Arama Sonucu – "Türkce"

Turkcell VINN Windows 7 64 bit’de çalışmama Problemi ve Çözümü

Eğer 64 bit windows 7 işletim sistemi kullanıyor ve Elinizdeki Turkcell VINN’ın içindeki kurulum programını çalıştıramıyorsanız.

http://www.turkcell.com.tr/Downloads/VINN_2.1.5.zip

adresinden programın son versiyonunu indirerek kurulum yaparak problemi çözebilirsiniz.

Ayrıca, Turkcell VINN uygulamasının çalışması için .Net Framework 2.0 veya üstü bir sürümün bilgisayarınızda yüklü olması gerekir. Win XP SP2 ve daha yeni işletim sistemlerinde .Net Framework Standard olarak gelmektedir. Daha eski bir işletim sistemi kullanıyorsanız .Net Framework kurulumunu kendiniz yapabilirsiniz. Kurulum dosyasını buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz

Youtube Canlı Türkçe TV Kanalları

Youtube TRTHaber TV Canlı Yayın : https://www.youtube.com/watch?v=PZNQw440yA4

Youtube Habertürk TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=ChaYqb90k1c

Youtube Show TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=5wtt8ah4xyo

Youtube ShowMax Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=t-7bpQYQoAA

Youtube Bugün TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=gdHfiLcfOB8

Youtube Ülke TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=QGa664kF-hM

Youtube Hayat TV Canlı Yayı :  https://www.youtube.com/watch?v=S_1JzijF438

Youtube Lalegül TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=ieCFy1X3xfE

Youtune Irmak TV Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=McciqFwGTAw

Youtube Kanal7 Canlı Yayın : https://www.youtube.com/watch?v=L1wVGU7vMfo

Youtube BlombergHT Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=uDZs48hr2I8

Youtube Kabe Canlı Yayın :  https://www.youtube.com/watch?v=VopbGPJVkzM

Youtube Euronews Türkçe Canlı Yayını :  https://www.youtube.com/watch?v=_n2v6ODJlEA

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Z Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

za’f : zayıflık, zaaf.
za’f gelmek zayıflamak.
za’ferân : safran.
za’fî : zayıflıkla ilgili, zaaf ile ilgili.
za’fiyyet : zayıflık, zafiyet.
zâbıta : güvenlik görevlisi.
zâbih : boğazlayan.
zâbit : subay.
zâbitân : subaylar.
zabt : 1 .tutma. 2.ele geçirme. 3.kavrama.
zabt edilmek ele geçirilmek.
zabt etmek ele geçirmek.
zabtiye nâzırı emniyet genel müdürü.
zabtiye nezâreti emniyet genel müdürlüğü.
zabtiyye : güvenlik güçleri, polis, jandarma.
zabtnâme : tutanak, zabıt yazısı.
zabtürabt : disiplin.
zâc : göztaşı.
zâd : azık.
zâd : 1 .doğmuş. 2.doğum. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Y Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

yâ : ey.
yâb : bulan.
yâbis : kuru.
yâd : 1 .hatırlama. 2.gönül, hatır. 3.anı, hatıra.
yâd edilmek anılmak, hatırlanmak.
yâd etmek anmak, hatırlamak.
yâdgâr : 1 .anı. 2.hatıra.
yadigâr bk. yâdgâr.
yağmâ : talan, çapul.
yağma eylemek talan etmek, yağmalamak.
yağmâger : yağmacı.
yah : buz.
yahbeste : buzlanmış, donmuş.
yâhud : yahut.
yâis : umutsuz.
yakaza : uyanıklık.
yakîn : kesin bilgi.
yakînen : kesin olarak.
yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş.
yaklaşması.
yâkût : 1.yakut. 2.dudak.
yakzân : uyanık.
yâl : 1 .yele. 2.boyun.
yâleyte : keşke.
(daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [V Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

va’d : vaat.
va’d edilmek vaat edilmek.
va’d etmek vaat etmek.
va’z : vaaz, dinî öğüt.
vâbeste : bağlı.
vâbestegân : bağlılar.
vâcib : gerekli.
vâcib olmak gerekmek.
vâcibât : gerekenler, yapılması gerekli olanlar.
vâcibe : gereken, yapılması gerekli olan.
vâcibülîfâ : yapılması gereken, yerine getirilmesi gereken.
vâcibülvücûd : Tanrı.
vâcid : 1.Tanrı. 2.meydana getiren.
vâdî : 1.vadi. 2.nehir yatağı. 2.saha, alan.
vâfir : bol.
vâh : vah, yazık.
vâha : vaha, çöl ortasındaki yeşil alan.
vahâmet : korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.
vâhasretâ : eyvahlar olsun.
vâhayfâ : yazıklar olsun, eyvahlar olsun, vah vah.
vahdânî : Tanrı’nın birliği ile ilgili.
vahdâniyyet : Tanrı’nın tekliği.
vahdet : 1.teklik. 2.birlik, beraberlik. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Ü Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

übbehet : ululuk.
übüvvet : babalık.
ücret : hizmet karşılığında verilen para.
ücûr : ücretler.
ücûrât : ücretler.
üdebâ : edipler.
üf’ûle : .görev, fonksiyon.
üf’ûlevî : görevle ilgili, fonksiyonel.
üftâde : 1 .düşmüş. 2.düşkün. 3.aşık. 4.zavallı.
üftâdegân : 1.düşmüşler. 2.düşkünler. 3.aşıklar. 4.zavallılar.
üftânühîzân :. düşe kalka.
üfûl : 1.batış. 2.ölüm.
ükül : 1 .meyva. 2.azık. 3.zeka.
ülfet : 1.dostluk. 2.kaynaşma. 3.görüşme, konuşma.
ülfet etmek 1.dostluk kurmak. 2.kaynaşmak, alışmak. 3.görüşmek, konuşmak.
ümem : ümmetler.
ümenâ : güvenilir kişiler.
ümerâ : emirler. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [U Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

u’cûbe : acayip, şaşılacak şey.
ubûdiyyet : kulluk.
ubûr : geçiş.
ucb : kendini beğenme.
ucu arasındaki uzaklık.
ûd : 1 .öd ağacı. 2.ud.
ûdî : ud sanatçısı.
udûl : vazgeçme.
udûl etmek vazgeçmek.
ufuk : ufuk.
ufûnet : 1.yangı. 2.kötü koku.
uhde : sorumluluk.
uhrâ : başka, diğer.
uhrevî : ahiret ile ilgili.
uht : kızkardeş.
uhuvvet : kardeşlik.
ukâb : kartal.
ukalâ : akıl sahipleri.
ukbâ : ahiret.
ukde : 1.düğüm. 2.gönül üzüntüsü. 3.sorun. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [T Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

tâ : 1 .kat. 2.büklüm. 3.tane.
tâ : kadar.
ta’biye : 1.yerine koyma. 2.kurulu düzen.
ta’biyetülceyş : strateji.
ta’cîl : acele ettirme.
ta’dâd : 1.sayma. 2.sayım. 3.sayı.
ta’dâd etmek 1.saymak. 2.değerlendirmek, kabul etmek.
ta’dîl : 1.değiştirme. 2.doğrulama.
ta’dîlat : değiştirmeler, değişiklik.
ta’dilât yapmak değişiklik yapmak.
ta’dîlen : değiştirilerek, değişiklik yapılarak.
ta’kîb : takip, ardına düşme.
ta’kîbât : kovuşturma.
ta’kîbat yapmak kovuşturmak.
ta’kîben : takip ederek, ardına düşerek.
ta’lîk : 1.askıya alma. erteleme.
ta’lîk edilmek asılmak, iliştirilmek, tutturulmak.
ta’lîl : 1.sebep gösterme. 2.tümdengelim.
ta’lîm : 1.öğretme. 2.öğrenme. 3.meşk. 4.idman, egzersiz. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Ş Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

şa’r : kıl.
şa’riyye : şehriye.
şa’şa’a : 1.gösteriş. 2.parlaklık.
şa’şa’adâr : 1. .gösterişli. 2.parlak.
şâd : sevinçli.
şâd etmek sevindirmek, mutlu etmek.
şâd olmak sevinmek, mutlu olmak.
şâdân : sevinçli.
şâdî : sevinç.
şâdmân : sevinçli.
şâdmânî : sevinç.
şâdurvan : şadırvan.
şafak : güneşin doğacağı sıradaki aydınlık.
şâfi’ : şefaatçi.
şâgird : 1.öğrenci. 2.çırak.
şâgirdân : 1.öğrenciler. 2.çıraklar.
şâh : 1 .dal. 2.boynuz.
şâh : 1 .padişah. 2.ıran şahı. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [S Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

sâ’î : çalışan, gayret eden.
sâ’î olmak çalışmak, gayret etmek.
sa’leb : tilki.
sa’y : çalışma, çaba gösterme.
saâdet : mutluluk.
saâdetbahş :mutluluk veren.
saâdetmend : mutlu, bahtiyar.
sabâ : 1 .meltem, gündoğusunden esen yel. 2.sabâ makamı.
sabâvet : çocukluk.
sâbık : 1.eski. 2.bir önceki.
sâbıka : 1.geçmişte kalan suç. 2.bir insanın geçmişteki hali.
sâbıküzzikr : anılan, zikredilen.
sabır : dayanma, kendini tutma.
sabî : 1 .bebek. 2.küçük çocuk.
sâbi’ : yedinci.
sâbi’an : yedincisi, yedinci olarak.
sâbi’î : yıldıza tapan.
sâbir : sabırlı.
sâbit : 1.kanıtlanmış. 2.yerinde duran.
sabr : sabır.
sabûh : sabah içilen şarap.
sabun : sabun. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [R Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

ra’d : gökgürültüsü.
ra’nâ : güzel, hoş.
ra’şe : titreme.
ra’şe vermek titretmek.
ra’şedâr :titrek, titreyen.
rabb : 1 .Tanrı, Allah. 2.efendi.
rabbânî : 1.tanrısal, ilahî. 2.Tanrı’dan başka bir şey düşünmeyen.
rabbî : Tanrım.
râbıta : 1.bağ, ilişki, temas. 2.sıra, düzen.
râbıtadar :bağlantılı, ilintili.
râbi : dördüncü.
râbian : dördüncüsü.
rabt : bağlama.
rabt edilmek bağlanmak, tutturulmak. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [P Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

pâ : ayak.
pâbend : ayak bağı.
pâbercâ : yerinde, duran, ayakta duran.
pâberikâb : gitmek üzere, hareket etmek üzere.
pâbeste : ayağı bağlı.
pâbirehne : yalınayak.
pâbûsî : ayak öpme.
pâcâme : pijama.
pâçe : paça.
pâdşâh : padişah.
pâdşâhî : padişahlık.
pâdzehr : panzehir.
paha : değer, kıymet.
pâk : temiz.
pâkbâz : 1 .fedai. 2.canını hiçe sayan aşık.
pâkdâmen : iffetli.
pâkîze : temiz.
paklanmak temizlenmek.
pâlân : semer, palan.
pâlânduz : semerci. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [N Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

nâ : olumsuzluk eki.
na’l : nal.
na’lbend : nalbant.
na’lbur : nalbur.
na’lçe : nalça.
na’nâ’ : nane.
na’re : nara, haykırma.
na’ş : naaş, cenaze.
na’t : 1 .övme. 2.Hz. Muhammed’i övücü şiir.
nââşnâ : yabancı.
naat : 1 .övme. 2.Hz. Muhammed’i övücü şiir.
nâb : saf, halis, katışıksız.
nâbecâ : yersiz.
nâbehre : 1 .nasipsiz. 2.soysuz.
nâbekâr : 1 .hayırsız. 2.işe yaramaz.
nâbîna : kör.
nâbûd : 1.yok. 2.yokluk. 3.perişan.
nabz : nabız.
nabzgîr :nabza göre şerbet veren. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [K Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

ka’b : 1 .aşık kemiği. 2.tavla zarı. 3.küp.
ka’r : 1 .derinlik. 2.çukur. 3.dip.
kabâ : cübbe.
kabahat : suç, kusur.
kabâih : suçlular, kabahatliler.
kabâil : kâbileler.
kabîh : çirkin, hoş olmayan.
kâbil : 1.mümkün. 2.yetenekli.
kabîl : gibi, benzeri.
kâbil olmak mümkün olmak, elvermek.
kabîle : boy, kâbile.
kâbile : ebe.
kâbil-i kıyas kıyaslanabilir, karşılaştırılabilir.
kâbiliyet : yetenek.
kâbiliyyât : yetenekler. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [J Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

jâj : anlamsız söz, zırva.
jâjhây : boşboğaz, zevzek.
jâle : çiy, şebnem.
jeng : pas.
jengâr : pas.
jerf : derin.
jerfâ : derinlik.
jerfbîn : ayrıntılı düşünen, dikkatli.
jinde : 1.yırtık, eski. 2.yamalı hırka.
jindepûş : 1. .yamalı hırka giyen. 2.derviş.
jiyân : 1.kükremiş. 2.kızgın.
jülîde : dağınık, karışık.

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [İ Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

i’câz : 1.aciz bırakma. 2.şaşırtma.
i’dâdî : lise.
i’dâm : yok etme, öldürme.
i’lâ : yükseltme, yüceltme.
i’lâ edilmek yükseltilmek, yüceltilmek.
i’lâm : bildirme.
i’lâm edilmek bildirilmek.
i’lân : ilan.
i’mâl : yapma, işleme.
i’mâr : bayındırlaştırma, mamûr etme.
i’râz : 1.yüz çevirme. 2.uzak durma.
i’tâ : 1.verme. 2.verilme. 3.ödeme. 4.ödenme.
i’tâ edilmek 1.verilmek. 2.ödenmek.
i’tâ etmek 1.vermek. 2.ödemek.
i’tâ olunmak verilmek.
i’tâk : âzâd etme, özgür bırakma.
i’tikâf : bir yere kapanma, köşesine çekilerek yaşama. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [H Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

h 1.. . . Osmanlı alfabesinin sekizinci harfi. 2.Ebced alfabesine göre sayısal
hâ : çiğneyen.
hâ : çoğul eki: -ler, -lar.
hâb : 1.uyku. 2.rüya.
habâb : hava kabarcığı.
habâbe : hava kabarcığı.
habâis : kötülükler.
hâbâlûd : uykulu.
hâbâlûde : uykulu.
habâset : kötülük, alçaklık.
habb : 1 .çekirdek, tohum. 2.hap.
habbât : 1.hava kabarcıkları. 2.haplar.
habbâz : ekmekçi.
habbe : taneler.
habbe-i hadrâ çitlembik.
habbe-i sevdâ çörekotu.
habbezâ : ne güzel.
habbülbülûğ : ergenlik sivilcesi.
hâbcâme : 1 .gecelik. 2.pijama.
haber : haber.
haberdar : haberli. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [G Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

gabâvet : bönlük, dangalaklık, kalınkafalılık.
gabî : bön, dangalak, kalınkafalı.
gabn : kazıklama, alışverişte aldatma.
gaddâr : zalim, acımasız.
gadr : haksızlık, zulüm.
gaffâr : bağışlayıcı Tanrı.
gâfil : habersiz.
gaflet : habersizlik, dikkatsizlik, dalgınlık.
gafleten : dalgınlıkla.
gafûr : bağışlayıcı.
gâh : 1 .kâh. 2.yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.
gâhî : kimi zaman, bazen, arasıra.
gâhvâre : beşik.
gâib : bulunmayan, ortada görünmeyen, kayıp.
gâile : 1.uğraşı, telaş, meşakkat. 2.savaş.
gâita : dışkı.
galat : yanlış.
galebe : 1.baskın çıkma, ağır basma. 2.kalabalık.
galeyân : kaynama.
gâlib : 1.ağır basan. 2.galip.
gâliba : sanırım, belki.
gâlibiyyet : zafer, ağır basma, yenme. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [F Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

fa’âl : hareketli, çalışkan.
fa’âliyyet : hareketlilik, çalışma.
fâcia : 1.acıklı olay. 2.felaket. 3.dram.
fâciât : 1 .acıklı olaylar, facialar. 2.felaketler.
fâcir : 1.günah işleyen. 2.karşı cinse düşkün olan.
fağfur : Çin imparatoru.
fağfûrî : çini.
fahâmet : 1.yücelik, ululuk. 2.kıymet.
fahhâr : övüngen.
fâhir : 1.değerli. 2.şerefli, onurlu.
fâhiş : 1.aşırı. 2.büyük. çirkin, kötü.
fâhişe : fuhuş yapan kadın.
fâhişehane :genelev.
fahr : övünç, kıvanç.
fahrî : 1.onursal. 2.ücret almadan, kendi isteğiyle
fahşâ : fuhuş.
fâhte : güvercin, yaban güvercini.
fahûr : övüngen.
fâide : yarar, kazanç, fayda. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [E Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

eâcîb : şaşılası şeyler.
eamm : genelde, yaygın haliyle.
eâzım : büyükler, ileri gelenler.
eazz : çok değerli.
eb : 1 .baba. 2.ata, ced.
eb’âd : 1.boyutlar. 2.uzunluklar.
eb’ad : çok uzak.
ebâbil : kırlangıç.
ebâtil : saçma sapan sözler, ipe sapa gelmez şeyler.
ebced : sayısal değer verilmiş arap alfabesi.
ebcedhân : 1.okula yeni başlamış öğrenci. 2.acemi,
ebdâl : derviş, abdal.
ebdân : bedenler.
ebed : sonsuz gelecek zaman.
ebeden : asla, hiçbir zaman.
ebedî : sonsuz.
ebediyyen : sonsuza kadar, asla, hiçbir zaman
ebediyyet : sonsuzluk.
ebeveyn : anababa.
ebhâr : denizler.
ebhâs : bahisler, tartışmalar. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [D Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

dâ’î : 1.dua eden, duacı. 2.davet eden.
dâ’ussıla : yurdunu özleme, köyünü özleme.
dâd : 1.adalet. 2.iyilik, ihsan.
dâd : 1.verme. 2.verdi. 3.vergi.
dâdgâh : mahkeme.
dâdhâh : davacı.
dâdres : imdada koşan.
dâdû : dadı.
dâdüferyâd : . feryat figan.
dâdüsited : alışveriş.
dâfi’ : uzaklaştıran, defeden.
dâğ : 1.yara. 2.kızgın demirle vurulmuş işaret.
dağal : hile, hilehurda, alavere dalavere. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Ç Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

çâbük : kıvrak, çevik, çabuk.
çâbükî : kıvraklık, çeviklik, çabukluk.
çâbükpâ : ayağına çabuk.
çâbükrev : hızlı giden.
çâbüksüvar : usta binici.
çâder : 1.çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çâdernişin : göçebe, çadırda yaşayan.
çadır : 1.çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çağz : kurbağa.
çâh : 1.kuyu. 2.çukur.
çâk : 1.yırtık. 2.yırtmaç.
çâk etmek yırtmak.
çâk olmak yırtılmak. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [C Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

câ : 1 .yer. 2.mevki. 3.makam.
ca’l : yapma.
ca’lî : 1.yapma, uydurma. 2.sahte.
câbecâ : yer yer.
câbir : zorlayıcı.
câdde : ana yol, cadde.
câdû : 1.büyücü. 2.cadı.
câdûger : büyücü.
câh : makam, mevki.
câhid : çalışıp çabalayan.
câhil : bilgisiz.
câhilâne : cahilce.
câiz : uygun.
câize : ödül.
câlib : ilginç, çekici.
câlib -i dikkatdikkat çekici.
câm : 1.kadeh. 2.şişe. 3.cam.
câme : giysi.
câmedân : gardrop.
câmegî : 1.giysi parası. 2.hizmetçi. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [B Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

bâ : 1 .ile. 2.sahip.
ba’de : sonra.
ba’dehu : daha sonra, ondan sonra.
ba’delmîlâd : milattan sonra, İsa’dan sonra.
ba’demâ : bundan böyle.
ba’dezin : bundan sonra, bundan böyle.
ba’s : diriliş.
ba’süba’delmevt : . ölümden sonra diriliş.
ba’zan : bazen, kimi zaman.
bâb : 1.kapı. 2.konu. 3.bölüm.
bâbâ : 1.baba. 2.ata.
bâbâyâne : babaca, babacan.
bâbûne : babuna, papatya.
bâc : 1.haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi.
bâcgîr : vergi memuru.
bâd : 1.rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun.
bâdâm : badem.
bâdbân : yelken.
bâdbedest : eli boş, züğürt. (daha&helliip;)

Osmanlıca-Türkçe Sözlük [A Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı

â : 1 .ünlem edatı ey, hey. 2.iki kelimenin arasına girerek, anlamı
a’dâ : düşmanlar.
a’dâd : sayılar.
â’ik : engel.
a’lâ : en yüksek, en yüce.
a’lâf : otlar.
a’lâl : 1.hastalıklar. 2.sebepler.
a’lâm : 1.bayraklar. 2.özel isimler.
a’lem : en iyi bilen.
a’mâ : kör.
a’mâk : derinlikler.
a’mâl : işler, ameller, davranışlar.
a’mâr : 1.ömürler. 2.yaşlar.
a’nî : yani.
a’râb : Araplar, çöl arapları.
a’râbî : çöl arabı.
a’râz : belirtiler.
a’sâb : sinirler.
a’sâr : yüz yıllar.
a’şâr : öşür vergileri, onda birler.
a’şârî : ondalık.
a’vec : yamuk, eğri büğrü.
a’ver : tek gözlü.
a’yâd : bayramlar.
a’yân : 1.ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.
a’yün : 1.gözler. 2.pınarlar.
a’zâ : 1.üyeler. 2.organlar.
a’zam : en büyük.
âb : 1 .su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu. 8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.
âb : Ağustos.
âb -ı âbistenî 1.meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.
âb -ı adâlet 1..adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.
âb -ı ahmer 1.kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.
âb -ı âteşîn 1..ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.
âb -ı bâdereng 1.kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.
âb -ı engûr 1..üzüm suyu. 2.şarap.
âb -ı harâbât (meyhane suyu) şarap.
âb -ı kevser 1.cennet suyu, 2.şarap.
ab’âb : vantrolog.
abâ : 1.kaba yün kumaş. 2.aba.
âbâ’ : 1.babalar. 2.gezegenler.
âbâd : ebedler.
âbâd : bayındır, mamûr.
âbâd etmek/eylemek 1.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek.
âbâd olmak 1.mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.
âbâdân : bayındır.
âbâdânî : bayındırlık.
âbâdî : 1.bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.
âbâl : develer.
âbân : Âbân ayı.
abâpûş : 1 .abalı. 2.derviş. 3.yoksul.
âbâr : kuyular.
âbcâme : su kabı.
âbçîn : peştemal.
abd : 1.kul. 2.köle.
âbdân : 1.su kabı. 2.mesane.
âbdâr : 1.sulu. 2.parlak. 3.hoş
âbdendân : 1 .bön. 2.âciz.
abdest : 1.abdest. 2.paylama.
abdesthâne : 1 .tuvalet. 2.abdest alınan yer.
abdestlik : kısa cübbe.
âbek : 1.sulu. 2.cıva.
abes : saçma, abes.
âbgîne : 1 .kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.
âbgîr : 1.havuz. 2.su birikintisi.
âbgûn : 1.su rengi. 2.mavi.
abher : 1.nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.
âbhîz : büyük dalga.
âbhord : nasip.
âbırû : yüzsuyu.
âbî : mavi.
âbid : 1.ibadet eden. 2.erkek adı.
abîd : 1.kullar. 2.köleler.
âbidât anıtlar.
âbide : anıt.
âbidevî : anıtsal.
âbile : 1.su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.
âbir : yaya.
âbisten : gebe.
âbistengâh : döl yatağı.
âbişhor : 1 .sulama yeri. 2.nasip.
âbkâr : 1.saka. 2.ayyaş.
âbkeş : 1.saka, su çeken. 2.kevgir.
âbnûs : abanoz.
âbrâh : su yolu, kanal.
abraş : alacalı.
âbrîz : 1.tuvalet. 2.ıbrık.
âbşâr : çağlayan.
abûs : somurtkan.
âbühava : . iklim.
âbzih : 1.su kaynağı. 2.gözyaşı.
âc : fildişi.
âc : ılgın ağacı.
acâib : tuhaf, ilginç, acaip.
acâleten : alelacele.
aceb : 1.tuhaflık. 2.acaba.
acebâ : acaba.
acele : acele.
aceleten : çarçabuk, alelacele.
acem : 1.arap olmayan. 2.İranlı, acem.
acemaşîran : Türk mûsikisinde bir makam.
acemce : Farsça.
acemî : 1.deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.
acemistan : İran.
acemiyân : 1 .deneyimsizler. 2.İranlılar.
aceze : düşkünler, âcizler.
acîb : tuhaf, acayip, ilginç.
acîbe : şaşılacak şey.
âcil : acil.
âcilen : derhal, acil olarak.
acîn : macun, yoğurulmuş.
âciz : 1.aciz. 2.ben.
âcizâne : 1 .acizce. 2.alçakgönüllüce.
âcizî : acizlik.
âciziyyet : acizlik.
âcizleri : bendeniz, ben.
acûl : aceleci.
acûlâne : acele acele.
acûz : 1.kocakarı. 2.cadı.
acûze : 1.kocakarı. 2.cadı.
âcür : 1.tuğla. 2.kiremit.
acz : acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.
âdâb : 1.edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.
adalât : kaslar.
adale : 1 .kas. 2.kaslar.
adâlet : adalet.
adaletkâr : adil, adaletli.
âdât : âdetler, alışkanlıklar.
adâvet : düşmanlık.
adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.
add : sayma, görme, değerlendirme, kabul etme.
addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek.
addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek.
addolunmak sayılmak, kabul edilmek.
aded : sayı.
adeden : sayıca.
adedî : sayısal.
âdem : 1.ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.
adem : yokluk, bulunmama, adem.
adem -i muvaffakiyet başarısızlık.
adem -i muvazenet dengesizlik.
adem -i riâyet uymama
adem -i te’lîfiyet . uzlaşamama, bir araya gelememe.
adem -i teveccüh ilgisizlik.
ademâbâd : yokluk ülkesi.
âdemhâr : yamyam, insan yiyen.
âdemî : 1 .insanoğlu. 2.insanlık.
âdemiyân : insanlar.
âdemiyyet : 1.insanlık. 2.adamlık.
ades : mercimek.
adese : mercek.
âdet : alışkanlık, âdet.
âdeta : basbayağı.
âdeten : âdet olarak, geleneklere göre.
adhâ : kurbanlar.
âdi : sıradan, âdi, değersiz.
adîd : birçok.
adîde : birçok.
âdil : adaletli.
adîl : eşit, denk.
âdilâne : adilce.
adîm : yok olan.
adîmülimkân :. imkânsız.
âdiye : alışılmış, sıradan.
adl : adalet.
adlâ’ : kenarlar.
adlî : adalet ile ilgili.
adliyye : mahkeme, adliye.
adn : cennet.
adû : düşman.
âfâk : ufuklar.
âfâkî : 1.nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.
âfât : afetler, belalar.
âferîde : yaratık, yaratılmış, mahluk.
âferîdgâr : yaratan, Tanrı.
âferîn : bravo, çok yaşa, aferin.
âferîn : yaratan.
âferînende : yaratıcı.
âferîniş : yaratılış.
âfet : 1.afet, bela, felaket. 2.güzel sevgili.
âfet -i cân 1. .can belası. 2.güzel.
âfet -i devrân 1. .güzel, dilber.
âfetengîz : afet getiren.
âfetresân : bela getiren.
âfetzede :belaya uğramış, afet görmüş.
afîf : iffetli.
âfil : 1.batan. 2.görünmez olan.
âfitâb : güneş.
âfitâbcemâl : güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi
âfiyet : esenlik.
âfiyet bulmak sağlığına kavuşmak.
afiyetbahş afiyet verici.
afrika : Afrika kıtası.
afsun : büyü, efsun.
âftâb : güneş.
âftâbe : ıbrık, su kabı.
âftâbgîr : güneş alan, güneş gören.
âftâbî : güneşlik.
âftâbrû : parlak yüzlü.
afv : bağışlama, af.
âgâh : haberdar.
âgâh etmek haberdar etmek.
âgâh olmak haberdar olmak.
âgâhî : haberdarlık.
âgeh : haberdar.
âgehî : haberdarlık.
âgîn : dolu.
âgûş : kucak.
âğâliş : kışkırtma.
ağayân : ağalar.
âğâz : 1.başlama. 2.başlangıç.
ağbiyâ : kalın kafalılar.
âğişte : bulaşmış, bulanık.
ağlâl : 1.boyunduruklar. 2.zincirler.
ağlât : hatalar.
ağleb : çoğunlukla, genellikle, sık sık.
ağleb -i ihtimâl büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.
ağnâ : en zengin.
ağnâm : koyunlar.
ağniyâ : zenginler.
ağniye : şarkılar.
ağrâs : fidanlar.
ağrâz : maksatlar.
ağsân : dallar.
ağşiye : 1.perdeler. 2.zarlar.
ağyâr : yabancılar.
ah : 1 .kardeş. 2.dost.
âh : 1 .feryat etme, feryat. 2.ilenme.
âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.
âh ü zâr . âh edip inleme.
âhâd : birler.
ahad : bir.
ahali : halk, ahali, insan topluluğu.
ahavât : kızkardeşler.
ahbâb : 1.dostlar. 2.dost.
ahbap : dostlar, sevdikler.
ahbâr : haberler.
ahcâr : taşlar.
ahd : 1.yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.
ahd -i atîk Tevrat, Zebur ve Mezâmir.
ahd -i cedîd İncil ve ekleri.
ahdar : yemyeşil.
ahdâs : 1.yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.
ahdeb : kambur.
ahdnâme : ahitname, antlaşma metni.
ahdüpeymân :. and.
âhek : kireç.
âhen : demir.
âhendil : acımasız.
âheng : 1.uyum, ahenk. 2.eğlence.
âheng -i esvât ses uyumu.
âhengdâr : uyumlu.
âhenger : demirci.
âhenggüzâr : uyumlu, ahenkli.
âhenîn : 1.demirden. 2.demir gibi.
âhenîndil : 1 .katı yürekli. 2.yiğit.
âhenk : ahenk, uyum.
âhenkdâr : uyumlu, ahenkli.
âhenkeş : miknatıs.
âhenrüba : miknatıs.
âhensâ(y) : törpü.
âher : başka, diğer.
âheste : yavaş, usul, ağır.
âhestegî : yavaşlık.
ahfâ : en gizli.
ahfâd : torunlar.
ahger : kor ateş.
ahibbâ : dostlar, sevilenler; sevgililer.
ahid : söz, yemin.
ahidşiken : sözünden dönen, antlaşmayı bozan.
âhîhte : kınından çıkmış, sıyrılmış.
ahîr : son, en son.
âhir -i kâr 1. .sonunda. 2.sonuç.
âhirbîn : ileri görüşlü.
âhire : son.
ahîren : geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.
âhiret : öbür dünya.
âhiretlik : 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
âhirin : 1.sonuncu. 2.sonrakiler.
âhirkâr : sonunda, nihayet.
âhirülemr : sonunda, işin sonunda.
âhiz : alan.
ahize : alıcı gereç.
ahkâm : hükümler.
ahlâf : halefler.
ahlâk : huy, ahlak.
ahlâk -ı amelî uygulamadaki ahlak anlayışı.
ahlâk -ı hasene iyi huy.
ahlâk -ı nazarî teorideki ahlak anlayışı.
ahlâk -ı zemîme kötü huy.
ahlâken : ahlakça.
ahlâkiyat : ahlak bilgisi.
ahlâkiyûn : ahlakçılar.
ahlâm : 1.karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.
ahlât : salgılar.
ahlât -ı erba’a dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.
ahmak : budala, aptal, ahmak.
ahmakâne : ahmakça.
ahmakî : ahmaklık.
ahmer : kırmızı, kızıl.
ahrâm : 1.kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.
ahrâr : özgürler.
ahrârâne : özgürce.
ahrâs : koruyucular, muhafızlar.
ahret : öbür dünya, ahiret.
ahretlik : 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
ahsâs : duygular.
ahsen : en güzel.
ahşâ’ : 1.iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.
ahşâb :>T.) 1.ahşap. 2.keresteler.
ahşâm : maiyet.
ahtâb : odunlar.
ahtâr : tehlikeler.
âhte : 1.iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.
ahter : yıldız.
ahter -i dünbâledâr kuyruklu yıldız.
ahterbîn : astrolog, yıldızbilimci.
ahterşinâs : yıldızbilimci.
ahterşümâr : 1. .yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.
ahu : kardeş.
âhû : ceylan, karaca.
âhûbere : ceylan yavrusu.
âhûdil : ödlek, korkak.
âhund : molla, hoca.
âhûnigah : ceylan bakışlı.
âhur : ahır.
âhuvân : ceylanlar.
âhûvâne : ceylan gibi.
âhüvâh: . feryat, sızlanma, hayıflanma.
âhüvâveylâ : . feryat, âh çekme, figan etme.
âhüzâr : . âh çekip inleme.
ahvâl : haller, durumlar.
ahvâl -i âdiye olağan haller.
ahvâl -i sıhhiye sağlık durumu
ahvef : en korkunç.
ahvel : şaşı.
ahyâ : diriler.
ahyâl : yılkılar.
ahyânen : arasıra, kimi zaman.
ahyâr : iyiler.
ahyât : iplikler.
ahz : alma.
ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.
ahzâb : 1.kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.
ahzân : hüzünler.
ahzar : yeşil.
ahzen : çok hüzünlü.
ahzetmek almak.
ahzüi’tâ : alış veriş.
ahzükabz : alıp sahip çıkma.
âid : 1.ait, ilişkin. 2.geri dönen.
âidât : gelirler, aidat.
âide : kâr, kazanç, gelir.
âika : engel.
âile : 1.aile. 2.eş, karı.
ailevî : aile ile ilgili.
âjeng : buruşuk, cilt kırışığı.
âk : serkeş.
akab : 1.arka, art. 2.topuk, ökçe.
akabât : 1.yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.
akabe : 1.geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.
akabinde : ardından.
akâid : inançlar, akideler.
akâmet : 1.verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.
akar : kazanç sağlayan mülk.
akarât : kazanç sağlayan mülkler, akarlar.
akbeh : çok çirkin.
akd : 1.düğümleme, bağlama. 2.nikah. 3.kararlaştırma. 4.kurma.
akdâh : kadehler.
akdâm : ayaklar.
akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.
akdem : önce, önceki.
akdes : en kutsal.
akdetmek/ eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma
akıbet : son.
âkıbetbîn :sonu gören, ileri görüşlü.
âkıbetendîş :sonunu düşünen.
âkıbetülemr : sonunda.
âkıl : akıllı, akıl sahibi.
akıl : akıl.
âkılâne : akıllıca.
âkıle : akıllı kadın.
âkır : 1.kısır. 2.verimsiz.
âkid : akit yapan.
akîde : inanç, akide.
akîdefurûş :inanç tüccarı.
akîk : akik taşı.
âkil : yiyen.
akîm : 1.kısır. 2.sonuçsuz.
akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.
akis : yansıma, aksetme, akis.
akl : akıl.
akl -ı bâliğ ergin.
akl -ı evvel Tanrı.
akl -ı küll 1 . .doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.
akl -ı mücerred soyut akıl.
akl -ı selim sağduyu.
aklâm : 1.kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.
aklen : akılca.
aklıselim : sağduyu.
aklî : akılca, akıl bakımından, rasyonel.
akliyye : akılcılık, rasyonalizm.
akliyyûn : akılcılar, rasyonalistler.
akm : kısırlık.
akmâr : aylar.
akmişe : kumaşlar.
akrabâ : akraba, yakınlar.
akran : yaşıtlar.
akreb : 1.akrep. 2.saat ibresi.
akreb : en yakın.
akrebek : saati gösteren ibre.
aks : yansıma, akis.
aks -i müddeâ çatışkı.
aks -i sedâ yankı.
aksâ : uzak, en son.
aksâ -yı emel ülkü, ideal.
aksâ -yı şark Uzakdoğu.
aksâm : kısımlar, bölümler.
aksâm -ı sâire diğer kısımlar, öbür bölümler.
akser : en kısa.
aksetmek yansımak, vurmak.
aksî : 1.inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.
aksülamel : tepki, reaksiyon.
aktâ’ : 1.kesmeler. 2.beylik araziler.
aktâb : 1.kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.
aktâr : taraflar, yöreler.
aktâr-ı cihân dünyanın her tarafı.
akûr : azgın, kudurmuş, saldırgan.
akûrâne : kudurmuşçasına.
akvâl : sözler.
akvâm : kavimler.
akviyâ : kuvvetliler.
âl : 1 .aile. 2.sülale. 3.evlat.
âl : yüce, yüksek.
alâ : yücelik, şeref.
alâ : üst, üstü, üzeri.
alâeyyihâl : her nasıl olsa.
âlâf : binler.
alâhide : tek başına, başlı başına.
alâik : alakalar, ilgiler.
alâim : işaretler, alametler.
alâim-i semâ gökkuşağı.
alak : 1.kan pıhtısı. 2.sülük.
alâka : ilgi, alaka.
alâkabahş :ilgilendiren, ilgili.
alâkadar :ilgili, alakalı.
alâkadar etmek ilgilendirmek.
alâkadar olmak ilgilenmek.
alakadârân :ilgililer.
alâkadrilimkân : . olabildiğince.
âlâm : elemler, acılar.
alâmât : işaretler, alametler.
alâmet : işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.
âlât : aletler.
alâvechi : üzere.
alâvefk : uygun olarak.
âlâyiş : 1.bulaşma. 2.gösteriş.
aleddevam : sürekli.
alef : 1.ot. 2.hayvan yemi.
aleka : 1.kan pıhtısı. 2.balçık.
alelacele : çarçabuk.
alelâde : sıradan, bayağı.
alelamyâ : körükörüne.
alelekser : çok defa.
alelhusûs : özellikle.
alelıtlâk : 1. .genellikle. 2.rastgele.
alelicmâl : . topluca.
alelinfirâd : birer birer.
alelistimrâr : . sürekli, aralıksız.
aleliştirâk : ortaklaşa.
alelkifâye : . yeterince.
alelumûm : genellikle, genelde, genel olarak.
alem : 1.sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.
âlem : dünya; evren.
âlemârâ :dünyayı süsleyen.
alemdâr : sancaktar.
âlemefrûz :dünyayı parlatan.
âlemgîr : 1 .dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.
âlemiyân : insanlar.
âlemşümûl : dünyayı kaplayan.
âlemtâb : dünyayı aydınlatan.
alenen : açıkça.
alenî : açık, aşikâr.
âlet : 1.araç, alet. 2.aygıt.
alettafsîl : . ayrıntılı olarak.
alettevâlî : . peşpeşe.
aleyh : karşı, karşıt; üzerine.
aleyhdar :karşıt, zıt.
aleyhisselâm : selam onun üzerine olsun.
âlî : yüce; yüksek.
âlîcâh :yüksek dereceli.
âlîcenâb : 1 .cömert. 2.haysiyetli.
âlihe : ilahlar.
âlîhimmet : yüce himmetli.
âlîkadr : saygıdeğer.
alîl : 1.hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.
âlim : bilgin.
alîm : çok bilen.
âlîmakâm : yüksek makamlı.
âlînazar : yüksek görüşlü.
âlîşan : şanı yüce.
âliye : yüce, yüksek.
aliyyülâlâ : en iyisi.
Allâh : Tanrı, Allah.
allâme : büyük bilgin.
âlû : erik.
âlûbâlu : vişne.
âlûd : bulanmış, bulaşmış.
âlûde : bulanmış, bulaşmış.
âlûdedâmen : iffetsiz.
âlûdegî : bulaşma, bulaşıklık.
âlüfte : 1.iffetsiz, fahişe. 2.alışık.
âmâc : 1.hedef. 2.nişan tahtası.
âmâcgâh : nişan alınan yer.
âmâde : hazır.
âmâdegî : hazırlık.
a'mâl : davranışlar, ameller.
âmâl : emeller.
âmâl : emeller.
âmâr : 1.sayım. 2.hesap.
amd : kasıt.
amden : kasıtlı olarak.
âmed : gelme, geliş.
âmedşüd : geliş gidiş.
âmedüreft : geliş gidiş.
âmedüşüd : geliş gidiş.
amel : 1.iş. 2.ishal.
amele : işçi.
amelen : bilfiil, işleyerek.
amelî : pratik, uygulamalı.
ameliyât : 1 .işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.
ameliye: işlem, uygulama.
âmennâ : diyecek bir şey yok, inandık.
âmîhte : karışık, karışmış.
amîk : derin.
âmil : 1.yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.
amîm : yaygın.
âmîn : amin.
âminen : emin olarak.
âmir : emreden.
âmirâne : emredercesine.
âmiyâne : bayağı, avamca.
amm : amca.
âmm : genel, yaygın.
âmm : yıl.
ammâ : ama.
ammâba’d : ( maksada gelince.
amme : hala.
amûd : direk.
amûden : dikine.
amûdî : dikey.
âmurziş : 1.bağışlama, affetme.
âmûz : 1.öğrenen. 2.öğreten.
âmûzgâr : öğretmen.
âmürzgâr : bağışlayıcı, Tanrı.
âmürziş : bağışlama.
ân : an.
an : –den, -dan.
ân : 1 .çoğul eki -ler, -lar. 2.zarf yapan ek -erek, -arak.
ân : alım, cazibe, hava.
an’anât : gelenekler.
an’ane : gelenek.
an’anevî : geleneksel.
ânân : onlar.
anâsır : unsurlar, elemanlar.
anâsır-ı erba’a dört unsur ateş, hava, su, toprak.
ânât : anlar.
anbean : her an, gittikçe.
anber : amber.
anberbû : amber kokulu.
andelîb : bülbül.
âne : gibi anlamını verecek şekilde sıfat ve zarf yapan son ek.
anh : ondan.
anhâ : ondan.
anhâ : onlar.
ânî : 1.bir an. 2.derhal.
ânifen : 1.az önce, demin. 2.yukarıda.
âniyen : bir anda, der hal, o anda.
ankâ : zümrütüanka,
ankarîb : yakında, yakından, çok geçmeden.
ankasdin : kasıtlı olarak, bile bile.
ankebût : örümcek.
ansamîmilkalb : içtenlikle, canügönülden.
anûd : inatçı.
âr : utanma, ar.
ar’ar : 1.anırma. 2.dikenli ardıç.
ârâ : süsleyen.
ârâ’ : oylar.
arâ’is : gelinler.
arab : arap
arabî : arapça.
arak : 1.ter. 2.rakı.
arakçîn : takke kavuk altı takkesi.
arakdâr : terli.
arakıyye : derviş külahı.
ârâm : 1.dinlenme. 2.yerleşme.
ârâm etmek yerleşmek
ârâmbahş : dinlendiren, huzur veren.
ârâmgâh : 1 .dinlenme yeri. 2.mezar.
ârâmiş : 1.dinlenme. 2.huzur.
ârâste : süslenmiş, süslü.
ârâyiş : 1.süs. 2.süslenme.
araz : 1.işaret, belirti. 2.tesadüf.
arâzî : yerler, arazi.
arbede : kavga.
arbedecû : kavgacı.
ard : un.
ardbîz : elek.
arefe : arife, bayramdan önceki gün.
ârız : 1.yanak. 2.gelen. 3.engel.
ârızî : geçici.
ârî : 1.çıplak. 2.uzak, uzakta, soyutlanmış.
ârî : evet.
ârif : bilen, arif, irfan sahibi.
âriyyet : ödünç.
arîz : geniş, genişlemesine.
arkadaşı. 2.güzel hikaye anlatan.
arman : 1.özlem. sıkıntı.
arsa : yer, meydan.
arş : 1.gök. 2.taht. 3.çardak.
arşa : güverte.
arûs : gelin.
arz : 1.genişlik, en. 2.enlem.
arz : 1.yer. 2.dünya, yeryüzü.
arz : sunma, arzetme.
arzan : enine, genişliğine.
arzıhâl : dilekçe.
ârzû : istek, heves.
asâ : 1.değnek, sopa. 2.derviş değneği.
âsâ : gibi.
asab : sinir.
asabî : sinirli.
asabiyülmizac : asabî mizaçlı.
asabiyyet : sinirlilik.
âsaf : 1.vezir. Hz. Süleyman’ın veziri.
asâkir : askerler.
asalet : asillik.
asamm : sağır.
âsân : kolay.
âsâr : 1.izler. 2.eserler.
âsâyiş : 1.huzur. 2.güvenlik.
âsâyiş berkemâl her yerde huzur hakim.
asdika : gerçek dostlar.
asel : bal.
ases : gece bekçisi.
asfer : 1.sarı. 2.soluk benizli.
asgar : en küçük.
asgarî : en az.
ashâb : 1.dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.
âsım : 1.günahtan sakınan. 2.iffetli.
asır ba’de asır : . asırlarca, yüzyıllarca.
âsî : 1.isyancı. 2.günahkâr.
âsîb : felaket, bela, zarar.
asîl : 1.sağlam. 2.soylu.
asîlzâde : soylu çocuğu, asilzade.
asîr : özsuyu, usare.
âsitan : eşik.
âsiyâ : değirmen.
âsiyâb : değirmen.
asker : asker, er.
asl : 1.asıl. 2.kök. 3.gerçek.
asla : hiçbir zaman.
aslî : asıl.
aslünesl :soy sop.
âsmân : gök, gökyüzü.
âsmânî : 1 .gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.
asnâm : 1.putlar. 2.dilberler.
asr : 1.yüzyıl. 2.ikindi vakti.
asrî : modern.
âstân : 1.eşik. 2.tekke.
âstâne : 1 .eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.
âster : astar.
âstîn : yen.
âsûde : rahat, huzurlu.
âsûdegî : huzur.
âsûdehâtır : gönlü rahat, huzurlu.
âsüman : gökyüzü.
âş : 1 .yemek. 2.aşûre.
âşâm : içen.
aşer : on.
aşere : onlar.
aşhâne : mutfak.
âşık : aşık.
âşıkân : aşıklar.
âşifte : 1.perişan. 2.iffetsiz kadın.
âşikâr : açık, belli, aşikâr.
âşikâr etmek ortaya çıkarmak, belli etmek.
âşikâr olmak ortaya çıkmak, belli olmak.
âşikâre : açık, belli.
âşina : 1.tanıdık, bildik. 2.bilen.
aşîr : onda bir.
âşir : onuncu.
âşiren : onuncusu.
âşiyân : 1.yuva. 2.ev.
aşk : . aşk.
âşkâr : 1.açık, belli, aşikâr.
âşkârâ : açık, belli, aşikâr.
âşnâ : tanıdık, dost, aşina.
âşnâyân : tanıdıklar, dostlar.
âşnâyî : 1 .dostluk. 2.bilme, haberdarlık.
âşpez : aşçı.
aşre : on.
âşûb : 1.kargaşa. 2.karıştırıcı.
âşûbengîz : kargaşa çıkaran.
âşûrâ : aşûre.
âşüfte : 1.iffetsiz kadın. 2.perişan.
âşüftedil : gönlü perişan.
ât : çoğul eki -ler, -lar.
at’ime : taamlar, yiyecekler.
atâ : bağış, ihsan, bahşiş.
atâbahş :bahşiş veren, ihsanda bulunan.
atâlet : 1.durgunluk. 2.tembellik.
ataş : susuzluk.
atâyâ : bağışlar, ihsanlar, bahşişler.
atebât : 1.eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.
atebe : eşik.
ateh : bunama.
ateh getirmek bunamak.
âteş : ateş.
âteşbâr : ateş yağdıran.
âteşbâz : fişekçi.
âteşdân : 1 .mangal. 2.ocak.
âteşdem : acı sözlü.
âteşefrûz : ateş yakan.
âteşfâm : 1. .ateş rengi. 2.kırmızı.
âteşfeşân : ateş saçan.
âteşgâh : ateşkede, ateşperest tapınağı.
âteşgede : ateşkede, ateşperest tapınağı.
âteşgîre : 1 . .maşa. 2.çıra.
âteşgûn : ateş rengi, kırmızı.
âteşî : 1.ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.
âteşîn : 1.ateşli. 2.hararetli.
âteşkâr : külhancı, ateşçi.
âteşmizâc : sert mizaçlı.
âteşpâre : kıvılcım.
âteşperest : ateşe tapan, ateşperest.
atf : 1.eğme. 2.bağlaç. 3.çevirme,yöneltme.
atfen : atıfta bulunarak,
atfetmek yöneltmek, vermek.
âtıf : 1.şefkatli. 2.meyleden. 3.bağlayan.
âtıfet : şefkat gösterme.
âtıfetkâr :-F) şefkat gösteren, gözeten.
âtıl : 1.yararsız. 2.tembel.
âtî : 1.gelecek.
âtîdeki : ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.
atîk : 1.eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
atîka : 1.eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
atîkiyyât : arkeoloji.
âtiye : gelecek.
âtiyen : 1.gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.
âtiyülbeyân : aşağıda açıklanacak olan.
âtiyüzzikr : aşağıda zikredilecek olan.
atiyyât : bağışlar, ihsanlar.
atiyye-i seniyye padişah tarafından verilen hediye.
atlas : 1.atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.
atnâb : 1.ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.
ats : hapşırma, aksırma.
atse : hapşırık, aksırık.
atş : susuzluk.
atşân : susuz, susamış.
attar : attar, baharatçı.
attârî : 1.attarlık. 2.attar dükkanı.
atûfet : şefkat.
avâid : gelirler.
avâkıb : 1.sonuçlar. 2.sonlar.
avâlim : âlemler, dünyalar.
avâm : halk tabakası.
avâmil : 1.etkenler, faktörler.
avâmpesend : halkın beğendiği.
avân : zaman.
âvâre : aylak.
âvâreser : aylak.
avârız : 1.belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.
avârif : bilginler, arifler.
âvâz : ses.
âvâze : 1.bağırma. 2.ün.
avdet : geri dönüş.
avdet etmek dönmek.
avene : yardakçılar, avene.
âvîze : asılı.
avn : yardım.
avrât : kadınlar.
avret : kadın.
âyâ : acaba.
ayân : açık, belli, aşikâr.
ayâr : ayar.
âyât : ayetler.
ayb : ayıp.
âyet : 1.ayet. 2.işaret.
âyîn : 1.tören. 2.ayin. 3.din.
âyine : ayna.
âyînhân : ayin okuyan.
ayn : 1.göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.
aynen : tıpkı, aynen, olduğu gibi.
ayniyye : 1.taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.
ayniyyet : aynılık.
aynülyakîn : kesin, kesin bilgi.
ayş : yaşama, keyif alma, gününü gün etme.
ayyâr : 1.kurnaz. 2.düzenbaz.
ayyârî : 1.kurnazlık. 2.düzenbazlık.
azâb : azap.
azab : bekar.
azâbengiz :azap veren.
âzâd : özgür.
âzâde : özgür.
âzâdî : özgürlük.
azamet : 1.büyüklük, ululuk. 2.çalım.
âzâr : 1.incitme. 2.inciten.
azdâd : zıtlar, karşıtlar.
âzer : 1.ateş. 2.Âzer ayı.
âzerâsâ : 1 .ateş gibi. 2.ateş rengi.
azil : görevden alma.
azîm : büyük.
âzim : kararlı.
azîmet : gitme, yola çıkma.
azimet etmek gitmek.
aziz : değerli, saygın.
azîzan : değerliler.
azîze : 1.sevgili. 2.saygın.
azl : görevden alma.
azm : 1.azim. 2.niyet.
azm : kemik.
âzmâyiş : deneme, sınama.
âzmend : hırslı.
azrâ : bâkire.
azrâil : Azrail.
azrar : zararlar.
azulât : adaleler.
âzürde : incinmiş, gücenmiş.

Evliya Çelebi Kimdir?

evliya-celebi

Evliya Çelebi [1611-1685?]

Türk ve dünya tarihinin en büyük gezgini ve en büyük seyahat kitabının yazarı olan Evliya Çelebi 25 Mart 1611 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Ataları Kütahyalı olan yazarın babası Saray-ı Âmire’nin kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zıllî Efendi’dir. Annesi Abaza’dır ve yakın dostluğunu kazanacağı Sadrazam Melek Ahmed Paşa’nın akrabasıdır. Dedelerinin, Türklerin büyük velisi Hoca Ahmed Yesevi’ye ulaştığım eserinde yazar.

Evliya Çelebi, babasının Sarayda nüfuzlu kişilerden ve zamanın tanınmış şahsiyetlerinden olması dolayısıyla önemli hocalarından eğitim almıştır. Şeyhülislam Hamid Efendi Medresesi’nde 7 yıl okumuş, Müderris Ahfeş Efendi’den ders almış, musıkî eğitimini Derviş Ömer Efendi’den alarak iyi bir musiki bilgisine sahip olmuştur. Sa’dîzade Dârülkurrası’nda okuyarak hafız olmuştur. Sultan IV. Murad’ın emriyle alındığı Saray’da 2 yıl kalmış ve burada da eğitimine devam ederek hat ve musiki dersleri almıştır. (daha&helliip;)

Mustafa ARMAĞAN Kimdir?

Tarihçi-Yazar Mustafa ARMAĞAN, Urfalı bir anne-babanın çocuğu olarak Cizre’de doğdu (1961). İlk, orta ve lise öğrenimini Bursa’da tamamladı. İÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra yayıncılık yaptı. 1995-96 yılları arasında İzlenim, 2000–02 yılları arasında da DA (Diyalog Avrasya) dergilerinin genel yayın yönetmenliklerini yürüttü. Halen Derin Tarih dergisini çıkarmaktadır. Evli ve 4 çocuğu bulunan Armağan, 1995’ten beri Zaman gazetesinde tarih yazıları yazmakta, çeşitli televizyon kanallarına tarih programları hazırlamaktadır. (daha&helliip;)

KPSS Tarih Pratik Bilgiler

 

İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

 

Hükümdar çocuklarına verilen unvan   TİGİN **** Anıt Mezar  KÜMBET **** Dede Korkut Hikayeleri – KIPÇAK-OĞUZ Mücadelesi.   **** Gizli güçleri olduğuna inanılan din adamı, ŞAMAN.  **** Kutadgu Bilig Özellikleri : Uygur alfabesi ile yazıldı, Adı mutluluk veren bilgi anlama gelir, Yusuf Has Hacip yazdı ****  Orhun Kitabeleri  Göktürkler zamanında yazıldı. Devlet adamlarının millete hesap vermesi yöneticilerinin ve halkın karşılıklı görevlerini belirten konuları  ve Bağımsızlığın önemini içerir.*** Türk tarihinde şehircilik kültürü ve mimari eserler  UYGURLAR  zamanında gelişmiştir.  ***Bilinen İlk Türk Devleti ASYA HUNLARI ,*** Ölen kişinin kahramanlıklarını göstermek amacıyla mezarının başına dikilen heykel BALBAL ,***Dini ve milli bakımdan önemli olan günlerin milletçe kutlandığı törenler  TOY,*** Türk toplumunda Mimari Uygurlara kadar gelişme göstermemiştir. *** İkili Devlet teşkilatında batıyı yöneten hükümdar YABGU,  **** Düzenli Türk kara ordusunun temellerini METE HAN atmıştır. ***Uygurların Manihaizm dinini benimsemeleri  Karabalgasun Yazıtlarında anlatılmıştır ***  Divanü Lügat-it Türk özelliği : İlk Türkçe Ansiklopedik sözlük niteliğinde olması, Türk destan ve efsaneleri içerir,  Türk Dünyası haritası vardır. *** Kişilerin edinemediği mülk MERA *** Anadolunun Türkleşmesinde Selçukluların yaptığı fetihler etkili olmuştur. Masrafları Vakıfların Sorumluluğunda : CAMİ, MEDRESE, BİMARHANE, DARÜŞŞİFA ***** Kurucusunun adıyla anılır : Büyük Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti  ***** Hem Anadolu Selçk. Hemde Karamanoğullarına başketlik yapmış  KONYA **** *** Kayseride bulunan Gevher Nesibe Şifahanesi Türk Tarihinin ANADOLU SELÇUKLULARI dönemime ait ****   Orhun Yazıtlarında “Türk Ülkesinin yüreği” sayılan merkez ÖTÜKEN.  Kendisini Büyük Selçuklu Devleti’nin varisi olarak  HARZEMŞAHLAR görür. ** Anadolu Selçukluların tersane kurduğu yerler  ANTALYA, SİNOP, ALANYA, SUĞDAK *** Astronomi alanında yaptıkları çalışmalarla bilinirler   HAREZMİ, CACA BEY, ÖMER HAYYAM *** Timur Devleti döneminde yaşamış, Semerkantta astronomi bilgini  ULUĞ BEY **** Mısırda kurulan ilk türk devleti TOLUNOĞULLARI *** Malabadi Köprüsü  Artuklular Dönemine ait *** Anadolu Selçuklu Dönemine ait eserler : ALAİYE SARAYI, GIYASİYE DARÜŞİFASI, CACA BEY MEDRESESİ, BURUCİYE MEDRESESİ ****  (daha&helliip;)

Türkiye’de Kaç Kişi HİV Taşıyor? – (AIDS’li Sayısı)

Birleşmiş Milletler 2010 Küresel AIDS Raporu’na göre dünyada yaklaşık 34 milyon kişi HIV taşıyor. Türkiye’de ise HIV taşıyanların sayısı 4 bin 525’e ulaştı.

Yapılan sayısız etkinliğe rağmen çok sayıda kişi hala bu hastalığı tanımıyor, hastaları toplumdan dışlıyor.  Türkiye’de ise hastalık tanısı konulanların sayısında artış var.

TRT Haber’e konuk olan HIV taşıyıcısı İnanç Özgür de bu gerçekle 11 yıl önce tanıştı.

Özgür, “HIV pozitif olduğumu öğrendim. Çok kısa sürede öleceğimi zannedip hayatım boyunca yalnız olacağımı sanarak başladım bu yolculuğa. Derken Deniz Hanım’la tanıştım. Kendisi, ekibi ve Pozitif Yaşam Derneği üyeleri bana yaşayabileceğimi öğrettiler” diye konuştu. (daha&helliip;)

İMKB de işlem gören Şirketler Hakkında Bilgiler – www.kap.gov.tr

Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) Sitesinde İMKB’de işlem gören şirketlere ait aşağıdaki bilgilere ulaşılabilmekte;    http://www.kap.gov.tr

Ticaret Unvanı, Merkez Adresi,İletişim Adresi,Üretim Tesislerinin Bulunduğu Adresler,Elektronik Posta Adresi,Web Adresi,Tescil Tarihi,Ticaret Sicil Numarası, Ticaret Sicil Memurluğu,Vergi Dairesi,Vergi No,Süresi,Sektörü,Fiili Faaliyet Konusu,Sermaye Piyasası Aracının İşlem Gördüğü Pazar ve Şirketin Dahil Olduğu Endeksler  ,Ödenmiş/Çıkarılmış Sermaye,Kayıtlı Sermaye Tavanı,Son Durum İtibariyle Sermayenin % 5 ve Fazlasına Sahip Ortaklar İle Tüzel Kişi ve Yabancı Ortaklar Arasında Dağılımı,Son Durum İtibariyle Sermayeye Dolaylı Yoldan Sahip Olan Gerçek ve Tüzel Kişiler, Sermayeyi Temsil Eden Paylara İlişkin Bilgi,Son Durum İtibariyle Ortaklık Sermaye Piyasası Araçlarının Kote Edildiği Yurt Dışı Borsalar veya İşlem Gördüğü Teşkilatlanmış Piyasalar ,Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri,Yönetimde Söz Sahibi Olan Personel, Bağlantı Kurulacak Şirket Yetkilileri,Grup Şirketleri Hakkında Bilgiler , Bağımsız Denetim Kuruluşu

(daha&helliip;)

Çukurova Üniversitesi (Adana) Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Adana

Kuruluş Yılı : 1973

Web Adresi : http://www.cukurova.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 35.343

Toplam Akademik Personel : 1.919

Rektörlük Adresi : Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü 01330 BalcalıSarıçam Adana/TÜRKİYE

Tel : +90 (322) 338 60 84

Fax : +90 (322) 338 69 45

E-mail : ogrenci @ cukurova.edu.tr (daha&helliip;)

Celal Bayar Üniversitesi (Manisa) Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Manisa

Kuruluş Yılı : 1992

Web Adresi : http://www.bayar.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 28.036

Toplam Akademik Personel : 1.181

Rektörlük Adresi : Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü 45040-Manisa-TÜRKİYE

Tel : +90 (236) 237 28 86

Fax : +90 (236) 237 24 42

E-mail : webekibi @ bayar.edu.tr

(daha&helliip;)

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Çanakklae

Kuruluş Yılı : 1992

Web Adresi : http://www.comu.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 25.224

Toplam Akademik Personel : 1.086

Rektörlük Adresi : Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü,Terzioğlu Yerleşkesi,17020,Çanakkale /TÜRKİYE

Tel : +90 286 218 00 18

Fax : +90 286 218 06 08

E-mail : genelsek@comu.edu.tr

(daha&helliip;)

Edebiyat Terimleri ve Sözlüğü

AÇIK HECE
Türkçe sözcüklerde sesli harf ile belirtilen kısa heceler. Örneğin a-na-do-lu, a-şı-la-ma gibi. Arapça ve Farsça’da ise sözcüklerde sesli harflerle yazılmayıp hareke ile gösterilen kısa hecelere verilen isim. Örneğin ka-de-me, ha-se-ne gibi. Aruz vezninde bütün açık heceler kısa hece olarak kabul  edilir.

AKROSTİŞ
Bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında anlamlı bir sözcük meydana getirmesi. Divan edebiyatında akrostiş’e muvaşşah ya da istihrac denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatında ise akrostiş “üç dize” anlamına gelir.

ALAKA
İlgi. Bir sözcüğü gerçek anlamının dışında bir anlamda (mecazi) kullanmak için düşünülen ilgiye alaka denir. Edebi sanatların çoğunda bu durum söz konusudur. Bu ilişki ne kadar uygun olursa edebi sanat o derece yerinde ve güzel sayılır. (daha&helliip;)

Atatürk Üniversitesi (Erzurum) Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Erzurum

Kuruluş Yılı : 1957

Web Adresi : http://www.atauni.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 39.437

Toplam Akademik Personel : 2.391

Rektörlük Adresi : Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü 25240 Erzurum/TÜRKİYE

Tel : +90 442 231 1111

Fax : +90 442 218 71 40

E-mail : odaire@atauni.edu.tr

(daha&helliip;)

Ardahan Üniversitesi Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Ardahan

Kuruluş Yılı : 2008

Web Adresi : http://www.ardahan.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 1.400

Toplam Akademik Personel : 51

Rektörlük Adresi : Ardahan Üniversistesi Rektörlüğü Atatürk Cad. Kaptanpaşa Mah. Ardahan  – TÜRKİYE

Tel :+90 (478) 211 26 87

Fax : +90 (478) 211 29 73

E-mail : bidb@ardahan.edu.tr

(daha&helliip;)

Ankara Üniversitesi Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Ankara

Kuruluş Yılı : 1946

Web Adresi : http://www.ankara.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 36.766

Toplam Akademik Personel : 3.359

Rektörlük Adresi : Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Dögol Cad. 06100 Tandoğan Ankara – TÜRKİYE

Tel : (0312) 2126040 (9 Hat)

Fax :(0312) 2126049

E-mail : ankara@ankara.edu.tr

(daha&helliip;)

Amasya Üniversitesi Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Amasya

Kuruluş Yılı : 2006

Web Adresi : http://www.amasya.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 6.141

Toplam Akademik Personel : 143

Rektörlük Adresi : Pirinçci Mahallesi, Ziya Paşa Bulvarı, No:52 Amasya-TÜRKİYE

Tel : 0 (358) 218 01 60-61

Fax : 0 (358) 218 01 04

E-mail : webadmin@amasya.edu.tr

(daha&helliip;)

Ahi Evran Üniversitesi (Kırşehir) Hakkında Bilgiler

Üniversite Bilgileri

Şehir : Kırşehir

Kuruluş Yılı : 2006

Web Adresi : http://www.ahievran.edu.tr

Toplam Öğrenci Sayısı : 10.688

Toplam Akademik Personel : 388

Rektörlük Adresi : Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğü Terme Cad. Kırşehir–TÜRKİYE

Tel : 0 386 211 40 77

Fax : 0 386 211 40 79

E-mail : uib@aku.edu.tr

(daha&helliip;)

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12
Neye, Kime Denir? Kimdir? Adresi Neresi? © 2018