Skip to content

Neye, Kime Denir? Kimdir? Adresi Neresi?

Archive

Tag: Sözlük

AB: bkz. Avrupa Birliği

Abu Dhabi Fonu (Abu Dhabi Fund for Arab Economic Development)

ACP Ülkeleri (African, Caribbean and Pasific Countries)

AET: bkz. Avrupa Ekonomik Topluluğu

Afrika Birliği Örgütü (Organization of African Unity-OAU)

Afrika İktisat Komisyonu (Economic Commission for Africa)

Afrika Kalkınma Bankası (African Development Bank-AFDB)

AGİK: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

AGİT: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

Altı’lar (Group of 6)

Amazon Paktı (Amazon Pact) DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

AÇIK HECE
Türkçe sözcüklerde sesli harf ile belirtilen kısa heceler. Örneğin a-na-do-lu, a-şı-la-ma gibi. Arapça ve Farsça’da ise sözcüklerde sesli harflerle yazılmayıp hareke ile gösterilen kısa hecelere verilen isim. Örneğin ka-de-me, ha-se-ne gibi. Aruz vezninde bütün açık heceler kısa hece olarak kabul  edilir.

AKROSTİŞ
Bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesi. Divan edebiyatında akrostiş’e muvaşşah ya da istihrac denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatında ise akrostiş “üç dize” anlamına gelir.

ALAKA
İlgi. Bir sözcüğü gerçek anlamının dışında bir anlamda (mecazi) kullanmak için düşünülen ilgiye alaka denir. Edebi sanatların çoğunda bu durum söz konusudur. Bu ilişki ne kadar uygun olursa edebi sanat o derece yerinde ve güzel sayılır. DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

Anatomi – Yapıbilim, Yinbilim, Gövdebilim
Anatomik – Yapıbilimsel, Yinbilimsel
Anatomist – Yapıbilimci, Yinbilimci
Anesteziyoloji – Uyuşturumbilim
Anjioloji – Damarbilim
Antropoloji – İnsanbilim
Bakteriyoloji – Bakteri bilimi
Biyoloji – Dirimbilim, Yaşambilim
Biyolojik – Dirimsel, Dirimbilimsel
Biyolog – Dirimbilimci DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

za’f : zayıflık, zaaf.
za’f gelmek zayıflamak.
za’ferân : safran.
za’fî : zayıflıkla ilgili, zaaf ile ilgili.
za’fiyyet : zayıflık, zafiyet.
zâbıta : güvenlik görevlisi.
zâbih : boğazlayan.
zâbit : subay.
zâbitân : subaylar.
zabt : 1 .tutma. 2.ele geçirme. 3.kavrama.
zabt edilmek ele geçirilmek.
zabt etmek ele geçirmek.
zabtiye nâzırı emniyet genel müdürü.
zabtiye nezâreti emniyet genel müdürlüğü.
zabtiyye : güvenlik güçleri, polis, jandarma.
zabtnâme : tutanak, zabıt yazısı.
zabtürabt : disiplin.
zâc : göztaşı.
zâd : azık.
zâd : 1 .doğmuş. 2.doğum. DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

yâ : ey.
yâb : bulan.
yâbis : kuru.
yâd : 1 .hatırlama. 2.gönül, hatır. 3.anı, hatıra.
yâd edilmek anılmak, hatırlanmak.
yâd etmek anmak, hatırlamak.
yâdgâr : 1 .anı. 2.hatıra.
yadigâr bk. yâdgâr.
yağmâ : talan, çapul.
yağma eylemek talan etmek, yağmalamak.
yağmâger : yağmacı.
yah : buz.
yahbeste : buzlanmış, donmuş.
yâhud : yahut.
yâis : umutsuz.
yakaza : uyanıklık.
yakîn : kesin bilgi.
yakînen : kesin olarak.
yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş.
yaklaşması.
yâkût : 1.yakut. 2.dudak.
yakzân : uyanık.
yâl : 1 .yele. 2.boyun.
yâleyte : keşke.
DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

va’d : vaat.
va’d edilmek vaat edilmek.
va’d etmek vaat etmek.
va’z : vaaz, dinî öğüt.
vâbeste : bağlı.
vâbestegân : bağlılar.
vâcib : gerekli.
vâcib olmak gerekmek.
vâcibât : gerekenler, yapılması gerekli olanlar.
vâcibe : gereken, yapılması gerekli olan.
vâcibülîfâ : yapılması gereken, yerine getirilmesi gereken.
vâcibülvücûd : Tanrı.
vâcid : 1.Tanrı. 2.meydana getiren.
vâdî : 1.vadi. 2.nehir yatağı. 2.saha, alan.
vâfir : bol.
vâh : vah, yazık.
vâha : vaha, çöl ortasındaki yeşil alan.
vahâmet : korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.
vâhasretâ : eyvahlar olsun.
vâhayfâ : yazıklar olsun, eyvahlar olsun, vah vah.
vahdânî : Tanrı’nın birliği ile ilgili.
vahdâniyyet : Tanrı’nın tekliği.
vahdet : 1.teklik. 2.birlik, beraberlik. DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…

übbehet : ululuk.
übüvvet : babalık.
ücret : hizmet karşılığında verilen para.
ücûr : ücretler.
ücûrât : ücretler.
üdebâ : edipler.
üf’ûle : .görev, fonksiyon.
üf’ûlevî : görevle ilgili, fonksiyonel.
üftâde : 1 .düşmüş. 2.düşkün. 3.aşık. 4.zavallı.
üftâdegân : 1.düşmüşler. 2.düşkünler. 3.aşıklar. 4.zavallılar.
üftânühîzân :. düşe kalka.
üfûl : 1.batış. 2.ölüm.
ükül : 1 .meyva. 2.azık. 3.zeka.
ülfet : 1.dostluk. 2.kaynaşma. 3.görüşme, konuşma.
ülfet etmek 1.dostluk kurmak. 2.kaynaşmak, alışmak. 3.görüşmek, konuşmak.
ümem : ümmetler.
ümenâ : güvenilir kişiler.
ümerâ : emirler. DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN…