yâ : ey.
yâb : bulan.
yâbis : kuru.
yâd : 1 .hatırlama. 2.gönül, hatır. 3.anı, hatıra.
yâd edilmek anılmak, hatırlanmak.
yâd etmek anmak, hatırlamak.
yâdgâr : 1 .anı. 2.hatıra.
yadigâr bk. yâdgâr.
yağmâ : talan, çapul.
yağma eylemek talan etmek, yağmalamak.
yağmâger : yağmacı.
yah : buz.
yahbeste : buzlanmış, donmuş.
yâhud : yahut.
yâis : umutsuz.
yakaza : uyanıklık.
yakîn : kesin bilgi.
yakînen : kesin olarak.
yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş.
yaklaşması.
yâkût : 1.yakut. 2.dudak.
yakzân : uyanık.
yâl : 1 .yele. 2.boyun.
yâleyte : keşke.

yâr : 1 .dost. 2.sevgili. 3.arkadaş.
yârâ : güç.
yârân : dostlar, arkadaşlar.
yarayan ön ek. 2.hem, üstelik.
yargıda bulunma.
yârî : 1.dostluk. 2.yardım.
yâsemen : yasemin.
yâve : zırva, saçma.
yâvegû : zırvalayan, saçmalayan.
yâver : yardımcı.
yâzdeh : onbir.
ye’s : umutsuzluk.
ye’sefzâ : üzücü.
yebânî : 1.yabanıl. 2.ürkek. 3.kaba.
yed : 1 .el. 2.güç.
yegân : birler.
yegân yegân : bir bir, tek tek.
yegâne : biricik.
yegânegî : birlik, teklik.
yek : bir.
yekbeyek : bir bir, birer birer.
yekcihet : 1 .tek yön. 2.aynı görüşlü.
yekcins : aynı türden.
yekdîger : birbiri.
yekdil : bir gönül.
yeknazarda (F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.
yekpâre : 1 .tek parça. 2.bütün.
yeksân : 1.bir şekilde. 2.birlikte.
yekseviye : aynı düzeyde, eşit seviyeli.
yekşenbe : pazar.
yektene : tek başına.
yekûn : toplam.
yel : yiğit.
yeldâ : uzun.
yemîn : 1.sağ, sağ yön. 2.ant, yemin.
yesâr : sol, sol taraf.
yesîr : kolay.
yetîm : biricik, tek. 2.yetim.
yetîme : yetim kız çocuğu.
yetîmhâne : yetimler evi.
yevâkît : yakutlar.
yevm : gün.
yevmenfeyevmen : günden güne.
yevmî : günlük, gündelik.
yevmiyye : gündelik ücret.
yezdân : Tanrı.
yubûset : kuruluk.
yûğ : boyunduruk.
yûz : pars.
yübûset : kuruluk.
yümkin : mümkün, olabilir, olası.
yümn : uğur.
yümnâ : sağ taraf.
yümnî : uğurlu.
yürütülme.
yüsr : 1 .kolaylık. 2.zenginlik.
yüsrâ : sol taraf.