fa’âl : hareketli, çalışkan.
fa’âliyyet : hareketlilik, çalışma.
fâcia : 1.acıklı olay. 2.felaket. 3.dram.
fâciât : 1 .acıklı olaylar, facialar. 2.felaketler.
fâcir : 1.günah işleyen. 2.karşı cinse düşkün olan.
fağfur : Çin imparatoru.
fağfûrî : çini.
fahâmet : 1.yücelik, ululuk. 2.kıymet.
fahhâr : övüngen.
fâhir : 1.değerli. 2.şerefli, onurlu.
fâhiş : 1.aşırı. 2.büyük. çirkin, kötü.
fâhişe : fuhuş yapan kadın.
fâhişehane :genelev.
fahr : övünç, kıvanç.
fahrî : 1.onursal. 2.ücret almadan, kendi isteğiyle
fahşâ : fuhuş.
fâhte : güvercin, yaban güvercini.
fahûr : övüngen.
fâide : yarar, kazanç, fayda. (daha&helliip;)
Arama Sonucu – "at"
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [E Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
eâcîb : şaşılası şeyler.
eamm : genelde, yaygın haliyle.
eâzım : büyükler, ileri gelenler.
eazz : çok değerli.
eb : 1 .baba. 2.ata, ced.
eb’âd : 1.boyutlar. 2.uzunluklar.
eb’ad : çok uzak.
ebâbil : kırlangıç.
ebâtil : saçma sapan sözler, ipe sapa gelmez şeyler.
ebced : sayısal değer verilmiş arap alfabesi.
ebcedhân : 1.okula yeni başlamış öğrenci. 2.acemi,
ebdâl : derviş, abdal.
ebdân : bedenler.
ebed : sonsuz gelecek zaman.
ebeden : asla, hiçbir zaman.
ebedî : sonsuz.
ebediyyen : sonsuza kadar, asla, hiçbir zaman
ebediyyet : sonsuzluk.
ebeveyn : anababa.
ebhâr : denizler.
ebhâs : bahisler, tartışmalar. (daha&helliip;)
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [D Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
dâ’î : 1.dua eden, duacı. 2.davet eden.
dâ’ussıla : yurdunu özleme, köyünü özleme.
dâd : 1.adalet. 2.iyilik, ihsan.
dâd : 1.verme. 2.verdi. 3.vergi.
dâdgâh : mahkeme.
dâdhâh : davacı.
dâdres : imdada koşan.
dâdû : dadı.
dâdüferyâd : . feryat figan.
dâdüsited : alışveriş.
dâfi’ : uzaklaştıran, defeden.
dâğ : 1.yara. 2.kızgın demirle vurulmuş işaret.
dağal : hile, hilehurda, alavere dalavere. (daha&helliip;)
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [Ç Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
çâbük : kıvrak, çevik, çabuk.
çâbükî : kıvraklık, çeviklik, çabukluk.
çâbükpâ : ayağına çabuk.
çâbükrev : hızlı giden.
çâbüksüvar : usta binici.
çâder : 1.çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çâdernişin : göçebe, çadırda yaşayan.
çadır : 1.çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.
çağz : kurbağa.
çâh : 1.kuyu. 2.çukur.
çâk : 1.yırtık. 2.yırtmaç.
çâk etmek yırtmak.
çâk olmak yırtılmak. (daha&helliip;)
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [C Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
câ : 1 .yer. 2.mevki. 3.makam.
ca’l : yapma.
ca’lî : 1.yapma, uydurma. 2.sahte.
câbecâ : yer yer.
câbir : zorlayıcı.
câdde : ana yol, cadde.
câdû : 1.büyücü. 2.cadı.
câdûger : büyücü.
câh : makam, mevki.
câhid : çalışıp çabalayan.
câhil : bilgisiz.
câhilâne : cahilce.
câiz : uygun.
câize : ödül.
câlib : ilginç, çekici.
câlib -i dikkatdikkat çekici.
câm : 1.kadeh. 2.şişe. 3.cam.
câme : giysi.
câmedân : gardrop.
câmegî : 1.giysi parası. 2.hizmetçi. (daha&helliip;)
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [B Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
bâ : 1 .ile. 2.sahip.
ba’de : sonra.
ba’dehu : daha sonra, ondan sonra.
ba’delmîlâd : milattan sonra, İsa’dan sonra.
ba’demâ : bundan böyle.
ba’dezin : bundan sonra, bundan böyle.
ba’s : diriliş.
ba’süba’delmevt : . ölümden sonra diriliş.
ba’zan : bazen, kimi zaman.
bâb : 1.kapı. 2.konu. 3.bölüm.
bâbâ : 1.baba. 2.ata.
bâbâyâne : babaca, babacan.
bâbûne : babuna, papatya.
bâc : 1.haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi.
bâcgîr : vergi memuru.
bâd : 1.rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun.
bâdâm : badem.
bâdbân : yelken.
bâdbedest : eli boş, züğürt. (daha&helliip;)
Osmanlıca-Türkçe Sözlük [A Harfi] nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
a’dâ : düşmanlar.
a’dâd : sayılar.
â’ik : engel.
a’lâ : en yüksek, en yüce.
a’lâf : otlar.
a’lâl : 1.hastalıklar. 2.sebepler.
a’lâm : 1.bayraklar. 2.özel isimler.
a’lem : en iyi bilen.
a’mâ : kör.
a’mâk : derinlikler.
a’mâl : işler, ameller, davranışlar.
a’mâr : 1.ömürler. 2.yaşlar.
a’nî : yani.
a’râb : Araplar, çöl arapları.
a’râbî : çöl arabı.
a’râz : belirtiler.
a’sâb : sinirler.
a’sâr : yüz yıllar.
a’şâr : öşür vergileri, onda birler.
a’şârî : ondalık.
a’vec : yamuk, eğri büğrü.
a’ver : tek gözlü.
a’yâd : bayramlar.
a’yân : 1.ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.
a’yün : 1.gözler. 2.pınarlar.
a’zâ : 1.üyeler. 2.organlar.
a’zam : en büyük.
âb : 1 .su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu. 8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.
âb : Ağustos.
âb -ı âbistenî 1.meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.
âb -ı adâlet 1..adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.
âb -ı ahmer 1.kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.
âb -ı âteşîn 1..ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.
âb -ı bâdereng 1.kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.
âb -ı engûr 1..üzüm suyu. 2.şarap.
âb -ı harâbât (meyhane suyu) şarap.
âb -ı kevser 1.cennet suyu, 2.şarap.
ab’âb : vantrolog.
abâ : 1.kaba yün kumaş. 2.aba.
âbâ’ : 1.babalar. 2.gezegenler.
âbâd : ebedler.
âbâd : bayındır, mamûr.
âbâd etmek/eylemek 1.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek.
âbâd olmak 1.mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.
âbâdân : bayındır.
âbâdânî : bayındırlık.
âbâdî : 1.bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.
âbâl : develer.
âbân : Âbân ayı.
abâpûş : 1 .abalı. 2.derviş. 3.yoksul.
âbâr : kuyular.
âbcâme : su kabı.
âbçîn : peştemal.
abd : 1.kul. 2.köle.
âbdân : 1.su kabı. 2.mesane.
âbdâr : 1.sulu. 2.parlak. 3.hoş
âbdendân : 1 .bön. 2.âciz.
abdest : 1.abdest. 2.paylama.
abdesthâne : 1 .tuvalet. 2.abdest alınan yer.
abdestlik : kısa cübbe.
âbek : 1.sulu. 2.cıva.
abes : saçma, abes.
âbgîne : 1 .kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.
âbgîr : 1.havuz. 2.su birikintisi.
âbgûn : 1.su rengi. 2.mavi.
abher : 1.nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.
âbhîz : büyük dalga.
âbhord : nasip.
âbırû : yüzsuyu.
âbî : mavi.
âbid : 1.ibadet eden. 2.erkek adı.
abîd : 1.kullar. 2.köleler.
âbidât anıtlar.
âbide : anıt.
âbidevî : anıtsal.
âbile : 1.su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.
âbir : yaya.
âbisten : gebe.
âbistengâh : döl yatağı.
âbişhor : 1 .sulama yeri. 2.nasip.
âbkâr : 1.saka. 2.ayyaş.
âbkeş : 1.saka, su çeken. 2.kevgir.
âbnûs : abanoz.
âbrâh : su yolu, kanal.
abraş : alacalı.
âbrîz : 1.tuvalet. 2.ıbrık.
âbşâr : çağlayan.
abûs : somurtkan.
âbühava : . iklim.
âbzih : 1.su kaynağı. 2.gözyaşı.
âc : fildişi.
âc : ılgın ağacı.
acâib : tuhaf, ilginç, acaip.
acâleten : alelacele.
aceb : 1.tuhaflık. 2.acaba.
acebâ : acaba.
acele : acele.
aceleten : çarçabuk, alelacele.
acem : 1.arap olmayan. 2.İranlı, acem.
acemaşîran : Türk mûsikisinde bir makam.
acemce : Farsça.
acemî : 1.deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.
acemistan : İran.
acemiyân : 1 .deneyimsizler. 2.İranlılar.
aceze : düşkünler, âcizler.
acîb : tuhaf, acayip, ilginç.
acîbe : şaşılacak şey.
âcil : acil.
âcilen : derhal, acil olarak.
acîn : macun, yoğurulmuş.
âciz : 1.aciz. 2.ben.
âcizâne : 1 .acizce. 2.alçakgönüllüce.
âcizî : acizlik.
âciziyyet : acizlik.
âcizleri : bendeniz, ben.
acûl : aceleci.
acûlâne : acele acele.
acûz : 1.kocakarı. 2.cadı.
acûze : 1.kocakarı. 2.cadı.
âcür : 1.tuğla. 2.kiremit.
acz : acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.
âdâb : 1.edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.
adalât : kaslar.
adale : 1 .kas. 2.kaslar.
adâlet : adalet.
adaletkâr : adil, adaletli.
âdât : âdetler, alışkanlıklar.
adâvet : düşmanlık.
adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.
add : sayma, görme, değerlendirme, kabul etme.
addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek.
addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek.
addolunmak sayılmak, kabul edilmek.
aded : sayı.
adeden : sayıca.
adedî : sayısal.
âdem : 1.ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.
adem : yokluk, bulunmama, adem.
adem -i muvaffakiyet başarısızlık.
adem -i muvazenet dengesizlik.
adem -i riâyet uymama
adem -i te’lîfiyet . uzlaşamama, bir araya gelememe.
adem -i teveccüh ilgisizlik.
ademâbâd : yokluk ülkesi.
âdemhâr : yamyam, insan yiyen.
âdemî : 1 .insanoğlu. 2.insanlık.
âdemiyân : insanlar.
âdemiyyet : 1.insanlık. 2.adamlık.
ades : mercimek.
adese : mercek.
âdet : alışkanlık, âdet.
âdeta : basbayağı.
âdeten : âdet olarak, geleneklere göre.
adhâ : kurbanlar.
âdi : sıradan, âdi, değersiz.
adîd : birçok.
adîde : birçok.
âdil : adaletli.
adîl : eşit, denk.
âdilâne : adilce.
adîm : yok olan.
adîmülimkân :. imkânsız.
âdiye : alışılmış, sıradan.
adl : adalet.
adlâ’ : kenarlar.
adlî : adalet ile ilgili.
adliyye : mahkeme, adliye.
adn : cennet.
adû : düşman.
âfâk : ufuklar.
âfâkî : 1.nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.
âfât : afetler, belalar.
âferîde : yaratık, yaratılmış, mahluk.
âferîdgâr : yaratan, Tanrı.
âferîn : bravo, çok yaşa, aferin.
âferîn : yaratan.
âferînende : yaratıcı.
âferîniş : yaratılış.
âfet : 1.afet, bela, felaket. 2.güzel sevgili.
âfet -i cân 1. .can belası. 2.güzel.
âfet -i devrân 1. .güzel, dilber.
âfetengîz : afet getiren.
âfetresân : bela getiren.
âfetzede :belaya uğramış, afet görmüş.
afîf : iffetli.
âfil : 1.batan. 2.görünmez olan.
âfitâb : güneş.
âfitâbcemâl : güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi
âfiyet : esenlik.
âfiyet bulmak sağlığına kavuşmak.
afiyetbahş afiyet verici.
afrika : Afrika kıtası.
afsun : büyü, efsun.
âftâb : güneş.
âftâbe : ıbrık, su kabı.
âftâbgîr : güneş alan, güneş gören.
âftâbî : güneşlik.
âftâbrû : parlak yüzlü.
afv : bağışlama, af.
âgâh : haberdar.
âgâh etmek haberdar etmek.
âgâh olmak haberdar olmak.
âgâhî : haberdarlık.
âgeh : haberdar.
âgehî : haberdarlık.
âgîn : dolu.
âgûş : kucak.
âğâliş : kışkırtma.
ağayân : ağalar.
âğâz : 1.başlama. 2.başlangıç.
ağbiyâ : kalın kafalılar.
âğişte : bulaşmış, bulanık.
ağlâl : 1.boyunduruklar. 2.zincirler.
ağlât : hatalar.
ağleb : çoğunlukla, genellikle, sık sık.
ağleb -i ihtimâl büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.
ağnâ : en zengin.
ağnâm : koyunlar.
ağniyâ : zenginler.
ağniye : şarkılar.
ağrâs : fidanlar.
ağrâz : maksatlar.
ağsân : dallar.
ağşiye : 1.perdeler. 2.zarlar.
ağyâr : yabancılar.
ah : 1 .kardeş. 2.dost.
âh : 1 .feryat etme, feryat. 2.ilenme.
âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.
âh ü zâr . âh edip inleme.
âhâd : birler.
ahad : bir.
ahali : halk, ahali, insan topluluğu.
ahavât : kızkardeşler.
ahbâb : 1.dostlar. 2.dost.
ahbap : dostlar, sevdikler.
ahbâr : haberler.
ahcâr : taşlar.
ahd : 1.yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.
ahd -i atîk Tevrat, Zebur ve Mezâmir.
ahd -i cedîd İncil ve ekleri.
ahdar : yemyeşil.
ahdâs : 1.yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.
ahdeb : kambur.
ahdnâme : ahitname, antlaşma metni.
ahdüpeymân :. and.
âhek : kireç.
âhen : demir.
âhendil : acımasız.
âheng : 1.uyum, ahenk. 2.eğlence.
âheng -i esvât ses uyumu.
âhengdâr : uyumlu.
âhenger : demirci.
âhenggüzâr : uyumlu, ahenkli.
âhenîn : 1.demirden. 2.demir gibi.
âhenîndil : 1 .katı yürekli. 2.yiğit.
âhenk : ahenk, uyum.
âhenkdâr : uyumlu, ahenkli.
âhenkeş : miknatıs.
âhenrüba : miknatıs.
âhensâ(y) : törpü.
âher : başka, diğer.
âheste : yavaş, usul, ağır.
âhestegî : yavaşlık.
ahfâ : en gizli.
ahfâd : torunlar.
ahger : kor ateş.
ahibbâ : dostlar, sevilenler; sevgililer.
ahid : söz, yemin.
ahidşiken : sözünden dönen, antlaşmayı bozan.
âhîhte : kınından çıkmış, sıyrılmış.
ahîr : son, en son.
âhir -i kâr 1. .sonunda. 2.sonuç.
âhirbîn : ileri görüşlü.
âhire : son.
ahîren : geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.
âhiret : öbür dünya.
âhiretlik : 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
âhirin : 1.sonuncu. 2.sonrakiler.
âhirkâr : sonunda, nihayet.
âhirülemr : sonunda, işin sonunda.
âhiz : alan.
ahize : alıcı gereç.
ahkâm : hükümler.
ahlâf : halefler.
ahlâk : huy, ahlak.
ahlâk -ı amelî uygulamadaki ahlak anlayışı.
ahlâk -ı hasene iyi huy.
ahlâk -ı nazarî teorideki ahlak anlayışı.
ahlâk -ı zemîme kötü huy.
ahlâken : ahlakça.
ahlâkiyat : ahlak bilgisi.
ahlâkiyûn : ahlakçılar.
ahlâm : 1.karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.
ahlât : salgılar.
ahlât -ı erba’a dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.
ahmak : budala, aptal, ahmak.
ahmakâne : ahmakça.
ahmakî : ahmaklık.
ahmer : kırmızı, kızıl.
ahrâm : 1.kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.
ahrâr : özgürler.
ahrârâne : özgürce.
ahrâs : koruyucular, muhafızlar.
ahret : öbür dünya, ahiret.
ahretlik : 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
ahsâs : duygular.
ahsen : en güzel.
ahşâ’ : 1.iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.
ahşâb :>T.) 1.ahşap. 2.keresteler.
ahşâm : maiyet.
ahtâb : odunlar.
ahtâr : tehlikeler.
âhte : 1.iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.
ahter : yıldız.
ahter -i dünbâledâr kuyruklu yıldız.
ahterbîn : astrolog, yıldızbilimci.
ahterşinâs : yıldızbilimci.
ahterşümâr : 1. .yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.
ahu : kardeş.
âhû : ceylan, karaca.
âhûbere : ceylan yavrusu.
âhûdil : ödlek, korkak.
âhund : molla, hoca.
âhûnigah : ceylan bakışlı.
âhur : ahır.
âhuvân : ceylanlar.
âhûvâne : ceylan gibi.
âhüvâh: . feryat, sızlanma, hayıflanma.
âhüvâveylâ : . feryat, âh çekme, figan etme.
âhüzâr : . âh çekip inleme.
ahvâl : haller, durumlar.
ahvâl -i âdiye olağan haller.
ahvâl -i sıhhiye sağlık durumu
ahvef : en korkunç.
ahvel : şaşı.
ahyâ : diriler.
ahyâl : yılkılar.
ahyânen : arasıra, kimi zaman.
ahyâr : iyiler.
ahyât : iplikler.
ahz : alma.
ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.
ahzâb : 1.kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.
ahzân : hüzünler.
ahzar : yeşil.
ahzen : çok hüzünlü.
ahzetmek almak.
ahzüi’tâ : alış veriş.
ahzükabz : alıp sahip çıkma.
âid : 1.ait, ilişkin. 2.geri dönen.
âidât : gelirler, aidat.
âide : kâr, kazanç, gelir.
âika : engel.
âile : 1.aile. 2.eş, karı.
ailevî : aile ile ilgili.
âjeng : buruşuk, cilt kırışığı.
âk : serkeş.
akab : 1.arka, art. 2.topuk, ökçe.
akabât : 1.yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.
akabe : 1.geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.
akabinde : ardından.
akâid : inançlar, akideler.
akâmet : 1.verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.
akar : kazanç sağlayan mülk.
akarât : kazanç sağlayan mülkler, akarlar.
akbeh : çok çirkin.
akd : 1.düğümleme, bağlama. 2.nikah. 3.kararlaştırma. 4.kurma.
akdâh : kadehler.
akdâm : ayaklar.
akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.
akdem : önce, önceki.
akdes : en kutsal.
akdetmek/ eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma
akıbet : son.
âkıbetbîn :sonu gören, ileri görüşlü.
âkıbetendîş :sonunu düşünen.
âkıbetülemr : sonunda.
âkıl : akıllı, akıl sahibi.
akıl : akıl.
âkılâne : akıllıca.
âkıle : akıllı kadın.
âkır : 1.kısır. 2.verimsiz.
âkid : akit yapan.
akîde : inanç, akide.
akîdefurûş :inanç tüccarı.
akîk : akik taşı.
âkil : yiyen.
akîm : 1.kısır. 2.sonuçsuz.
akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.
akis : yansıma, aksetme, akis.
akl : akıl.
akl -ı bâliğ ergin.
akl -ı evvel Tanrı.
akl -ı küll 1 . .doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.
akl -ı mücerred soyut akıl.
akl -ı selim sağduyu.
aklâm : 1.kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.
aklen : akılca.
aklıselim : sağduyu.
aklî : akılca, akıl bakımından, rasyonel.
akliyye : akılcılık, rasyonalizm.
akliyyûn : akılcılar, rasyonalistler.
akm : kısırlık.
akmâr : aylar.
akmişe : kumaşlar.
akrabâ : akraba, yakınlar.
akran : yaşıtlar.
akreb : 1.akrep. 2.saat ibresi.
akreb : en yakın.
akrebek : saati gösteren ibre.
aks : yansıma, akis.
aks -i müddeâ çatışkı.
aks -i sedâ yankı.
aksâ : uzak, en son.
aksâ -yı emel ülkü, ideal.
aksâ -yı şark Uzakdoğu.
aksâm : kısımlar, bölümler.
aksâm -ı sâire diğer kısımlar, öbür bölümler.
akser : en kısa.
aksetmek yansımak, vurmak.
aksî : 1.inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.
aksülamel : tepki, reaksiyon.
aktâ’ : 1.kesmeler. 2.beylik araziler.
aktâb : 1.kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.
aktâr : taraflar, yöreler.
aktâr-ı cihân dünyanın her tarafı.
akûr : azgın, kudurmuş, saldırgan.
akûrâne : kudurmuşçasına.
akvâl : sözler.
akvâm : kavimler.
akviyâ : kuvvetliler.
âl : 1 .aile. 2.sülale. 3.evlat.
âl : yüce, yüksek.
alâ : yücelik, şeref.
alâ : üst, üstü, üzeri.
alâeyyihâl : her nasıl olsa.
âlâf : binler.
alâhide : tek başına, başlı başına.
alâik : alakalar, ilgiler.
alâim : işaretler, alametler.
alâim-i semâ gökkuşağı.
alak : 1.kan pıhtısı. 2.sülük.
alâka : ilgi, alaka.
alâkabahş :ilgilendiren, ilgili.
alâkadar :ilgili, alakalı.
alâkadar etmek ilgilendirmek.
alâkadar olmak ilgilenmek.
alakadârân :ilgililer.
alâkadrilimkân : . olabildiğince.
âlâm : elemler, acılar.
alâmât : işaretler, alametler.
alâmet : işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.
âlât : aletler.
alâvechi : üzere.
alâvefk : uygun olarak.
âlâyiş : 1.bulaşma. 2.gösteriş.
aleddevam : sürekli.
alef : 1.ot. 2.hayvan yemi.
aleka : 1.kan pıhtısı. 2.balçık.
alelacele : çarçabuk.
alelâde : sıradan, bayağı.
alelamyâ : körükörüne.
alelekser : çok defa.
alelhusûs : özellikle.
alelıtlâk : 1. .genellikle. 2.rastgele.
alelicmâl : . topluca.
alelinfirâd : birer birer.
alelistimrâr : . sürekli, aralıksız.
aleliştirâk : ortaklaşa.
alelkifâye : . yeterince.
alelumûm : genellikle, genelde, genel olarak.
alem : 1.sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.
âlem : dünya; evren.
âlemârâ :dünyayı süsleyen.
alemdâr : sancaktar.
âlemefrûz :dünyayı parlatan.
âlemgîr : 1 .dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.
âlemiyân : insanlar.
âlemşümûl : dünyayı kaplayan.
âlemtâb : dünyayı aydınlatan.
alenen : açıkça.
alenî : açık, aşikâr.
âlet : 1.araç, alet. 2.aygıt.
alettafsîl : . ayrıntılı olarak.
alettevâlî : . peşpeşe.
aleyh : karşı, karşıt; üzerine.
aleyhdar :karşıt, zıt.
aleyhisselâm : selam onun üzerine olsun.
âlî : yüce; yüksek.
âlîcâh :yüksek dereceli.
âlîcenâb : 1 .cömert. 2.haysiyetli.
âlihe : ilahlar.
âlîhimmet : yüce himmetli.
âlîkadr : saygıdeğer.
alîl : 1.hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.
âlim : bilgin.
alîm : çok bilen.
âlîmakâm : yüksek makamlı.
âlînazar : yüksek görüşlü.
âlîşan : şanı yüce.
âliye : yüce, yüksek.
aliyyülâlâ : en iyisi.
Allâh : Tanrı, Allah.
allâme : büyük bilgin.
âlû : erik.
âlûbâlu : vişne.
âlûd : bulanmış, bulaşmış.
âlûde : bulanmış, bulaşmış.
âlûdedâmen : iffetsiz.
âlûdegî : bulaşma, bulaşıklık.
âlüfte : 1.iffetsiz, fahişe. 2.alışık.
âmâc : 1.hedef. 2.nişan tahtası.
âmâcgâh : nişan alınan yer.
âmâde : hazır.
âmâdegî : hazırlık.
a'mâl : davranışlar, ameller.
âmâl : emeller.
âmâl : emeller.
âmâr : 1.sayım. 2.hesap.
amd : kasıt.
amden : kasıtlı olarak.
âmed : gelme, geliş.
âmedşüd : geliş gidiş.
âmedüreft : geliş gidiş.
âmedüşüd : geliş gidiş.
amel : 1.iş. 2.ishal.
amele : işçi.
amelen : bilfiil, işleyerek.
amelî : pratik, uygulamalı.
ameliyât : 1 .işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.
ameliye: işlem, uygulama.
âmennâ : diyecek bir şey yok, inandık.
âmîhte : karışık, karışmış.
amîk : derin.
âmil : 1.yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.
amîm : yaygın.
âmîn : amin.
âminen : emin olarak.
âmir : emreden.
âmirâne : emredercesine.
âmiyâne : bayağı, avamca.
amm : amca.
âmm : genel, yaygın.
âmm : yıl.
ammâ : ama.
ammâba’d : ( maksada gelince.
amme : hala.
amûd : direk.
amûden : dikine.
amûdî : dikey.
âmurziş : 1.bağışlama, affetme.
âmûz : 1.öğrenen. 2.öğreten.
âmûzgâr : öğretmen.
âmürzgâr : bağışlayıcı, Tanrı.
âmürziş : bağışlama.
ân : an.
an : –den, -dan.
ân : 1 .çoğul eki -ler, -lar. 2.zarf yapan ek -erek, -arak.
ân : alım, cazibe, hava.
an’anât : gelenekler.
an’ane : gelenek.
an’anevî : geleneksel.
ânân : onlar.
anâsır : unsurlar, elemanlar.
anâsır-ı erba’a dört unsur ateş, hava, su, toprak.
ânât : anlar.
anbean : her an, gittikçe.
anber : amber.
anberbû : amber kokulu.
andelîb : bülbül.
âne : gibi anlamını verecek şekilde sıfat ve zarf yapan son ek.
anh : ondan.
anhâ : ondan.
anhâ : onlar.
ânî : 1.bir an. 2.derhal.
ânifen : 1.az önce, demin. 2.yukarıda.
âniyen : bir anda, der hal, o anda.
ankâ : zümrütüanka,
ankarîb : yakında, yakından, çok geçmeden.
ankasdin : kasıtlı olarak, bile bile.
ankebût : örümcek.
ansamîmilkalb : içtenlikle, canügönülden.
anûd : inatçı.
âr : utanma, ar.
ar’ar : 1.anırma. 2.dikenli ardıç.
ârâ : süsleyen.
ârâ’ : oylar.
arâ’is : gelinler.
arab : arap
arabî : arapça.
arak : 1.ter. 2.rakı.
arakçîn : takke kavuk altı takkesi.
arakdâr : terli.
arakıyye : derviş külahı.
ârâm : 1.dinlenme. 2.yerleşme.
ârâm etmek yerleşmek
ârâmbahş : dinlendiren, huzur veren.
ârâmgâh : 1 .dinlenme yeri. 2.mezar.
ârâmiş : 1.dinlenme. 2.huzur.
ârâste : süslenmiş, süslü.
ârâyiş : 1.süs. 2.süslenme.
araz : 1.işaret, belirti. 2.tesadüf.
arâzî : yerler, arazi.
arbede : kavga.
arbedecû : kavgacı.
ard : un.
ardbîz : elek.
arefe : arife, bayramdan önceki gün.
ârız : 1.yanak. 2.gelen. 3.engel.
ârızî : geçici.
ârî : 1.çıplak. 2.uzak, uzakta, soyutlanmış.
ârî : evet.
ârif : bilen, arif, irfan sahibi.
âriyyet : ödünç.
arîz : geniş, genişlemesine.
arkadaşı. 2.güzel hikaye anlatan.
arman : 1.özlem. sıkıntı.
arsa : yer, meydan.
arş : 1.gök. 2.taht. 3.çardak.
arşa : güverte.
arûs : gelin.
arz : 1.genişlik, en. 2.enlem.
arz : 1.yer. 2.dünya, yeryüzü.
arz : sunma, arzetme.
arzan : enine, genişliğine.
arzıhâl : dilekçe.
ârzû : istek, heves.
asâ : 1.değnek, sopa. 2.derviş değneği.
âsâ : gibi.
asab : sinir.
asabî : sinirli.
asabiyülmizac : asabî mizaçlı.
asabiyyet : sinirlilik.
âsaf : 1.vezir. Hz. Süleyman’ın veziri.
asâkir : askerler.
asalet : asillik.
asamm : sağır.
âsân : kolay.
âsâr : 1.izler. 2.eserler.
âsâyiş : 1.huzur. 2.güvenlik.
âsâyiş berkemâl her yerde huzur hakim.
asdika : gerçek dostlar.
asel : bal.
ases : gece bekçisi.
asfer : 1.sarı. 2.soluk benizli.
asgar : en küçük.
asgarî : en az.
ashâb : 1.dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.
âsım : 1.günahtan sakınan. 2.iffetli.
asır ba’de asır : . asırlarca, yüzyıllarca.
âsî : 1.isyancı. 2.günahkâr.
âsîb : felaket, bela, zarar.
asîl : 1.sağlam. 2.soylu.
asîlzâde : soylu çocuğu, asilzade.
asîr : özsuyu, usare.
âsitan : eşik.
âsiyâ : değirmen.
âsiyâb : değirmen.
asker : asker, er.
asl : 1.asıl. 2.kök. 3.gerçek.
asla : hiçbir zaman.
aslî : asıl.
aslünesl :soy sop.
âsmân : gök, gökyüzü.
âsmânî : 1 .gökyüzüne ait. 2.melek. 3.açık mavi.
asnâm : 1.putlar. 2.dilberler.
asr : 1.yüzyıl. 2.ikindi vakti.
asrî : modern.
âstân : 1.eşik. 2.tekke.
âstâne : 1 .eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.
âster : astar.
âstîn : yen.
âsûde : rahat, huzurlu.
âsûdegî : huzur.
âsûdehâtır : gönlü rahat, huzurlu.
âsüman : gökyüzü.
âş : 1 .yemek. 2.aşûre.
âşâm : içen.
aşer : on.
aşere : onlar.
aşhâne : mutfak.
âşık : aşık.
âşıkân : aşıklar.
âşifte : 1.perişan. 2.iffetsiz kadın.
âşikâr : açık, belli, aşikâr.
âşikâr etmek ortaya çıkarmak, belli etmek.
âşikâr olmak ortaya çıkmak, belli olmak.
âşikâre : açık, belli.
âşina : 1.tanıdık, bildik. 2.bilen.
aşîr : onda bir.
âşir : onuncu.
âşiren : onuncusu.
âşiyân : 1.yuva. 2.ev.
aşk : . aşk.
âşkâr : 1.açık, belli, aşikâr.
âşkârâ : açık, belli, aşikâr.
âşnâ : tanıdık, dost, aşina.
âşnâyân : tanıdıklar, dostlar.
âşnâyî : 1 .dostluk. 2.bilme, haberdarlık.
âşpez : aşçı.
aşre : on.
âşûb : 1.kargaşa. 2.karıştırıcı.
âşûbengîz : kargaşa çıkaran.
âşûrâ : aşûre.
âşüfte : 1.iffetsiz kadın. 2.perişan.
âşüftedil : gönlü perişan.
ât : çoğul eki -ler, -lar.
at’ime : taamlar, yiyecekler.
atâ : bağış, ihsan, bahşiş.
atâbahş :bahşiş veren, ihsanda bulunan.
atâlet : 1.durgunluk. 2.tembellik.
ataş : susuzluk.
atâyâ : bağışlar, ihsanlar, bahşişler.
atebât : 1.eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.
atebe : eşik.
ateh : bunama.
ateh getirmek bunamak.
âteş : ateş.
âteşbâr : ateş yağdıran.
âteşbâz : fişekçi.
âteşdân : 1 .mangal. 2.ocak.
âteşdem : acı sözlü.
âteşefrûz : ateş yakan.
âteşfâm : 1. .ateş rengi. 2.kırmızı.
âteşfeşân : ateş saçan.
âteşgâh : ateşkede, ateşperest tapınağı.
âteşgede : ateşkede, ateşperest tapınağı.
âteşgîre : 1 . .maşa. 2.çıra.
âteşgûn : ateş rengi, kırmızı.
âteşî : 1.ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.
âteşîn : 1.ateşli. 2.hararetli.
âteşkâr : külhancı, ateşçi.
âteşmizâc : sert mizaçlı.
âteşpâre : kıvılcım.
âteşperest : ateşe tapan, ateşperest.
atf : 1.eğme. 2.bağlaç. 3.çevirme,yöneltme.
atfen : atıfta bulunarak,
atfetmek yöneltmek, vermek.
âtıf : 1.şefkatli. 2.meyleden. 3.bağlayan.
âtıfet : şefkat gösterme.
âtıfetkâr :-F) şefkat gösteren, gözeten.
âtıl : 1.yararsız. 2.tembel.
âtî : 1.gelecek.
âtîdeki : ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.
atîk : 1.eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
atîka : 1.eski, antik. 2.asil. 3.özgür.
atîkiyyât : arkeoloji.
âtiye : gelecek.
âtiyen : 1.gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.
âtiyülbeyân : aşağıda açıklanacak olan.
âtiyüzzikr : aşağıda zikredilecek olan.
atiyyât : bağışlar, ihsanlar.
atiyye-i seniyye padişah tarafından verilen hediye.
atlas : 1.atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.
atnâb : 1.ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.
ats : hapşırma, aksırma.
atse : hapşırık, aksırık.
atş : susuzluk.
atşân : susuz, susamış.
attar : attar, baharatçı.
attârî : 1.attarlık. 2.attar dükkanı.
atûfet : şefkat.
avâid : gelirler.
avâkıb : 1.sonuçlar. 2.sonlar.
avâlim : âlemler, dünyalar.
avâm : halk tabakası.
avâmil : 1.etkenler, faktörler.
avâmpesend : halkın beğendiği.
avân : zaman.
âvâre : aylak.
âvâreser : aylak.
avârız : 1.belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.
avârif : bilginler, arifler.
âvâz : ses.
âvâze : 1.bağırma. 2.ün.
avdet : geri dönüş.
avdet etmek dönmek.
avene : yardakçılar, avene.
âvîze : asılı.
avn : yardım.
avrât : kadınlar.
avret : kadın.
âyâ : acaba.
ayân : açık, belli, aşikâr.
ayâr : ayar.
âyât : ayetler.
ayb : ayıp.
âyet : 1.ayet. 2.işaret.
âyîn : 1.tören. 2.ayin. 3.din.
âyine : ayna.
âyînhân : ayin okuyan.
ayn : 1.göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.
aynen : tıpkı, aynen, olduğu gibi.
ayniyye : 1.taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.
ayniyyet : aynılık.
aynülyakîn : kesin, kesin bilgi.
ayş : yaşama, keyif alma, gününü gün etme.
ayyâr : 1.kurnaz. 2.düzenbaz.
ayyârî : 1.kurnazlık. 2.düzenbazlık.
azâb : azap.
azab : bekar.
azâbengiz :azap veren.
âzâd : özgür.
âzâde : özgür.
âzâdî : özgürlük.
azamet : 1.büyüklük, ululuk. 2.çalım.
âzâr : 1.incitme. 2.inciten.
azdâd : zıtlar, karşıtlar.
âzer : 1.ateş. 2.Âzer ayı.
âzerâsâ : 1 .ateş gibi. 2.ateş rengi.
azil : görevden alma.
azîm : büyük.
âzim : kararlı.
azîmet : gitme, yola çıkma.
azimet etmek gitmek.
aziz : değerli, saygın.
azîzan : değerliler.
azîze : 1.sevgili. 2.saygın.
azl : görevden alma.
azm : 1.azim. 2.niyet.
azm : kemik.
âzmâyiş : deneme, sınama.
âzmend : hırslı.
azrâ : bâkire.
azrâil : Azrail.
azrar : zararlar.
azulât : adaleler.
âzürde : incinmiş, gücenmiş.
Bulmaca Sözlüğü – Z / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
Z.Faik İZER,Ergin İNAN,Sami Yetik, Bir Ressamımız
ZA Japonya’da 1100 yıllarında ortaya çıkan tüccar Loncalarına verilen ad
ZAAF İrade zayıflığı
ZAAF İştenç zayıflığı
ZABT Sıkı tutmak
ZAC Kara boya
ZAÇ Kükürtle demir birleşimlerinden biri
ZADEGAN Aristokrasi
ZADEGAN Soylular, aristokrasi
ZAFERE Göze inen perde
ZAGON Kanun, nizam
ZAĞ Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı
ZAĞ Kılağı
ZAĞANOS-BALABAN-TARLAN Bir cins doğan
ZAĞAR-SETER-TERİYE Bir av köpeği cinsi
ZAHİR Dış yüz, görünüş
ZAHİRE Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl
ZAHİT Dinin emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – Y / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
Y İtriyum
ya Şaşma ünlemi
YAARNIK Çocuk önlüğü
YABRAK Kat kat ayrılabilen şeylerde kat
YABUNE Eski bir ev tanrısı
YAFA Kalın kabuklu, çekirdekli ve oval bir portakal türü
yafta, etiket Fiyat gösteren kağıt
YAĞCIBEDİR Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el aaagahlarında dokunan yün halı
YAĞI-ADU Düşman
YAHNİ Soğanlı et yemeği
YAHUDA İsa Peygamberi ele vermesiyle tanınan Yahudi
YAK Tibet öküzü
yak Tibet sığırı
yaka Kıyı, kenar (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – W / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
W Tungsten
WA Nijerya
WADORYU Dünya Karete Federasyonunun tanıdığı dört karete sitilinden biri
WAFA Filistin Haber Ajansı
WASHİNGTON COLUMBİA
WATONAİ-COMET Akvaryum balıkları
WBC Dünya Boks Konseyi
WCL Dünya İç İşleri Konfederasyonu (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – V / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
V Vanadyum
VAALS Hollanda’da bir dağ
VAALS Hollanda’nın en yüksek noktası, dağı
VACUNA Sabineliler’in tarım tanrıçası
VAFTİZ Hıristiyanlıkta, ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem
VAGİTANOS Çocukların bağırmalarını ve ağlamalarını idare eden tanrı
VAGNER Türkiye’de yaşayan ortalam boyu 90cm. Olan zehirli bir yılan
VAGONET Küçük vagon
VAHDANİYET Tanrı birliği
VAHİM Çok tehlikeli
VAKANA Kırlarda, istrahat edenleri koruyan tanrı
VAKANÜVİS Tarih yazarlarına verilen isim
VAKANÜVİS Zamanın olaylarını saptamakla görevli kişi
vakar Ağırbaşlılık
VAKAR-VAK Ağırbaşlılık
VAKETA Ayakkabı yapımında kullanılan buzağı derisi
VAKETA Bir tür ince meşin
vaketa İnce meşin (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – Ü / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
ÜCRA Çok uçta bulunan
ÜCRA Uzakta olan
ÜÇAYAK Bir alay çeşidi
üçetek Bir giysi (kadın)
ÜÇETEK Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi
ÜDEBA Yazarlar, edipler
ÜĞÜM Sık çalı kümesi, fundalık
ÜLEŞ-BEHRE Pay, hisse
ÜLFET Alışma, kaynaşma (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – U / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
U Uranyum
UAKARİ Güney Amerika’a yaşayan, orta boylu, kısa kuyrukulu, parlak kırmızı yüzlü bir maymun türü
UAKARİ Güney Amerika’da yaşayan, orta boylu, kısa kuyruklu, parlak kırmızı yüzlü bir maymun
UAKARİ Vatanı Güney Amerika olan, kırmızı yüzlü bir maymun türü
UAR Birleşik Arap Cumhuriyeti
UAS Tanrıların asaları
UB Küçük bir davul
UBAK Avrupa Ulaştırma Bakanları Şurası
UBER Badmington sporunda, Bayanlar Dünya Şampiyonasını temsil eden kupa
UBUDİYET Kölelik, kulluk
UBV Yıldızların tayf tiplerine göre sınıflandırılması sistemi
UCA Bir yengeç türü
uca Kalça kemiği
uca Kuyruksokumu kemiği
UCM Uluslararası Ceza Mahkemesi
UCMAN BAE’ni oluşturan emirliklerin en küçüğü
UCR Radikal Yurttaşlık Birliği
uç Sınır boyu
UÇANTOP Voleybol
UÇİMURA KANZO Japon edebiyat ve düşünce yaşamını derinden etkileyen ilahiyatçı ve eleştirmen(1861-1930)
UÇKUN Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım
UÇKUR Şalvar bağı
UÇKURLUK Bir sancağın direk veya rüzgar üstü tarafındaki yakasındaki takviye edilmesi için geçirilen beyaz renkli şerit (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – Ş / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
ŞAB Kızıl Deniz’dejn çıkarılan dallı budaklı taşlar
ŞABAŞ Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para
ŞABEZE Hokkabazlık,el çabukluğu
ŞABLON Kesme veya oyma kalıbı
şad Sevinçli
ŞAFUL Bal konulan ufak tekne
ŞAHİDE Mezar taşı
ŞAHİKA Zirve, doruk
ŞAHİN Avrupa ve Asya’nn ormanlık ve çalılık yerlerinde yaşayan yırtıcı bir kuş
ŞAHMERDAN Çok ağır bir çeşit tokmak
şahmerdan Tokmak yada çekicin ağırı
ŞAHTERE Tarla ve yol kenarlarında yetişen, çiçekleri hekimlikte kullanılan bir bitki
ŞAİBE Kir, leke
ŞAK Yarı çatlak (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – S / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
S İsveç
S Kükürt
SA,ZA Güney Afrika
sabit, statik Durağan
SABO Birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı
SABUNİYE Bir tür nişasta helvası
SAC Demir levha
SACRAMENTO CALİFORNİA
SADAKA Dilenciye verilen para
SADAKARİ Altın ve gümüş kuyumculuğu
SADEKARİ Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri
SADIR Biber, patlıcan, dometes gibi sebsezelerin fidelerine verilen ad
SADİZM Başkalarına acı vermekten cinsel haz duyma
SADR Bir beyitte birinci mısranın ilk parçası ile nesirde cümlenin ilk parçası
sağ Esen
SAĞAN Böcek yiyen bir tür kuş (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – Ö / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
öbek Grup
ÖBEZE Tandırın içinde bulunan ve ateşin yanmasını kolaylaştıran piramit biçimindeki toprak sütün
ÖCÜR Lades
ÖD Karaciğerin salgıladığı acı su
ÖD Yanarken güzel koktuğu için tütsü olarak kullanılan bir ağaç
ÖD Yanarken güzel koku veren bir ağaç
ÖDEM Vücutta anormal miktarda su toplanması
ÖDYOMETRE Kimyasal tepkimelerde gazların oylum değişmelerini ölçmeye yarayan aygıt
ÖGE Çok akıllı, yaşlı kimse
ÖGLENA Tatlı sularda yaşayan, kamçı biçimindeki uzantısı ile devinen, mekik biçimindeki birgözeli
ÖĞEÇ Üç yaşındaki koyun
ÖĞÜR-AKRAN Yaşça yakın, boydaş, yaşıt
ÖHÜM Küsmek
ÖKÇEÇENE Boru anahtarının kola bağlı olan, setleri dışa dönük, hareketsiz çenesi
ÖKE Dahi
ÖKSE Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek
ÖKÜLTİZM Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı
ÖLBE Anadolunun kimi yörelerinde kullanılan süt, yoğurt koymaya yarayan tahta kova
ÖLBE Süt yoğurt koymaya yarayan tahta kova
ÖLET Öldürücü hastalık salgını
ÖLGÜN Olgunlaşmış ekime hazır toprak
ÖLLÜK Elenmiş killi toprak
ÖLÜ Bulgur değirmeninde çekildikten sonra gerieye kalan iri taneler
ölüdeniz Fethiye’de lagün
ÖMEL Küçük çukur
Ömer Dört halifenin İkincisi
Ömerli İstanbul’da bir baraj
ÖNBEL Üvendirenin çivisi (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – O / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
O Oksijen
OAS Amerika Devletleri Örgütü
OAS Amerikan Devlet Örgütü
OATUU Afrika İşçi Sendikaları Birliği Örgütü
OAU Afrika Birliği Örgütü
OB Hint okyanusunda denizaltı dağı
OBA Antalya yöresinde, deniz kıyısındaki tahta kulübelere verilen ad
OBA Bölmeli göçebe çadırı
OBA Kamp yeri
OBAÇANA Komşuya çok giden kişi
OBAN-OMAN Değirmenin su borusu
OBAŞ Gün doğmadan sabaha karşı olan zaman (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – N / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
N Azot
N Norveç
na Olumsuzluk belirten önek
NA Sodyum
NAAN Hindistan’da yapılan bir tür pide
NAAN Kuzey Hindistan’da ”Tandoori” fırınlarında pişirilen yemek çeşidi
NAAT Kaside
NAB Azı dişi
NAB Berrak, duru
NAB Saf,arı, katıksız anlamında sözcük
NABEKAR Haylaz, serseri
NABİGA Soyunda şair bulunmayan eğitimsiz şair (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – L / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
LA : Lantan
LA : Lantanyum
laakal : Asgari, en az
LAB : Yırtıcı martı
LABA : Antalya yöresine özgü, kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek
LABA : Davarın lezzetli olan boyun eti
labada : Efelek
LABADA : Yaprakları sebze olarak yenen bir bitki
LABİL-MÜTEREDDİT : Kararsız, çabuk değişen
LABNE : Hiç tuzu olmayan yumuşak krem peynir (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – J / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
J , Tokyo : Japonya
JABO : Gömlek süsü
JABO : Bir giysinin göğüs kısmına konulan süsleme
JAD : Kalça çıkığını iyileştiren taş
JAİNİZM : MÖ 500 yıllarında kurulmuş Budizm benzeri bir din
JAKAMAR : Tropik bir kuş türü
JAKAR : Çok karmaşık desenli kumaş
JAKARANDA : Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı
JAKET : Beyaz porselen kaplama
JAKETATAY : Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, ceket (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – İ / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
İ : İyot
İ NTİFADA : Filistin Direniş Hareketi
İA,RI : Endonezya
iade : Geri verme
İADELİ : Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü, sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı
İAKKHOS : Eleusis Mystria’larının Tanrısı
İALEMOS : Apollon ile Kalliope’nin oğlu
İALU : Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad
İAMBOS : Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak
İANE : Yardım amacıyla toplanan para (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – I / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
I : İtalya
IAAF : Uluslararası Amatör Atletizm Birliği
IAF : Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu
IATA : Uluslararası Amatör Tiyatrolar Birliği
IAU : Uluslararası Astronomi Birliği
IAU : Uluslararası Gökbilim Birliği
IBKA : Ağlatma
ICA : Uluslararası Kooperatifler Birliği
ICB : Uluslararası İhale Usulleri
ICC : Uluslararası Ticaret Odası (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – H / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
H : Hidrojen
H : Macaristan
HA : Hahniyum
HA : Hahnyum
HA : Hektar
HA : Nilsbohryum
HAB : Tahıl tanesi, tohum(esk.)
HABA : Halı
HABANERA : Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı
HABANERA : Çok kıvrak bir Küba dansı (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – G / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
G,GB : İngiltere
GA : Galyum
GA : Galyum
GABALA : Oradan oraya gezip durmak
GABALA : Ordan oraya gezip durmak
GABALAK : Çobanların başlarına örttükleri keçe
GABANE : Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması
GABARİ : Alt geçitlerin zeminden olan geçit yüksekliği
GABARİ : Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek
GABARİ : Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – E / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
E : İspanya
EA : Su tanrısı
ea : Sümer su tanrısı
EAA : Avrupa Silahlanma Ajansı
EAAA : Avrupa Reklam Ajansları Birliği
EAG : Avrupa Havacılık Grubu
EAKOS : Zeus ile peri kızı Egine’nin oğlu
EAM : İtalyan ve Alman işgaline karşı 1941’de kurulan Yunan direniş örgütü
EANNA : İnanna’nın Uruk’taki tapınağı
EAP : Avrupa Silah Politikası (daha&helliip;)
Bulmaca Sözlüğü – D / nedir, ne demek, anlamı, eşanlamlısı
da : Rusça “evet”
DABBE : Binek ve yük hayvanı
DAÇA : Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad
DADAMIK : Avı çekmek için dökülen yem
dadı*,lala,taya. Selçuklularda : Çocuk bakıcısı kadın
DAFFAT : Devesini kiraya veren deveci
DAGAL : Çerçöp
DAGAS : Çok yemekten dolayı midenin dolması
DAĞA,uflaa : Bir tür bıçak
DAĞAR : Ağır yayvan toprak kap (daha&helliip;)
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Kimdir?
Kemal Kılıçdaroğlu, 1948’de Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde Tapu Memuru Kamer Bey ve ev kadını Yemuş Hanım’ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak dünyaya geldi.
İlk ve orta öğrenimini Erciş, Tunceli, Genç, Elazığ gibi birçok kent ve ilçede tamamlayan Kılıçdaroğlu, pek çok birincilik aldı. (daha&helliip;)
Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek Kimdir?
Muhammed Hüsnü Said Mübarek, 4 Mayıs 1928’de Kahire yakınlarındaki Menofya Köyü’nde dünyaya geldi. Hava Harp Akademisi’ni bitiren Mübarek, Mısır Ordusunda çeşitli görevler üstlendi.
Suzan Mübarek ile evli olan 83 yaşındaki Hüsnü Mübarek, Cemal ve Alaa Mübarek’in babasıdır.
Aktif siyasetin içinde olan Cemal Mübarek, yakın zaman kadar “devlet başkanlığı koltuğunun varisi” olarak görülüyordu.
Babası ve kardeşinin aksine politikaya uzak olan Alaa Mübarek ise, ticaretle uğraşıyor.. (daha&helliip;)
Tezhip Nedir?
Eski bir süsleme sanatıdır. Sözcük Arapça’da altınlama, yaldızlama anlamına gelir. Ama tezhip yalnız altınla değil boya ile de yapılır. Daha çok yazma kitapların sayfalarını, hat levhalarının kenarlarını süslemede kullanılmıştır.
Tezhip doğuda olduğu kadar batıda da uygulama alanı bulmuş bir sanattır. Özellikle ortaçağda Hıristiyanlık’ın kutsal metinlerini, dua kitaplarını süslemede yoğun biçimde kullanılmıştır. Ama zaman içerisinde kitaplarda da resim öne çıkmış, tezhip yalnızca başlıklardaki büyük harfleri süslemekle sınırlı kalmıştır. (daha&helliip;)
Hürrem Sultan Kimdir ? (1506-1558)
1506 yılında doğan Hürrem Sultan, asıl adıyla Roksolana, güzelliği dolayısıyla küçük yaşta Kırım Hanı tarafından Osmanlı sarayına gönderildi. Sarayda özel bir eğitim gören Hürrem Sultan, zekası ve yeteneğiyle Kanuni’nin dikkatini çekmeyi bildi ve Osmanlı tarihinde önemli bir rol oynadı. 1558’de 52 yaşındayken vefat eden Hürrem Sultan’ın cenazesi Süleymaniye Camii bahçesinde gömülüdür.
Mahidevran Gülbahar Sultan Kimdir? ( – 1580)
Mahidevran Sultan ya da Mahidevran Gülbahar Sultan (ö. 1580) Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın eşlerinden biridir.
Mahidevran Sultan’ın Arnavut kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Mahidevran Sultan’ın Kanuni’yle tahta çıkmadan önce Manisa valisi olarak görev yapmaktayken evlendiği bilinmektedir. Mahidevran Sultan 1515 yılında Kanuni’nin ilk erkek oğlu olan Şehzade Mustafa’yı dünyaya getirdi. 1520 yılında eşinin padişah olması üzerine çocuklarıyla birlikte İstanbul’a geldi. Bu sırada Hürrem Sultan saray haremine girmişti ve kısa zamanda Kanuni’nin en sevdiği eşi haline gelmişti. 1524 yılında Hürrem Sultan da bir erkek çocuk dünyaya getirdi. (daha&helliip;)
Doping Nedir? Dopingli Maddeler ve Doping Yöntemleri
Doping nedir?
Performansın artırılması amacıyla yasaklanmış çeşitli yöntemler ve maddelerin kullanılması “doping” olarak adlandırılır. Sporda performansı artırmak amacıyla “doping” maddesi/yöntemi kullanımı insan sağlığını olumsuz yönde etkilediği ve adil yarışma ortamını engellediği için Uluslararası Olimpiyat komitesi ve Spor Federasyonları tarafından yasaklanmıştır. “Doping” testlerinin sonuçlarını değiştirmek amacı ile yapılan işlemler, numune vermemek/vermekten kaçmak da sporcunun “doping” yaptığı şeklinde yorumlanır. (daha&helliip;)
İcadlar ve Buluşlar Tarihi
M . .Ö
” 4241 Mısırlılar ilk hassas takvimi yaptı
” 3200 lerde Tekerleğin ilk kez mezopotamyada ve orta avrupada kullanıldığı varsayılır.
” 3200 Sümerler yazıyı kullanan ilk halktır
” 3000 Mısırda Hiyeroglif denen yazı sistemi bulundu
” 3000 Babilde ilk ilk toplama makinası kullanıldı
” 1300 Suriyede Ugaritde ilk alfabe kullanılmıştır.
” 700 Lidya da( Türkiye) ilk para sikkesi kullanıldı
” 10 Roma da mimar Vitrivius tarafından ilk kaldırma vinci tasarlandı (daha&helliip;)
Hangi Marka, Hangi Ülkeye Ait?
ALMANYA
—————————-
Mercedes
Bmw
Audi
ww
Adidas
Puma
Grundig
Loewe
Schaub&Lorenz
Blaupunkt
Porsche
Siemens
Aeg
Bosch
Opel
—————————-
ABD
—————————-
Nike
Dell
Amd
Ibm
Intel
Hp
Compaq
Sun
Kodak
Lewis
xerox
Marlboro
Viewsonic (daha&helliip;)
GIH – SH – TH Nedir?
Kılavuzda yanında (S) yazan unvanlar 399 sayılı KHK’ya tabi sözleşmeli statüde çalışılacağını göstermektedir. Bunlar KİT kadrolarıdır. KİT’lerdeki maaşlar diğer kurumlara yüksek olup sosyal imkanlar da daha iyidir. 399 sayılı statü hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Yanında GİH TH SH AH DH YH yazan kadrolar ise 657’e tabi kadrolardır. Bu kısaltmalar ise çalışılacak hizmet sınıdını göstermektedir: Hizmet sınıfları şu şekildedir:
GİH: Genel İdare Hizmetleri Sınıfı
TH: Teknik Hizmetler
SH: Sağlık Hizmetleri
AH: Avukatlık Hizmetleri
AD: Din Hizmetleri
YH: Yardımcı Hizmetler
*******************
2012/2 Kpss Lisans Tercih Listesi’ni Excel formatında incelemek için linki tıklayın.
********************
Gıda Ürünlerinde Etiketlerin Anlamları
Etiket bilgileri, doğru alışveriş yapma ve sağlıklı beslenmenin haritasını gösteriyor. Gıda mühendisi Kübra Koyuncu sağlık için etiket dilinin öğrenilmesi gerektiğini söylüyor.
Etikette besin öğe değerleri, üretici firmaya ait bilgi ve üretim izinleri, içindekiler listesi, porsiyon miktarı gibi bilgiler yer alır. Kübra Koyuncu ürün satın alırken özellikle HACCP gıda güvenlik belgesi, son kullanma tarihi ve ‘e’ simgesinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor. HACCP belgesinin tehlike analizi ve kritik kontrol noktasını ifade ettiğini söyleyen Koyuncu, “HACCP, üretim sırasında gıda maddesi ya da ambalajına herhangi bir bulaşma olmasına karşı alınacak önlemlerin bütününü kapsar. HACCP belgesi bulunmayan hiçbir ürün satın alınmamalı. (daha&helliip;)
Türkiyedeki Camiler
Doç. Dr. Ahmet Onay, çıktığı yurt gezisinde eşi ve kızları camilerde namaz kılamayınca sorunun tezini hazırladı. Türkiye’nin cami profilini rakamlarla ortaya koyan Onay, camilerin yüzde 90’ında kadınlar için abdest alma yeri bulunmadığını, camilerin şehir hayatına uygun planlanmadığını söyledi.
Rakamlarla camiler
Kişi başına düşen cami sayısı: 2002 yılında bir araştırmaya göre Türkiye’de ortalama 882 kişiye bir cami veya mescit düşüyor.
Kadrolu cami sayısı: 2008 yılı verilerine göre Türkiye’de 67.624 kadrolu, 12.008’i kadrosuz cami bulunuyor. (daha&helliip;)
12 Eylül Referandum maddeleri – neyi oylayacağız?
Anayasa değişiklik paketi yoğun bir mesainin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti. Ancak paket CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne de taşındı. Kısmi iptaller dışında Yüksek Mahkeme referanduma giden yolu açtı.
Şimdi dikkatler 12 Eylül’de yapılacak olan referandumda…
Paketin yürürlüğe girmesi için son sözü millet söyleyecek. Peki halk referandumda neyi oylayacak?
Anayasa değişikliğinde ilk 4 madde sosyal haklarla ilgili.
Kadınlara Anayasal Güvence
İlk değişiklik Anayasa’nın 10’uncu maddesinde yapılıyor ve kadınlara pozitif ayrımcılık getiriliyor.
Kadın ve erkek eşitliğini düzenleyen yürürlükteki madde; “Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir” diyor.
Yeni düzenlemedeyse eşitliğin üstüne yeni haklar da getiriliyor. Yapılan değişiklik şöyle:
“Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”
Böylece toplumda dışlanmaya ve ezilmeye müsait olan kesimlerin koruma altına alınmasının yolu açılıyor.
KA-DER Genel Başkanı Çiğdem Aydın, “Anayasa’nın 10.maddesine eklenmek istenen pozitif ayrımcılık bizi son derece mutlu etti. Çünkü bu, kadın hareketinin çok uzun zamandır talebiydi zaten. Türkiye’de nihayet gerçekleştiği için çok mutluyuz.” diye konuştu. (daha&helliip;)
Diaspora Nedir?
M.Ö. 722 yılında krallıklarının çökmesi üzerine Yahudilerin Filistin dışındaki ülkelere sürülmesi, dağıtılması anlamına gelen diaspora Yunanca kökenlidir.
Bütün sözlüklerde Yahudiler (Jews) ile ilgili olarak kullanılan diaspora şimdi Ermeniler için de kullanılmaya başlandı. Bizler de bilinçsizce aynı yolu izleyerek diasporadaki Ermeniler, Ermeni diasporası gibi kullanımlarla bu sözün anlamını alabildiğine genişlettik ve hicret, tehcir, göç ettirme gibi sözler, aydınlarımız arasında diaspora olup çıktı.
Türkçe Sözlük, diaspora için kopuntu sözünü karşılık olarak göstermiş. Bu kavramın karşılığı bir ulustan ayrılma, kopma biçimde düşünülmüş.
Yerli ve yabancı hiçbir sözlükte Ermeniler için kullanılmamış olan, yalnızca Yahudilerin tarihteki durumlarıyla ilgili olarak geçen bu sözün kasıtlı olarak 1915’teki Ermeni olaylarıyla bağdaştırılması, dünya kamuoyunda plânlanan etkisini gösterdi ve kulaktan kulağa aktarılan tek yanlı tarih bilgileriyle Fransız parlâmenterleri de bu yanlış karara yönlendirildi.
Bizler, biyolojide, felsefede, sosyolojide olduğu gibi dil, edebiyat ve tarih derslerinde de gerçekçi olmadığımızdan; hayatla, gelecekle ilgili bilgileri edinmediğimizden; bütün ulusları dost, kardeş saydığımızdan ve böyle eğitildiğimizden 1915’te Türk’e yapılan zulümlerden de habersiz kaldık. Bu yakın tarihi, ne toplumumuza ne de dışardakilere anlatabildik. 250 bin kişiye mezar olan Çanakkale’yi, Allahuekber dağlarının üzerinde toplu mezarlarda yatan 90 bin Sarıkamış şehidini, Talat Paşa ile başlayan ve pek çok diplomatımızı kurşunlayıp yaban illerinde yere serenleri unuttuk.
Ana çizgileriyle belirttiğimiz şu yakın geçmişten biraz daha geriye gidelim.
Prof. Dr. Hamza Zülfikar
Kaynak ve Yazının Devamı
Yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner Kimdir?
Orgeneral Işık KOŞANER 1945 yılında İzmir’de doğmuştur. 1965 yılında Kara Harp Okulundan, 1966 yılında Piyade Okulundan mezun olmuştur. 1976 yılına kadar Kara Kuvvetlerine bağlı çeşitli birliklerde; Takım ve Bölük Komutanlığı, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında öğretmenlik, Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Komando Tugayında Takım Komutanlığı ve Tabur Karargâh Subaylığı, Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığında Özel Tim Komutanlığı yapmıştır.
Orgeneral KOŞANER, 1978 yılında Kara Harp Akademisinden mezun olmuş, ardından kurmay subay olarak; Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, NATO Savunma Kolejini bitirmeyi müteakip İtalya / Napoli’deki Güney Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanlığında Karargâh Subaylığı, 3’üncü Ordu Lojistik Başkanlığında Plan Koordinasyon Şube Müdürlüğü, İngiltere / Londra’da Savunma İncelemeleri Kraliyet Kolejini bitirmeyi müteakip Genelkurmay Strateji ve Kuvvet Plan Daire Başkanlığında Strateji Şube Müdürlüğü, 8’inci Piyade Tümeni 131’inci Piyade Alay Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığında Kurmay Başkanlığı görevlerini yürütmüştür.
I. Dünya Savaşı Kronolojisi
Dünyada hangi ülkede kaç nükleer bomba var
Dünyanın en büyük nükleer güce sahip iki ülkesi ABD ile Rusya`nın liderleri Barack Obama ve Dimitriy Medvedev`in ilk kez gelecek hafta (6-7 Temmuz) Moskova`da yapacakları zirve toplantısında ana gündemi, nükleer silahların azaltılması konusu oluşturacak.
ABD ile Rusya, 5 Aralık 2009`da süresi dolacak olan, 1991`de imzalanan Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması`nın (START1) yerini alacak yeni bir anlaşma üzerinde çalışıyor. (daha&helliip;)
Yeni ABD Başkanı Barac Obama (Barack Hussein Obama) Kimdir?
ABD’de Demokrat Partinin başkan adaylığını kazanarak tarih yazan Barack Hussein Obama, Kenya asıllı Müslüman bir babayla beyaz bir Amerikalı annenin oğlu olarak 4 Ağustos 1961 tarihinde dünyaya geldi. (daha&helliip;)
2011 yılında askere gidecekler – Celp Dönemleri
ADANA YÜREĞİR 2011 ŞUBAT
ADANA YAVUZELİ 2011 ŞUBAT
ADANA ŞEHİTKAMİL 2011 ŞUBAT
ADANA SİLİFKE 2011 ŞUBAT
ADANA SARIÇAM 2011 ŞUBAT
ADANA POZANTI 2011 ŞUBAT
ADANA POLATELİ 2011 ŞUBAT
ADANA MUSABEYLİ 2011 ŞUBAT
ADANA KİLİS 2011 ŞUBAT
ADANA KIRIKHAN 2011 ŞUBAT
ADANA ELBEYLİ 2011 ŞUBAT
ADANA ANTAKYA 2011 ŞUBAT (daha&helliip;)
Türk isimleri nasıl ve niye değişiyor
Türk çocuklarına verilen adlar son 50 yılda yıllara göre nasıl değişti. Her on yılda sevilen ve sevilmeyen çocuk isimleri hangileri? İsimler nasıl ve ne şekilde bir değişim gösterdi..
Mustafa Berk, Emine Naz gibi yarısı geleneksel, yarısı moda çift isimler neyi işaret ediyor? ‘Kur’an’da geçtiği için’ verilen ‘Aleynâ’ ismi, yabancı çağrışımlı moda isim ‘Alârâ’nın ‘İslamî muadili’ olabilir mi? 1970’li ve 1980’li yıllarda doğanlarda ‘Murat’ ismi neden çok fazla? Bu dönemde ideolojik reflekslerle hangi isimler verildi? Son 50 yılda en sık verilen ilk 10 kız ve erkek ismi hangileri? Bugün moda olan ve sevilmeyen isimler neler? Eskiden dini referanslar ve aile büyüklerinin isimleri dikkate alınırken, neden bugün ‘değişik olması ve kulağa hoş gelmesi’ daha önemli? Farklı dönemlerde en sık verilen isimlerin istatistiklerini yorumlayarak bu soruların cevaplarını bulmaya, isimlerimiz üzerinden toplumsal hikâyemizi okumaya çalıştık.
2008 Yılında Türkiye’de Doğum Oranı ve Sayısı
Türkiye’de geçen yıl 1 milyon 262 bin 333 doğum gerçekleşti. Yeni doğan bebeklerin yüzde 51′i erkek, yüzde 49′u ise kız oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkezi Nüfus İdaresi (MERNİS) veri tabanında yer alan 2001-2008 yıllarına ilişkin doğum verilerini ilk kez açıkladı.
Buna göre, 2007 yılında 1 milyon 266 bin 503 olan doğum sayısı, 2008 yılında 1 milyon 262 bin 333′e geriledi. Doğum sayısı 2001 yılında ise 1 milyon 321 bin 890 idi.
Geçen yıl doğan bebeklerin yüzde 51′i erkek, yüzde 49′u ise kız oldu. Yani 2008 yılında 648 bin 875 erkek, 613 bin 458 kız çocuğu dünyaya geldi.
Kaba doğum hızı binde 17,8 olarak belirlendi. Söz konusu rakam 2007 yılında binde 18, 2001 yılında ise binde 20,3 düzeyindeydi.
Başı Güneydoğu Çekiyor
Kaba doğum hızı bölgesel bazda incelendiğinde, geçen yıl kaba doğum hızının en yüksek olduğu bölge binde 27,4 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi, en düşük olduğu bölge ise binde 11,6 ile Batı Marmara oldu.
Geçen yıl genel doğurganlık hızı (15-44 yaş grubunda kadın başına düşen doğum sayısı) ise binde 74,2 oldu. Genel doğurganlık hızı 2007 yılında binde 75,1, 2001′de ise binde 83,8 olarak hesaplanmıştı.
Ortalama Çocuk Sayısı: 2
Toplam doğurganlık hızı (bir kadının doğurgan olduğu dönem yani 15-49 yaş dönemi boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı) 2001 yılında 2,37 çocuk iken 2007 yılında bu rakam 2,12 çocuk ve 2008 yılında da 2,10 çocuk oldu. Başka bir deyişle bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2 oldu.
Yaşa özel doğurganlık hızları incelendiğinde ise en yüksek doğurganlık hızının 20-24 ve 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü.
Kaynak : TRT Haber
Hangi leke nasıl çıkar?
Yünlü, pamuklu, ipek kumaşlar için elinizin altındaki sihirli leke çıkartıcıyı biliyor musunuz? Kuru fasulyenin haşlama suyu, içine tuz katılmadığı taktirde mükemmel bir temizleyicidir. Bunu sakın unutmayın. Alçı Lekesi Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin. Alkol Lekesi Cilalı ahşap üzerinde: Lekeli yerleri bir mantar tıpasıyla silin veya terebentinle ıslatın, sonra parlatın. Masif ahşap üzerinde: Eter veya benzinle temizleyebilirsiniz. Leke çok inatçıysa, çakmak benzinini deneyiniz. Altın Temizliği Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi ve 100 gr. amonyak ilave edin. (daha&helliip;)
Araç Segmentleri nelerdir ?
Bir çok sektör gibi dünya otomotiv sektörü de ortak bir dil oluşturmak adına tanımlar geliştirmeye çalışıyor. Bu çalışmalar yalnızca ortak bir dili oluşturmakla kalmamakta, rekabetin hatlarını belirleyen çizgileri de ortaya çıkarmaktadır.
İş yaşamında “Rekabet Öncesi Birliktelik” diye tanımlanan bu girişimler, otomotiv sektörünün ihtiyacı olan ürün sınıflandırmasını belirginleştirmekte etkili olmuştur. Segmentasyon denilen ürün sınıflandırması, hangi aracın kimlerle rekabet edebileceğini belirlerken tüketicinin alım seviyesini de kademelendirir. (daha&helliip;)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Tesisleri Adres ve Telefonları
BAYRAMPAŞA SPOR KOMPLEKSİ
Tuna Cad. No:2
BAYRAMPAŞA
Tel: 0212-576 21 49 – 565 93 29
Fax: 576 36 01
ÇIRPICI SPOR KOMPLEKSİ
Çırpıcı Yolu üzeri Çırpıcı
ZEYTİNBURNU
Tel: 0212-558 47 02
Fax: 665 31 29 (daha&helliip;)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Tesisleri Adres ve Telefonları
Beykoz Korusu Sosyal Tesisleri
Adres : Gümüşsuyu Mahallesi Fenerüstü Sokak
(Eski Hasır Restorant’ın yeri) Beykoz / İstanbul
Telefon : (0216) 425 57 88 – 425 57 89
Fax : (0216) 425 57 59
Arnavutköy Sosyal Tesisleri
Adres : Arnavutköy Cad. No: 15 Arnavutköy / İstanbul
Telefon : (0212) 257 42 08 – 257 66 87
Fax : (0212) 265 21 73 (daha&helliip;)
