATT    :    Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması
GATT    :    Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması
GAUSAPA    :    Antik Roma’da içi kürklü, manto şeklinde bir erkek giysisi
GAUSS    :    Manyetik alanın şiddet birimi
GAVIZ    :    Buğday kabuğu
GAVİS    :    Kara ağaç
GAVLAYAN    :    Meşe ağacı
GAVOT    :    Bir Fransız halk dansı
GAVT    :    Derin çukur
GAVUT    :    Kurutulmuş armut tozu
GAYA    :    Gelincik balığına Musevilerce verilen başka bir ad
GAYAKOL    :    Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı
GAYAL    :    Asya’nın bir çok yöresinde yaşayan bir yaban sığırı
GAYDA    :    İki ağızlık küçük tulum
GAYDA    :    Zurnalı ve tulumlu bir çalgı
GAYINNA    :    Kaynana
GAYLE    :    Şişman kadın
GAYLEM    :    Kablumbağanın erkeği
GAYNE    :    Aralarından su akamayan birbirine girmiş ve dolaşmış ağaçlar
GAYYA    :    Cehennemin beşinci tabakasındaki çok korkunç bir kuyunun adı
GAYZA    :    Meşelik
GAYZER    :    Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak
GAZ    :    İpek baş örtüsü
GAZA    :    Din adına yapılan savaş
GAZANFER    :    Hz. Ali’nin lakabı
GAZAT    :    aaaaek ağacı
GAZE    :    Allık, ruj(esk.)
GAZE    :    Çocuk salıncağı
GAZE    :    Kadınların yüzlerine sürdükleri allık
GAZE    :    Yüze sürülen allık
GAZEKİ    :    Cepken altına giyilen bir çeşit kolsuz üstlük
GAZEL    :    Klasik Türk Müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sesle yapılan taksim
GAZEL    :    Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı
GAZELSERA    :    Gazel yazan kimse
GAZOİL    :    Açık sarı renkte, oldukça kıvamlı, yakıcı ve yanıcı olarak kullanılan petrol ürünü
GAZOJEN    :    Sıvı ya da katı bir yakıtı hava ya da oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan aygıt
GAZOLİN    :    Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt
GAZVA    :    Malın ve davarın kötüsü
GAZVE    :    Arap aşiretleri arasında yapılan savaş
GAZYUVARI    :    Atmosfer
GD    :    Gadolinyum
GD    :    Gadolinyum
GE    :    Germanyum
GE    :    Germanyum
GEANTES    :    Uranos’un yarasından akan kanlarla yaratılan Gaia’nn çocukları
GEANTES    :    Yer çocukları
GEB    :    Dünya Tanrısı
GEB    :    Yeryüzünün tanrısı
GEBERE-KEBERE    :    Kedi tırnağı
GEBEŞ    :    Bodur ve şişman
GEBEŞ-PİLAKİ    :    Aptal, sersem
GEBRE-KEFE    :    Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
GECEK    :    Ufak tahta köprü
GEÇEK    :    Çok geniş işlek yol
GEÇENEK-DEHLİZ    :    Koridor
GEÇİT    :    Az ürün veren tarla
GEÇİT    :    İki yapıyı birbirine bağlayan üstü örtülü yol
GEÇKİ    :    Türk müziğinde bir makamdan yada bir usulden başkasına geçmek
geçmiş*    :    Mazi
GEDEME    :    Bir tür keçe çadır
GEDİME    :    Tere
GEFİROFOBİ    :    Köprülerden geçmekten korkma
GEGE    :    Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık
GEHAN    :    Zerdüştiler’de ölülerin konduğu demir tabut
GEKKAO, MUTUNUS    :    Evlilik tanrısı
GELBERİ    :    Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç
GELBERİ    :    Külküreği
GELBERİ    :    Tırmık
GELDEK    :    Dokunan halı için hazırlanmış iplik çileleri
GELE    :    Sığır, koyun ve keçi sürüsü
gelecek*    :    Ati
GELEĞEN    :    Ana ırmağa karışan akarsu
GELEMBE    :    Koyun yatağı, ağıl
GELEME    :    İki yıl sürülmeyen boş tarla
GELENİ    :    Bir tür kemirgen hayvan
GELENİ    :    Tarla faresi
GELENİ    :    Tarla sıçanı
GELGEL    :    Başa takılan elmas ya da altın iğne
GELİDONYA-ADRASAN    :    Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun
gelir*    :    Irat
GELU    :    Boğaz
GELYANA-BAY    :    Hakkari’de bir göl
GEM    :    Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç
GEM    :    Atın ağzına takılan demir araç
gem    :    Atın ağzına takılır
GEMCİ    :    Kalın bezden yapılan bir tür mont
GEMCİK    :    Görünüşleri, fizyolojik yapı ve görevleri bakımından kimi mukoza kıvrımlarına verilen ad
GEMENE    :    Gemi çapasına bağlı bulunan kalan halat ya da zincir
GEME-RATE    :    Büyük fare
GEMİŞ    :    Semiz, şişman
GEN    :    Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla
GEN    :    İşlenmemiş bakır
GEN    :    Kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsalöge
GENCER    :    Aydın yöresinde düğünlerde yapılan güreşe verilen ad
GENERK    :    Devlet
GENETİK    :    Kalıtım bilimi
GENİZ    :    Burun ve ağız boşluğunun arkasındaki kısım
GENOM    :    Bir canlıdaki genlerin tümü
GENOM    :    Bir organizmanın sahip olduğu genetik şifrelerin tamamı
GENOM    :    Gametlerde bulunan kromozomların hepsine birden verilen ad
GENOSİT    :    Soykırım
GENOTİP    :    Canlının sahip olduğu genlerin toplamı
GENOTİP-JENOTİP    :    Bir organizmanın kalıtsal yapısı, soyyapı
GENOVA    :    Flok yerine çekilen çok daha büyük flok
GENZEK    :    Genizden konuşan, hımhım
GER    :    Dişi ördek
GER    :    Tek tük ağaç bulunan kayalık
GERAS-SENİUS    :    İhtiyarlık tanrısı
GERBİL    :    Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan
GERDEL    :    Ağaç veya köseleden yapılmış kova
GERDEL    :    Gemi ve teknelerde kullanılan tahta
GERDENA    :    Kuzu çevirmesi
GERDENA    :    Yürümeye yeni başlayan çocukları, yürümeye alıştırmak için yapılmış bir cins araba
GEREDE-MELEN    :    Bolu’da bir akarsu
GEREN    :    Hafif bulutlu, sisli hava
GEREN    :    Kuruyunca çatlayan, verimsiz, tuzlu, killi toprak
GEREN    :    Toprak evlerin üzerine dökülen su geçirmez toprak
GERENA    :    Pygme’ler, bir nevi cüceler soyundan bir kadın
GERENUK    :    Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop
GERES    :    Portekiz’de ağaçlı dağlık kütle
GERGEF    :    Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve
GERİ    :    Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval
GERİDON    :    Yuvarlak tek ayaklı, genellikle üstü mermer masa
GERİOFOBİ    :    İhtiyarlıktan korkma
GERİZ    :    Kanalizasyon
GERMENİKEİA    :    Kahramanmaraş
GERONTOFOBİ    :    Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
GERYONEUS    :    Üç başı ve üç kocaman vücudu olan korkunç dev
GEŞTİNANNA    :    Dumuzi’nin fedakâr kızkardeşi
GETİG    :    Zerdüştiler’de maddi hayat, dünya
GETR    :    Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan, kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk
GETR    :    Bir tür tozluk
GETTO    :    Bir şehrin herhangi bir azınlıkça yerleşilen bölümü
GEVARE    :    Turfanda sebze meyvelerden alınan vergi
GEVÇ    :    Ağaç zamkı
GEVEN    :    Baklagillerden, çok yıllık, dikenli bir çalı
GEVEN    :    Çok yıllık dikenli çalı
GEVEN    :    Yaylalarda olan bitki türü
GEVİŞ    :    Çiğnemek
GEYŞA    :    Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını
GEZ    :    Okun kirişe geçen ucundaki kertik
GEZ    :    Okun, kirişe geçen içindeki gertik
GEZ    :    Tâlim için yapılmış kısa ok
GEZ    :    Yer ölçmeye yarayan düğümlü ip
GEZEKLİK    :    Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer
GEZGİÇ    :    Seyyar satıcı
GEZİ    :    Pamuk ve ipek ile karşık dokunmuş hareli kumaş
GEZMECE    :    Aşıkların yolculukta uğradıkları yerleri anlatan methiyeli veya taşlamalı deyişler
GICIK    :    İç organlar
GIÇ    :    Bacak
GIDA    :    Kuşluk vakti yenen yemek
GILALE    :    Küçük kaftan zıbını
GINA    :    Bıkma, usanma
GINDIGEÇ    :    Tahtaravelli
GIPTA    :    İmren
GIRBIN    :    Selin getirdiği çamur
GIRCI    :    Küçük taneli dolu
GIRKİ    :    Yumurta kabuğu
GIRNATA    :    Klarnet
GIT    :    Çakmak taşına vurulan delik
GIVIŞKAN    :    Anadolu’da yetişen ve idrar yolu hastalıklarında kullanılan otsu bir bitki
GIYBET    :    Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak
GIZIL    :    İran altını
Gİ    :    İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’li erlere verilen ad
GİBBERELLİN    :    Bitki büyüme hormonu
GİDAL    :    Ağ’dan balık toplamaya yarayan bir çeşit araç
GİDON    :    Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak
GİDON    :    Bisiklette, direksiyon
GİDON    :    Uçkurluk kenarlarının karşısına gelen kenarları üçgen biçiminde oyulmuş küçük sancak
GİGUNA    :    En önemli tapınaklarında kurulan koruluk benzeri kutsal alan
GİLABURU    :    Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık
GİLGİL-LAZUT-MİSİ    :    Mısır
GİLİK    :    Elle açılmış hamur
GİLİRİK    :    Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük
GİMİ    :    Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü, beyaz çiçekli ve otsu bir bitki
GİNEZ    :    Herhalde
GİNSENG    :    Sarmaşıkgiller familyasından, kökleri tıpta kullanılan bitki
GİOVANNİ AGNELLİ    :    Fiat otomobil şirketinin kurucusu İtalyan Sanayici
GİPAR    :    Tapınağın içinde En’in ikametinin bulunduğu bölüm
GİRAY    :    Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san
GİRDE    :    Açılmış yufka
GİREĞİ    :    Pazar
GİREN    :    Sisli ve az bulutlu hava
GİRİBAN    :    Yaka
GİRİBAN    :    Zerdüştiler’de kutsal gömlekteki küçük cep
GİRİDA    :    Lahos’da denilen eti lezzetli bir balık
GİRİH    :    Bağ, düğüm
GİRİZGAH    :    Kasidelerin nesip bölümünden sonra medhiye bölümüne geçerken söylenen beyit veya beyitler
GİRLAND    :    Antik mimarlıkta görülen yapraklar, çiçekler ya da meyvelerden, uzunca bir hevenk şeklinde, düz resim ya da kabartma
GİŞİ    :    Kaşınmak
GİZ    :    Bayrak sereni
GİZ    :    Kıç direkteki kısa seren
GİZ    :    Yelken gemilerine mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni
GİZEK    :    Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı
GLAKOM    :    Karasu
GLASE    :    Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya
GLASE    :    Yumuşak deri
GLASYOLOJİ    :    Buzulbilim
GLAUKİA    :    Phriygia’da akan Skamandre Menderes suyunun kızı
GLAUKOS    :    Sisyphos’un oğlu
GLAYÖL    :    Kuzgun kılıcı da denilen çiçek
GLİF    :    Antik mimaride düz yüzeyleri süslemek için üzerinde oyulan yivler
GLİKOJEN    :    Hayvanlarda besinlerle alınan karbonhidratların karaciğer ve kaslardaki depo şekli
GLİKOJEN    :    Karaciğer ve kaslarda bulunan, hidrolizle şeker veren karbonhidrat
GLİKOLİPİT    :    Şeker ve yağdan oluşan bir molekül
GLİKOZ-DEKSTROZ    :    Üzüm şekeri
GLİSERİN    :    Bitkilerden veya sentetik olarak elde edilen yapışkan bir sıvı
GLİYA    :    Beynin sinir hücrelerinin beslenmesi ve bakımında rol oynayan temel destek hücreleri
GLİYOM    :    Sinir destek doksuundan oluşan sinir doksuu uru
GLOBÜLİN    :    Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein
GLOKOM    :    Göz tansiyonu
GLOSSOFOBİ    :    Topluluk önünde konuşmaktan korkma
GLUTEN    :    Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde
GNAYS    :    Kuvars, mika ve feldspattan oluşmuş kayaç
GNOMİK    :    Anlamlı sözleri nazımla anlatan manzum türü
GNOMON    :    Gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati
GNOMON    :    Güneşin durumunu öğrenmek için, gölgesi ölçülen dikili taş
GNU-KAAMA-KUDU-KAAMA-İMPALA-KOB-KAAMA-BEİRA    :    Afrika antilobu
go    :    Bir strateji oyunu
GO    :    Bir tür satranç
GO    :    Çin satrancı
GOBAN    :    Go tahtasına verilen ad
GOBLEN    :    Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme
GOCİLİ    :    Yakın arkadaş
GOCUK    :    Tek parça hayvan postundan yapılan ceket
GODİVA    :    Belçika’nın dünya ünlü bir çikolatası
GOFRE    :    Davetiye, tebrik, karvizit vb. gibi materyallerin üzerine kabartma tozu serpilerek ve bu kısmın üst tarafta kalacak şekilde fırınlanması işlemi
GOFRE    :    Kağıdı baskıda kabartma işlemi
GOGE    :    Batı Afika Savanlarında çok rastlanan tek telli, solo ya da eşlikte kullanılan, ilkel yaylı çalgı
GOLAN    :    Yünden örülerek yapılan ip
GOLBEZ    :    Köpek yavrusu
GOLFSTRİM    :    Atlas Okyanusunda, Meksika Körfezinden, İsveç kıyılarına değin ulaşan sıcak su akıntısı
GOLLUK    :    Koru
GOLTZPAŞA    :    Prusyalı komutan
GOMALAK    :    Alkolde eriyen hayvansal bir reçine
GOMEZ    :    Zerdüştiler’de inek sidiği
GOMİNA    :    Bir deniz milinin onda birine eşit ölçü birimi(185.2m)
GOMİNA    :    Mil uzunluğun 1/10 = 185 meter
GOMMAGE    :    Vücudu ölü hücrelerden arındırma
GOMPA    :    Tibet Budizm’inde manastır
GON    :    Ekin biçerken takip edilen yol
GONAD    :    Cinsel salgı bezlerinin ortak adı
GONAD    :    Üreme hücrelerini meydana getiren üreme organları
GONBALI-ASKAR    :    Üzüm şırası
GONDOL    :    Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık
GONGEN    :    Dağ tanrısı
GONORE    :    Bel soğukluğu
GONORE    :    Tıp dilinde ”Bel Soğukluğu” na verilen ad
GOR    :    Bir kimsenin cenazesini kaldırmakta kullanılacak olan para
GOR    :    Mezar, sin
GORA    :    Koruk, üzüm
GORA    :    Rabindranath Tagore’un ünlü romanı
GORAL    :    Himalaya’da yaşan bir dağ keçisi türü
GORMON    :    Akardeon’a benzer bir çalgı
GOSPODAR    :    Rumeli’deki büyük toprak sahipleri
GOŞORUN    :    Zerdüşt dini takviminde ayın 14. günü
GOŞORUN    :    Zerdüştiler’de inek ruhu
GOT    :    Yörelere göre farklılık gösteren tahıl ölçeği
GOUDA    :    İnek sütünden yapılmış açık sarı renkli bir Hollanda peynir türü
GOY    :    Yahudilerin, Yahudi olmayan kişi ve kuruluşlara verdikleri ad
GOYGUN    :    Koyu
GÖCEK    :    Giyecek
GÖKÇE    :    Ökseotu
GÖKÇEK    :    Güzel, sevimli insan
GÖL    :    Büyük tarla
GÖLCÜK    :    Isparta yakınında,1991’de tabiat parkı kapsamına alınan krater gölü
GÖLEK    :    Üzerinde su durması mümkün olmayan yer
GÖLÜ    :    Peynir ve atran süsmeye yarayan tekne
GÖLÜK    :    At
GÖNDER    :    İnce düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar
GÖPÇÜK    :    Köşe
GÖREMEZ    :    İneğin ilk sütü
GÖVERİ    :    Sebze
GÖVERİ    :    Sebze ve yeşillik
GÖYNÜK    :    Arpa torbası
GÖYNÜK    :    Kıldan yapılmış yoğurt torbası
GÖYNÜK    :    Ufak süt kabı
GÖZE    :    Hücre
GÖZE    :    Kalbur
GÖZENE    :    Bal alırken takılan başlık
GÖZER    :    Buğday, oprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur
GÖZER    :    İri gözlü elek
GÖZGÜ    :    Ayna
GÖZLEK    :    Güzin yağan yağmur
GR    :    Yunanistan
GRABEN    :    Tektonik çukur
GRAD    :    Bir açı birimi sembolü
GRAD    :    Çember yayının dörtyüzde birine eşit uzunluktaki bir yayı gören, merkez açıya eşit, açı birimi sembolü
GRADO    :    Alkol derecesi
GRADO    :    Bir sıvının içindeki alkol derecesi
GRAFİT    :    Kurşun kalem yapımında kullanılan bir madde
GRAFİTİ    :    Duvar yazısı
GRAFOBİ    :    Yazı yazma korkusu
GRAFOLOJİ    :    Yazı bilimi
GRAMATİKOS    :    Rumca anlaşmaları yazan Rum Katibi
GRAMER    :    Dil bilgisi
GRAMOFOLOJİ    :    Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği
GRAMOFON    :    Sesyazar, fonograf
GRAN    :    İtalyan sınırları içinde bulunan en yüksek dağ
GRANİT    :    Feldispat, kuvars, mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş, türlü renkte billursu, çok sert bir kayaç
GRAPPA    :    Üzüm posalarının damıtılmasıyla yapılan İtalyan içkisi
GRATEN    :    Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek
GRATER    :    Rende
GRAVİDA    :    Bir kadının fiilen yaşadığı hamilelik sayısı
GRAVÜR    :    Ağaç veya maden üzerine kazılarak yapılan kalıplardan kağıda basılan resim, kazıma resim
GRE    :    Kum taşı
GRE    :    Kumtaşı
GREENPEACE    :    Dünyaca ünlü bir çevre örgütü
GREGAL    :    Kuzey Doğudan esen ve sağanak halinde yağmur getiren, Malta ve Sicilya civarında daha çok görülen bir Akdeniz rüzgârı
GREGAL    :    Malta ve Sicilya civarında daha çok görülen bir Akdeniz rüzgarı
GRENA    :    Bir çeşit süs taşı
GRENA    :    Nar çiçeği renginde bir süs taşı
GRES    :    Makine yağı
GRETUAR    :    Film montajı ve kağıt kesiminde kullanılan özel bıçak
grev    :    İş bırakımı
GREYFURT    :    Altıntop
GRİ    :    Külrengi
GRİFON    :    Kartal başlı aslan
GRİFT    :    Klasik Türk Müziğinde kullanılan, nefesli, dilsiz bir çalgı
gril    :    Izgara
GRİLL    :    Izgara
GRİP    :    Paçavra hastalığı
GROGREN    :    Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma
GRON    :    Bir çeşit ipekli kumaş
GROSA    :    On iki düzine
GROTESK    :    Abartılı karikatürize, akılcılığı zorlayan, karşıt görüntüleri birleştiren yapıtlar
GROTTO    :    Doğal bir mağarayı andıracak şekilde deniz kabukları ile süslenmiş yer
GSM    :    Küresel Mobil İletişim
GUANO    :    Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği
GUATR-GUŞA    :    Boyundaki kalkan bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık
GUAYAVA    :    Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad
GUBARİ    :    Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi
GUBEYRA    :    Yaban iğdesi
GUDDE    :    Bez, beze
GUDEA    :    Eninnu’yu yeniden inşa eden Lagaş’ın dindar Ensisi
GUDÜK    :    Ölçü
GUGLİELMO MARCONİ    :    25 Nisan 1874-20 Temmuz 1937 yılları arasında yaşamış radyoyu icad eden İtalyan fizikçi
GUGULANNA    :    Göğün Koca Boğası, Ereşkigal’in kocası
GUİ    :    Ölümden sonra olumsuz özellikler kazanan ruhlar
GUK-BAĞA    :    Kurbağa
GUL    :    Silifke dolaylarında bir yün dokuma motifi
GULAKLI    :    İki saplı bakır yemek kabı
GULAM    :    Köle, esir
GULAŞ    :    Macarlar’a özgü salçalı bir sığır eti yemeği
GULEME    :    Bağlarda ve harmanda yapılan küçük kulübe
GULET    :    Brig’ten küçük iki direkli hafif armalı pruvası kabasorta armalı, praçılaya benzer uskuna
GULET    :    Gezi amacıyla kullanılan iki direkli gemi
GULLEP    :    Menteşe
GULO    :    Kuzey Kutup Bölgesinde yaşayan memeli ve yırtıcı bir hayvan
GULYAT    :    Ağır hareket eden üşengeç insan
GUMAN    :    Taekwando müsabakalarında orta hakemin maçı bitirme komutu
GUNT    :    Felç hastalığı
GUR    :    Yaban eşeği
GURAF    :    Büyük ölçek
GURCATA    :    Yelken teknelerinde direkten inen istrelyaları açmak için kullanılan kollar
GURK-KURK    :    Kuluçka
GURME    :    Yemekten ve içkiden anlayan, bunların tadına varabilen kimse
GURR    :    Beyaz leke
GURU    :    Hindu’nun ruhani lideri anlamına gelir
GURU    :    Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad
GUSALE-GÖN    :    Kösele
GUSN-BELİK    :    Saç örgüsü
GUŞ    :    Kulak
GUTASYON    :    Bitkilerin yapraklarından damlalar halinde su atılması
GUTGUTA-MAYE    :    Yeni doğmuş kuzu
GUTİLER    :    M.Ö. ikinci bin yılın sonuna doğru Sümer’e egemen olmuş doğulu bir dağ halkı
GUT-NIKRİS    :    Damla hastalığı
GUY    :    Müslümanlara karşı savaşlarda krallığını kaybeden Kudüs Haçlı kralı(1187)
GÜBE    :    Ufak tefek tümseklere verilen ad
GÜCÜK    :    Ocak ayı
GÜDERİ    :    Karaca ya da dağ keçisinden elde edilen deri cinsi
GÜDL    :    Küçük ekmek somunu
GÜGÜL    :    İpek böceği kozası
GÜLBANK    :    Bir toplulukça, hep bir ağızdan ezgili biçimde söylenen kalıplaşmış tekbirlere, dualara verilen ad
GÜLDESTE    :    Seçme manzum ya da nesir yazılarının toplandığı dergi
GÜLE    :    Yaş üzüm tanesi
Gülibrişim    :    İstanbul akasyası
GÜMELE    :    Bostanda yapılan bekçi kulübesi
GÜMÜL    :    Buğday destelerinin üst üste konması, susam demeti
GÜNLÜK    :    Tropik bölgelerde yetişen sığala ağacından elde edilen reçine
GÜRBULAK    :    Türkiye ile İran arasındaki gümrük kapısı
GÜRE    :    Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek
GÜRİZ    :    Kasidelerde mevzuya girmeden evvel söylenen beyit
GÜRKAN    :    Moğollar’da imparatorun güveylerine verilen ünvan
GÜRZ    :    Silah olarak kullanılan ağır topuz
GÜTÇEK    :    Genellikle çocuklar için yapılan türlü biçimlerde ekmek
güvenlik*    :    Emniyet
GÜVERTE    :    Gemilerde ve teknelerde baştan kıça kadar döşenmiş tahta veya madeni platform döşeme
GÜVERTİ    :    Yeşillik, havlu
GÜYÜM    :    Topraktan yapılan büyükçe su kabı
GÜZELLEME    :    Halk edebiyatında aşk, özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü
GÜZELLEME    :    Özellikle halk şiirinde sevilen bir varlığı övüp yüceltmek için yazılan koşmalara verilen ad
GYNAİKON    :    Antik Yunan evlerinde kadınlar için ayrılmış bölüm



Neye, Kime Denir? Kimdir? Adresi Neresi? © 2018 Real Time Web Analytics