M.Ö. 722 yılında krallıklarının çökmesi üzerine Yahudilerin Filistin dışındaki ülkelere sürülmesi, dağıtılması anlamına gelen diaspora Yunanca kökenlidir.

Bütün sözlüklerde Yahudiler (Jews) ile ilgili olarak kullanılan diaspora şimdi Ermeniler için de kullanılmaya başlandı. Bizler de bilinçsizce aynı yolu izleyerek diasporadaki Ermeniler, Ermeni diasporası gibi kullanımlarla bu sözün anlamını alabildiğine genişlettik ve hicret, tehcir, göç ettirme gibi sözler, aydınlarımız arasında diaspora olup çıktı.

Türkçe Sözlük, diaspora için kopuntu sözünü karşılık olarak göstermiş. Bu kavramın karşılığı bir ulustan ayrılma, kopma biçimde düşünülmüş.

Yerli ve yabancı hiçbir sözlükte Ermeniler için kullanılmamış olan, yalnızca Yahudilerin tarihteki durumlarıyla ilgili olarak geçen bu sözün kasıtlı olarak 1915′teki Ermeni olaylarıyla bağdaştırılması, dünya kamuoyunda plânlanan etkisini gösterdi ve kulaktan kulağa aktarılan tek yanlı tarih bilgileriyle Fransız parlâmenterleri de bu yanlış karara yönlendirildi.

Bizler, biyolojide, felsefede, sosyolojide olduğu gibi dil, edebiyat ve tarih derslerinde de gerçekçi olmadığımızdan; hayatla, gelecekle ilgili bilgileri edinmediğimizden; bütün ulusları dost, kardeş saydığımızdan ve böyle eğitildiğimizden 1915′te Türk’e yapılan zulümlerden de habersiz kaldık. Bu yakın tarihi, ne toplumumuza ne de dışardakilere anlatabildik. 250 bin kişiye mezar olan Çanakkale’yi, Allahuekber dağlarının üzerinde toplu mezarlarda yatan 90 bin Sarıkamış şehidini, Talat Paşa ile başlayan ve pek çok diplomatımızı kurşunlayıp yaban illerinde yere serenleri unuttuk.

Ana çizgileriyle belirttiğimiz şu yakın geçmişten biraz daha geriye gidelim.

Prof. Dr. Hamza Zülfikar

Kaynak ve Yazının Devamı